MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma konusu irtifak hakkı bedelinin tespiti ve bu hakkın davacı idare adına tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı idare vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
-K A R A R-
Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma konusu irtifak hakkı bedelinin tespiti ve bu hakkın davacı idare adına tescili istemine ilişkindir.Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı idare vekilince temyiz edilmiş ise de; temyiz süresi geçtikten sonra temyiz edildiğinden bahisle 13/04/2016 tarihli ek karar ile temyiz isteminin reddine karar verilmiş; bu karar yine davalı vekilince temyiz edilmiştir. Gerekçeli kararın tebliğine dair tebligat evrakında; "yetkili katip..." şeklinde kaşe basılarak üzerinin imzalandığı ancak vekilin tebligat saatinde nerede olduğuna dair tebligat evrakında herhangi bir şerh düşülmediği anlaşılmaktadır.Tebligat Kanununun 17. maddesinde "Belli bir yerde devamlı olarak meslek veya sanatını icra edenler, o yerde bulunmadıkları takdirde tebliğ aynı yerdeki daimi memur veya müstahdemlerinden birine, meslek veya sanatını evinde icra edenlerin memur ve müstahdemlerinden biri bulunmadığı takdirde aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır." Tebligat Kanunu 20. maddesinde ise, "13, 14, 16, 17 ve 18 inci maddelerde yazılı şahıslar, kendisine tebliğ yapılacak kimsenin muvakkaten başka yere gittiğini belirtirlerse; keyfiyet ve beyanda bulunanın adı ve soyadı tebliğ mazbatasına yazılarak altı beyan yapan tarafından imzalanır ve tebliğ memuru tebliğ evrakını bu kişilere verir." Yine Tebligat Tüzüğü 26. maddesinde "Bu Tüzüğün 18, l9, 20, 22, 23 ve 24 üncü maddelerinde yazılı kişiler, tebliğ yapılacak olanın geçici olarak başka yere gittiğini belirtirlerse, tebliğ memurunca durum ve beyanda bulunanın kimliği tebliğ tutanağına yazılır; altı imzalattırılarak tebliğ edilecek evrak beyanı yapana verilir." hükmüne yer verilmiştir. Bu durumda davacı vekili adına yapılan tebligat evrakı usulüne uygun olmadığından davacı vekilinin öğrendiği tarih göz önüne alındığında temyiz isteminin süresinde olduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle temyiz dilekçesinin reddine ilişkin Ağrı 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 13/04/2016 tarih 2014/271 Esas, 2015/424 Karar sayılı Ek Kararının kaldırılmasına karar verildikten sonra işin esasının incelenmesinde;
Karar tarihinde yürürlükte bulunan 5219 sayılı Kanunla değişik H.U.M.K’nun 427.maddesi uyarınca, 2.080,00-Liradan az olan taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin hükümler kesindir.Bu nedenle davacı idare vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 12/03/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.