MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, davacı idare vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
- K A R A R –
Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı idare vekilince temyiz edilmiştir.
Sulu tarım arazisi niteliğindeki ... Mahallesi 106 ada 63 parsel sayılı taşınmaza net gelirine göre değer biçilmesinde yöntem itibariyle bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;
1-Yapılan incelemede; davalının ... TC kimlik numaralı 1966 doğumlu ... kızı ... olarak gösterildiği tapu malikinin ise ... kızı ... olduğu anlaşılmıştır. Kamulaştırma Kanununun 14/5. maddesinde yer alan "İdare tarafından bu kanun hükümlerine göre tespit olunan malike ve zilyede karşı açılan davaların görülmesi sırasında, taşınmazın gerçek malikinin başka bir şahıs olduğu anlaşıldığı takdirde, davaya bu gerçek malik dahil edilmek suretiyle devam olunur" hükmü uyarınca davalı ... ile tapu maliki ...’ün aynı kişi olup olmadığı konusundaki bilgi ve belgeler (nüfus kaydı, veraset ilamı, tapuda isim düzeltim kararı v.b.) taraflardan istenip temin edilerek davalı ve tapu malikinin aynı kişi olduğu anlaşılması halinde gerçek malik, ölü ise mirasçılarının davaya dahil edilip, dava dışı ... malik ise Kamulaştırma Kanununun 14/5 maddesine göre davaya dahil edilip, taraf teşkili tamamlandıktan sonra karar verilmesi gerekirken, bu hususlar dikkate alınmadan karar verilmesi doğru olmadığı gibi,
2-7139 sayılı Kanunla değişik Kamulaştırma Kanununun 10/8 fıkrası gereğince bankaya hak sahibi adına yatırılacak bedel bakımından; 7139 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik hükümlerine göre işlem yapılması gerektiğinden,
Hükmün yukarıda açıklanan gerekçelerle davacı idare vekilinin temyiz isteminin kabulü ile BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 24/10/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.