MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, davacı idare ile davalılardan ismail Hakku Bulut vekillerince verilen dilekçeler ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
- K A R A R –
Mahkemece uyulan bozma kararı uyarınca inceleme ve işlem yapılarak hüküm kurulmuş; karar, davacı idare ile davalılardan ismail Hakku Bulut vekillerince temyiz edilmiştir.
Bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Arsa niteliğindeki taşınmazın zeminine emsal karşılaştırması yapılarak, üzerinde bulunan yapılara resmi birim fiyatları esas alınıp yıpranma payı düşülerek, ağaçlara ise yaş, cins ve verim durumlarına göre maktuen değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;
1)Davalılardan İ.. B..'un mahkemece verilen ilk kararı temyiz etmediği anlaşıldığından, bu davalının payı yönünden davacı idare yararına usuli kazanılmış hak oluştuğu gözetilmeden yazılı şekilde fazla bedel tespiti,
2)Bozma öncesi taşınmaz üzerinde bulunan villa ve sundurma niteliğindeki yapılar için 1.079.866,78-TL bedele hükmedildiği ve bu husus bozma konusu yapılmadığından davalılar lehine usuli kazanılmış hak teşkil ettiği gözetilmeden, bozma sonrası bu yapıların bedeli 1.073.396,90-TL olarak hesaplanmak suretiyle aza hükmedilmesi,
3)Hükme esas alınan 31.07.2015 tarihli bilirkişi kurulu raporunun dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan inşaat yapıları yönünden incelemeler bölümünde “ek rapor sonucu artan bedel” olarak belirtilip kamulaştırma bedelinin hesabında dikkate alınan 36.000,00-TL'nin neye ilişkin olduğu hususunda bilirkişi kurulundan ek rapor alınmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması,
4)2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine 6459 sayılı Yasanın 6. maddesi ile eklenen hüküm uyarınca, dört ay içerisinde sonuçlandırılamayan davada, Anayasa Mahkemesi’nin 19.12.2013 tarih ve 2013/817 başvuru numaralı 1. Bölüm kararı da göz önüne alınarak, dava tarihinden sonra açılan acele el koyma dosyasında bloke edilen 2.058.960,27-TL'ye 16.04.2012 tarihinden, acele el koyma bedelinin bloke tarihine kadar, bozma öncesi tespit edilen bedelden acele el koyma bedelinin mahsubundan sonra kalan 227.061,41-TL'ye ise aynı tarihten ilk karar tarihi olan 09.10.2013 gününe kadar faiz yürütülmesi gerekirken bu usule uyulmadan faize hükmedilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Davacı idareile davalılardan ismail Hakku Bulut vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, davalılardan İ.. B..'tan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 10/11/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.