MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasının reddine dair verilen yukarıda tarih ve numaraları yazılı hükmün duruşmalı olarak Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, duruşma için belirlenen 10/05/2018 günü taraf vekillerinin yüzlerine karşı duruşmaya başlanarak, sözlü açıklamaları da dinlendikten ve dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü.
- K A R A R -
Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Yapılan incelemede; ... ili, ... ilçesi, ... mahallesi 2147 parselin evveliyatı olan 216 parsel sayılı taşınmaz 15.750 m2 olarak ... adına kayıtlı iken ... tarafından 1970 senesinde yapılan kamulaştırma sebebiyle 487, 488 ve 489 parsellere ifraz olduğu, 488 parselin 2.000 m2 yüzölçümü ve kanal vasfı ile ... adına tescil edildiği, 487 parselin 7.150 m2, 489 parselin ise 6.600 m2 olarak ... adına tescil edildiği, davacı ... tarafından 29.03.1984 tarihinde satın alınan 489 parselin ise 1995 senesinde ... Müdürlüğü tarafından kısmen kamulaştırılması sebebiyle 1996 ve 1997 parsellere ifraz olduğu, 3.432 m2 yüzölçümlü 1997 parselin kamulaştırma kapsamında yol olarak sicilinden terkin edildiği, 3.168 m yüzölçümlü 1996 parselin davacı ... adına tescil edildiği, 1996 parselin de 2001 senesinde ... Genel Müdürlüğü tarafından kısmen kamulaştırılması sebebiyle 2147 ve 2148 parsellere ifraz olduğu, 924 m2 yüzölçümlü 2148 parselin kamulaştırma nedeniyle ... adına tescil edildiği, 2147 parselin ise 2.244 m2 olarak davacı adına tapuya tescil edildiği, davacı ...’nin müracaatı üzerine ... Kadastro Müdürlüğünün 22.12.2011 tarihli kararı ile 3402 sayılı Kadastro Kanununun 41. maddesi uyarınca 2147 parselin yüzölçümünün 3.165,65 m2 olarak düzeltilmesine ilişkin kararın kesinleştiği,
Dosyada mevcut 05.01.2016 tarihli fen bilirkişi raporunda; 2147 parselin 4 nolu krokide görüldüğü gibi 3.165,65 m2 olarak koordinatlarıyla birlikte uygulama yapıldığında kuzeyde bulunan ve A harfi ile gösterilen 147,35 m2'lik yerin ve 1997 nolu parselde (B) ile gösterilen 568 m2’lik yerin Karayolları kamulaştırma sahası içerisinde kalıp daha önce kamulaştırılan 1997 nolu parselin 3.432 m2lik miktarlı yerin ilk tesis kadastrosundaki sınırlandırma hatalarından kaynaklandığından gerçek yüzölçümünün 4000 m2 olup tamamının Karayolları'nda kaldığının tespit edildiği, davacının 04.05.2015 tarihli dilekçesi ile fen bilirkişi raporunda 1997 parsel içerisinde (B) harfi ile gösterilen 568 m2 yerin bedelini talep ettiği anlaşılmıştır.
Dosyada bulunan kanıt ve belgelere, kararın dayandığı gerekçelere göre, davacıya ait 2147 parselin geldisi olan 489 parselde herhangi bir düzeltme yapılmadığı, davacının tapuyu da 6.660 m2 olarak satın aldığı, davacı tarafından açılan tapuda düzeltim davasının reddine dair verilen kararın kesinleştiği, 2147 parselin bir kısmı kamulaştırma koridorunda kalsa da bu yerle ilgili olarak davacı tarafından usulünce açılmış bir dava bulunmadığı gibi 04.05.2015 tarihli dilekçeye göre davacının talebinin fen bilirkişi raporunda 1997 parsel içerisinde (B) harfi ile gösterilen 568 m2 yere ilişkin olduğu, davacının 489 nolu parseldeki miktar hatasının düzeltilmesi ile ilgili olarak Kadastro Müdürlüğüne yapmış olduğu müracaattan da kendi isteği ile vazgeçtiği, 2147 parsel dışında davacı adına kayıtlı bir taşınmaz da bulunmadığı, dava konusu yerle ilgili tapuda düzeltim ve tescil yapılmadığı, davacıya ait olduğu tespit edilemediğinden ve davacı adına kayıtlı tapu kaydı da bulunmadığından dava konusu yere ilişkin olarak davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;
Davanın aktif husumetten reddine karar verilmesi sebebiyle davalı idare lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret tarifesinin 7/2 maddesi uyarınca maktu ücretine hükmedilmesi gerektiği halde nisbi vekalet ücreti takdir edilmesi,
Doğru değilse de; bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden,
Gerekçeli kararın hüküm fıkrasının vekalet ücretine ilişkin 4 nolu bendinin hükümden çıkartılmasına, yerine (Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 1.800,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine) cümlesinin yazılmasına,
Hükmün böylece DÜZELTİLEREK ONANMASINA, davacıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine, temyiz eden davacı yararına yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan 1.630,00-TL. vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, 17/05/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy