MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, davacılar vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R –
Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.Yapılan incelemede; dava konusu taşınmazların bir kısmı üzerine kısmen, bir kısmının üzerine tamamen "orman tahdit sınırı içerisinde" bulunduğuna dair 12.07.2005 tarihli şerhlerin konulduğu, taşınmazların bir kısmı üzerinde ise herhangi bir şerh bulunmadığı, dava dilekçesinde taşınmazların orman tahdit sınırları içerisine alınmak, ağaç dikmek ve tel örgüyle çevirmek suretiyle tasarruf imkanının ortadan kaldırıldığının belirtildiği, mahkece dava konusu taşınmazlara ilişkin kadastro tespitlerine yapılan itirazların 30.12.1996 tarihinde kesinleştiği, davanın kesinleşme tarihi nazara alındığında on yıllık süre geçtikten sonra açıldığı, taşınmazların tapu kayıtlarının halen davacılar adına kayıtlı olduğu ve konulan şerhlerin tasarruf imkanını ortadan kaldıracak mahiyette olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.Mülkiyet hakkı gerek Anayasa ve yasalarla iç hukuk yönünden, gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokolleri ile kabul edilmiş temel haklardandır. (Anayasa Md. 13, 35 ve 46, AİHS Ek Prot. 1-1). Türk Medeni Kanununun 683. maddesinde de bir şeye malik olan kimsenin hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisi belirtilmiş, malikin malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız el atmanın önlenmesini de dava konusu edebileceği hüküm altına alınmıştır.Somut olayda; halen davacılar adına tapuda kayıtlı bulunan taşınmazlara; kısmen ve tamamen orman tahdit sınırlarına alındığına dair şerh konulmak, ağaç dikilmek ve tel çitle çevirmek suretiyle tasarruf imkanının ortadan kaldırıldığına dair iddialarda bulunulduğuna göre mahkemece; mahallinde keşif yapılarak taşınmazlara fiilen el atılıp atılmadığı atılmışsa miktarları açıkca belirlenip, fiili el koyma olgusunun varlığının tespit edilmesi halinde TC Anayasası' nın 13, 35 ve 46. maddeleri ve AİHS Ek Prot. 1-1, Türk Medeni Kanununun 683. maddesine göre mülkiyet hakkının özüne dokunulmaksızın ancak yasalarla sınırlandırılabileceğine ilişkin düzenlemeleri dikkate alınarak davalılardan ... yönünden işin esasına girilerek sonucuna göre hüküm kurulması, Hazine hakkındaki davanın ise husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmeden yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,Doğru görülmemiştir.Davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 12/03/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.