MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, davacı idare vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
- K A R A R –
Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı idare vekilince temyiz edilmiştir.
Bilirkişi incelemeleri yaptırılmıştır. Alınan rapor ve yapılan incelemeler hüküm kurmaya elverişli değildir. Şöyle ki;
Dava konusu taşınmaz ve emsal taşınmaz kadastral parsel olduğu halde, dava konusu taşınmaza imar parseli gibi değer biçen bilirkişi kurulu raporu geçerli olmadığı gibi 04/11/2015 tarihinde açılan davada, yargılama devam ederken idarece, dava konusu taşınmaza Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılması talep edilmiş, ... 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/5 Değişik İş sayılı dosyasında, 05/02/2016 tarihi esas alınmak suretiyle acele kamulaştırma bedeli olarak belirlenen miktar esas alınmak suretiyle mahkemece kamulaştırma bedeli tespit edilmiştir.
Kamulaştırma Kanununun 15/11. maddesi uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescili için açılan davada değerlendirmenin idarece mahkemeye belgelerin verildiği gün yani, somut olayda dava tarihi olan 04/11/2015 tarihi esas alınarak yapılması gerektiği düşünülmeden, dava tarihinden sonraki tarihe göre taşınmaza acele el konulmasına ilişkin dosyadaki rapor esas alınarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. Bu itibarla,
Taraflara dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, dava konusu taşınmazın, değerlendirme tarihi itibariyle, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibariyle imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu dava tarihindeki değerinin belirlenmesi ve ayrıca dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan yapılara resmi birim fiyatları esas alınıp yıpranma payı da düşülerek değer biçilmesi için, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi,
Doğru görülmemiştir.
Davacı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 12/04/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy