MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın tapudan terkini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, taraf vekillerince verilen dilekçeler ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
- K A R A R –
Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın tapudan terkini istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak zeminine, değer biçilmesi yöntem itibariyle doğru olduğu gibi üzerindeki yapılara bayındırlık fiyatları esas alınıp yıpranma payı da düşülerek değer takdirinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;
1-Çekerek Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 13.03.2014 tarihli ve 2013/101 Esas - 2014/111 Karar sayılı dosyasında aynı kamulaştırma nedeniyle, aynı mahallede bulunan 247/303 parsel sayılı taşınmazın m²'sine 25,45 TL değer biçildiği ve bu değerin Dairemizin denetiminden geçtiği anlaşıldığından, bilirkişi kurulundan bu bedelden ayrılma nedenleri konusunda ek rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması,
2)Kamulaştırma Kanununun 25/2. maddesinde '' Mahkemece verilen tescil kararı tarihinden itibaren taşınmaz mal sahibinin kamulaştırılması kararlaştırılan taşınmaz malda yeni inşaat veya ekim ve mevcut inşaata esaslı değişiklikler getirmek gibi kullanım hakları kalkar. Bundan sonra yapıların değeri dikkate alınmaz '' hükmü yer almakta olup, mal sahibinin kamulaştırılan taşınmaz üzerinde dava açılmasından sonra,
tescil kararı verilmesinden önce inşaa ettiği ve 6495 sayılı Yasa ile Kamulaştırma Kanununa eklenen hüküm kapsamında bulunmayan yapıların kanundan kaynaklanan bir hakkın kullanılmasının da iyiniyet kurallarına aykırılık teşkil etmeyeceği gözetilerek beton parke ve gölgelik bedeline hükmedilmesi gerekirken, dava açıldıktan sonra yapıldığından bahisle bu yapıların bedeline hükmedilememesi,
Doğru görülmemiştir.
Taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harçlarının Hazineye irad kaydedilmesine, 15/11/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy