MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, taraf vekillerince verilen dilekçeler ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
- K A R A R –
Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Arsa niteliğindeki ... mahallesi 2207 parsel sayılı taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde ve tespit edilen bedelin bloke ettirilerek hükmün kesinleşmesi beklenmeden davalı tarafa ödenmesine karar verilmesinde yöntem olarak bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;
1-Aynı bölgeden intikal eden ve Dairemizin 2016/27206 Esas- 2018/6204 Karar sayılı ilamı ile onanan ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/284 Esas ve 2016/753 Karar sayılı dava dosyasında aynı kamulaştırma kapsamında aynı mahallede bulunan ve Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünün parsel sorgulama sitesinden edinilen bilgilere göre dava konusu taşınmaza yaklaşık 10 metre mesafede olan, dava konusu taşınmaz ile benzer özellikteki 2197 parsel sayılı taşınmaza Mart 2016 değerlendirme tarihi itibariyle 78,45 TL/m2 değer biçildiği halde; değerlendirme tarihi olan Kasım 2015 itibariyle dava konusu taşınmazın metrekaresine 132,09-TL değer biçilmesi nedeniyle rapor inandırıcı değildir.
Bu nedenle dosyanın bilirkişilere tevdi edilerek yukarıda belirtilen miktardan ayrılma nedeni belirlenerek ek rapor alınması gerekirken yetersiz rapora göre hüküm kurulması,
2- -Dava konusu taşınmazın; kullanım amacı, yüzölçümü ve geometrik şekli dikkate alındığında kamulaştırmadan arta kalan ve 27.12.2015 tarihli fen bilirkişi krokisinde (A) harfi ile gösterilen 919,33 m2lik kısmında değer azalışı olacağının düşünülmemesi,
Doğru görülmemiştir.
Taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, davalıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 18/04/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy