MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak terkini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, taraf vekillerince verilen dilekçeler ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü.
- K A R A R -
Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak terkini istemine ilişkindir.
Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince inceleme ve işlem yapılarak hüküm kurulmuş ; karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Arazi niteliğindeki ... mahallesi, 106 ada 21 parsel sayılı taşınmaza net ürün gelirine değer biçilmesinde ve tespit edilen bedelin bloke ettirilerek hükmün kesinleşmesi beklenmeden davalı tarafa ödenmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Bu nedenle taraf vekillerinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları bozma ile kesinleşen yönlere ilişkin olduğundan yerinde değildir. Ancak;
1)Dava konusu taşınmazın bedeline hükmedilen arta kalan kısmı ifrazen 106 ada 64 parsel olmasına rağmen hüküm fıkrasında parsel numarasının hatalı yazılması,
2)Kamulaştırmadan arta kalan kısmın tapusunun iptali ile idare adına tesciline karar verilmiş ise de bu kısmın da yol olarak terkinine hükmedilmesi,
3)2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine 6459 sayılı Yasanın 6. maddesi ile eklenen hüküm uyarınca, dört ay içerisinde sonuçlandırılamayan davada, bozma öncesi tespit edilen kamulaştırma bedeline 21.04.2013 tarihinden ilk karar tarihine, bozma sonrası tespit edilen fark bedele ise 21.04.2013 tarihinden son karar tarihine kadar yasal faiz işletilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
4)İdarece fazla yatırılan 17.317,08 TL'nin davacı idareye iadesine karar verilmemesi,
5)Davanın niteliği gereği kendisini vekil ile temsil ettiren davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
Doğru değil ise de; bu yanılgıların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden,
Gerekçeli kararın hüküm fıkrasının;
a)1 nolu bendinden (65) rakamlarının çıkartılmasına, yerine (64) rakamlarının yazılmasına,
b)2 nolu bendinin çıkartılmasına,
c)4 nolu bendinin sonuna (bozma öncesi tespit edilen 41.811,00TL kamulaştırma bedeline 21.04.2013 tarihinden ilk karar tarihi olan 18.02.2014 tarihine, bozma sonrası fark bedel 13.524,43TLye ise 21.04.2013 tarihinden son karar tarihi olan 21.09.2016 tarihine kadar yasal faiz işletilmesine, fazla yatırılan 17.317,08TLnin davacı idareye iadesine, ) cümlesinin yazılmasına,
d)Yeni bir bent olarak (Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 1.800,00 TL maktu vekalet ücretinin davacı idareden alınarak davalıya verilmesine,) cümlesinin yazılmasına,
Hükmün böylece DÜZELTİLEREK ONANMASINA, davalıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 28/05/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.