MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, taraf vekillerince verilen dilekçeler ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
- K A R A R –
Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Bilirkişi incelemesi yaptırılmış ise de alınan rapor hüküm kurmaya elverişli değildir. Şöyle ki;
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda Aksoy Mahallesi 118 ada 27 ve 31 parsel (eski 129 ve 130 parsel) sayılı taşınmazların niteliği net olarak belirlenmeden m²birim fiyatı soyut ifadelerle tespit edildiğinde rapor inandırıcı bulunmamıştır.
Bu durumda; dava konusu taşınmazın değerlendirme tarihi olan 14.04.2014 gününde belediye imar planı içinde olup olmadığı değilse belediye veya mücavir alan sınırları dahilinde bulunup bulunmadığ belediye hizmetlerinden yararlanıp yaralanmadığı ve etrafının meskun olup olmadığı hususları ilgili Belediye Başkanlığından sorulduktan sonra;
1-Dava konus taşınmazın arsa niteliğinde olduğunun anlaşılması halinde; Kamulaştırma Kanununun kıymet takdir esaslarını belirten 11. maddesinin 1.fıkrasının arsalara ilişkin (g) bendi uyarınca arsaların bedelinin değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması zorunludur. Bu itibarla, emsal satışların değerlendirme tarinindeki karşılıklarının fiyat artış endekslerinin uygulanması suretiyle tespiti, bundan sonra emsal ile dava konusu taşınmazın eksik ve üstün yönlerinin neler oldğuu ve oranları açıklanmak suretiyle değer biçilmesi gerekir,
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda emsal incelemesi yapılmaksızın soyut ifaderle değer biçildiğinden, bu rapora göre hüküm kurulması mümkün değildir.
Bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde re'sen emsal celbi yoluna gidilmesi, taşınmazın, değerlendirme tarihi itibariyle, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibariyle imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması,
2-Dava konusu taşınmazın arazi olarak kabulüne göre de;
a-İdarece düzenlenen kıymet takdir raporunda dahi taşınmaz bedelinin tespitinde %4 oranında kapitalizasyon faizi uygulandığı gözetildiğinde hükme esas alınan bilirkişi raporunda taşınmazın niteliği de gözetilerek % 4 oranında kapitalizasyon faizi uygulanması gerekirken bu oranı %6 uygulanmak suretiyle düşük bedel tespiti,
b-Arazi niteliğindeki taşınmazın olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelirine göre bulunan bedeline, özellikleri ve mevcut durumu dikkate alındığında %200 objektif değer arttırıcı unsur eklenmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi,
Doğru olmadığı gibi;
3-7139 sayılı Kanunla değişik Kamulaştırma Kanununun 10/8 fıkrası gereğince bankaya hak sahibi adına yatırılacak bedel bakımından; 7139 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik hükümlerine göre işlem yapılması gerektiğinden,
Hükmün yukarıda açıklanan gerekçelerle taraf vekillerinin temyiz isteminin kabulü ile BOZULMASINA, davalılardan
peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 19/09/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy