MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki müdahalenin men'i ile ecrimisil davası ile birleştirilen Kamulaştırma Kanununun 38. maddesi uyarınca tapu kaydının iptali ve davalı idare adına tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Asıl davanın açılmamış sayılmasına, birleştirilen davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, davacı (karşı davalı) ... tarafından verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
- K A R A R –
Müdahalenin men'i ile ecrimisil davası ile birleştirilen Kamulaştırma Kanununun 38. maddesi uyarınca tapu kaydının iptali ve davalı idare adına tescili istemine ilişkindir.
Mahkemece, asıl davanın açılmamış sayılmasına, birleştirilen davanın ise kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı (karşı davalı) ... tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı tarafça takip edilmeyen asıl davanın açılmamış sayılmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Birleştirilen dava yönünden ise;
1-Yapılan incelemede 5375 m2 yüzölçümlü ... ilçesi, ... köyü, 184 parsel sayılı dava konusu taşınmazda 1972 yılında sulama kanalı sebebiyle kamulaştırma yapıldığı; taşınmazın 1425 m2'sinin pazarlıkla kamulaştırıldığı, 2000 m2'sine ise kıymet takdiri yapıldığı ancak, kamulaştırma evraklarının tebliğine ve ödemeye ilişkin belgenin dosyada mevcut olmadığı, dava konusu taşınmazın 3425 m2'lik kısmına ait davacı idare adına tapu kayıtlarının mevcut olduğu, kamulaştırmadan sonra dava konusu taşınmazın 1982 tarihinde kadastro tespiti gördüğü ve dava konusu taşınmazın, adına kamulaştırma yapılan ... oğlu ...nin kızı olan asıl dava davacısının murisi ... adına tespit gördüğü ve itiraz edilmeyen kadastro tespitinin 12.08.1982 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3.maddesindeki "bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz" ve 12/4 maddesindeki “ Kadastrosu tamamlanan çalışma alanı içerisinde kalan eski tapu kayıtları, işleme tabi kayıt niteliğini kaybederler. Bu kayıtlara dayanılarak kadastro ve tapu sicil müdürlüklerinde işlem yapılamaz.”maddeleri dikkate alındığında dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin 12.08.1982 tarihinde kesinleştiği daha önce kamulaştırma yapılmış ve tapuya işlenmiş olsa bile kamulaştırma sonrası yapılan kadastro tespitine işlenmediği,kadastro öncesi eski tapu kayıtlarının dayanak alınamayacağı ve davalı idarece 10 yıllık hak düşürücü süre içinde dava açıldığına dair dosyada bilgi ve belge bulunmadığı gibi; Kamulaştırma Kanununun 38. maddesi Anayasa Mahkemesinin 04.11.2003 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan kararı ile iptal edilmiştir. 30.06.2010 tarihinde yürürlüğe giren 5999 sayılı Yasa ile 2942 sayılı Kanuna eklenen geçici 6. madde ile; “Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen, 09.10.1956 tarihi ile 04.11.1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması hallerinde, hak sahiplerine idare ile uzlaşma ve uzlaşılmaması halinde dava açma hakkı tanınmış olup, idarenin Kamulaştırma Kanununun 38. maddesine dayalı olarak tapu iptali ve tescil davası açma imkanı kalmamıştır.
Bu nedenlerle davalı (karşı davacı) idarenin taşınmaza ilişkin tapu iptal ve tescil talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne dair hüküm kurulması,
Doğru görülmemiştir.
Davacı (karşı davalı) ...'nin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 16/05/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy