MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasının reddine dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca ONANMASI hakkında Daireden çıkan kararı kapsayan 09/03/2017 gün ve 2016/15478 Esas - 2017/7829 Karar sayılı ilama karşı davacılar vekilince verilen dilekçe ile karar düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup gereği konuşulup düşünüldü:
-K A R A R-
Kamulaştırma yolu ile idareye devredilen ancak, davalı tarafından imar planları değiştirilerek dava dışı üçüncü şahıslara satılan taşınmazla ilgili olarak belediyece yapılan işlemlerin yok hükmünde olduğu iddiası ile uğranılan zararın, davacılara ödenen kamulaştırma bedeli düşüldükten sonra taşınmazın gerçek değerinin hesaplanılarak davacılara ödenmesi suretiyle tazmini istemine ilişkin davada mahkemece uyulan bozma kararı gereğince davanın reddine dair verilen karar Dairemizce onanmış, bu karara karşı davacılar vekilince karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.Her ne kadar mahkemece uyulan bozma kararı gereğince inceleme ve işlem yapılarak hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de; Anayasa Mahkemesi’nin 14.05.2015 tarih 2014/177E. 2015/49K. sayılı ve 11.06.2015 tarihinde yayınlanan kararı ile 6552 sayılı Yasanın 101. maddesi ile eklenen geçici 9. maddesinde yer alan 22. maddesinin 1, 2, 3. fıkra hükümleri iptal edildiği, böylece 11.09.2014 tarihinden önce açılan ve halen kesinleşmeyen davada Kamulaştırma Kanununun 22/3 maddesi ile getirilen 5 yıllık süre şartının uygulanma imkanı kalmadığı bu kez yapılan incelemede anlaşıldığından;
Davacılar vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 09.03.2017 tarih 2016/15478E.-2017/7829K. sayılı onama ilamının kaldırılmasına karar verildikten sonra yapılan incelemede,
Dava, kamulaştırma yolu ile idareye devredilen ancak, davalı tarafından imar planları değiştirilerek dava dışı üçüncü şahıslara satılan taşınmazla ilgili olarak belediyece yapılan işlemlerin yok hükmünde olduğu iddiası ile uğranılan zararın, davacılara ödenen kamulaştırma bedeli düşüldükten sonra taşınmazın gerçek değerinin hesaplanılarak davacılara ödenmesi suretiyle tazmini istemine ilişkindir.Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince inceleme ve işlem yapılarak davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.Dosyada bulunan kanıt ve belgelerden; 1/1000 ölçekli imar planında park ve spor alanı olarak ayrılan dava konusu 705 parsel sayılı taşınmazın, ... Büyükşehir Belediye Encümeninin 27.01.1998 tarihli encümen kararına istinaden kamulaştırılıp, taşınmaz maliki olan davacılarla varılan uzlaşma sonucunda 17.03.1998 tarihinde bedeli karşılığında davalı idareye devredildiği, ancak davalı belediyece 20.07.1998 tarihinde yapılan plan tadilatı ile dava konusu taşınmazın imar planındaki kullanımının Merkezi İş Alanı (Ticari alan) olarak değiştirilip, 27.11.1998 tarihinde dava dışı üçüncü şahıslara satıldığı anlaşılmıştır.4650 sayılı Yasa ile Değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunun “Vazgeçme, İade ve Devir” kenar başlığını taşıyan ve 13.09. 2014 tarihinde yürürlüğe giren 6552 sayılı Yasa ile değiştirilen 22. maddesinde “Kamulaştırmanın kesinleşmesinden sonra, taşınmaz malların kamulaştırma amacına veya kamu yararına yönelik herhangi bir ihtiyaca tahsisi lüzumu kalmaması halinde, keyfiyet idarece mal sahibi veya mirasçılarına 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre duyurulur. Bu duyurma üzerine mal sahibi veya mirasçıları kamulaştırma bedelini aldıkları günden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte üç ay içinde ödeyerek taşınmaz malı geri alabilir. İade işleminin kamulaştırmanın ve bedelinin kesinleşmesinden sonra bir yıl içinde gerçekleşmesi halinde kamulaştırma bedelinin faizi alınmaz. Bu madde hükümlerine göre taşınmaz malı geri almayı kabul etmeyen mal sahibi veya mirasçılarının 23. maddeye göre geri alma hakları da düşer. Bu madde hükümleri, kamulaştırmanın kesinleşmesi tarihinden itibaren beş yıl geçmiş olması halinde uygulanmaz.” hükmü yer almakta olup, söz konusu maddede kamulaştırılan taşınmaza ihtiyacı kalmayan idarenin, kamulaştırmadan sonraki davranışları düzenlenmiştir.Her ne kadar mahkemece uyulan bozma kararı gereğince inceleme ve işlem yapılarak hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de; Anayasa Mahkemesi’nin 14.05.2015 tarih 2014/177E. 2015/49K. sayılı ve 11.06.2015 tarihinde yayınlanan kararı ile 6552 sayılı Yasanın 101. maddesi ile eklenen geçici 9. maddesinde yer alan 22. maddesinin 1, 2, 3. fıkra hükümleri iptal edildiği, böylece 11.09.2014 tarihinden önce açılan ve halen kesinleşmeyen davada Kamulaştırma Kanununun 22/3 maddesi ile getirilen 5 yıllık süre şartının uygulanma imkanı kalmamıştır.Somut olaydaki uyuşmazlık, kamulaştırılan taşınmazın, kamu hizmetlerine tahsis edilme lüzumunun ortadan kalkması üzerine üçüncü şahıslara satılması nedeniyle davacının uğradığı zararın tazminine karar verilip verilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.Davalı idare, kamulaştırılan taşınmaz yönünden kamu yararı kararında belirtilen amacı gerçekleştirmediği gibi taşınmazı başka bir kamu yararı amacı doğrultusunda da kullanmayarak taşınmazın imar durumunu "ticari alan" olarak değiştirerek taşınmazda artı bir değer oluşturmuş, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 22. maddesi uyarınca taşınmazın kamulaştırma amacına veya kamu yararına yönelik herhangi bir ihtiyaca tahsisi lüzumu kalmaması halinde keyfiyetin idarece mal sahibine veya mirasçılarına 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre duyurulmasına ilişkin yükümlülüğü yerine getirmeden taşınmazı özel kişilere devrederek davacıların mülkiyet hakkına kamulaştırmanın dayandığı kamu yararı amacı bulunmadan müdahale edilerek Anayasanın 35. maddesindeki güvencelere aykırı olarak mülkiyet hakkını ihlal etmiştir.Bu itibarla; dava konusu taşınmazın üçüncü kişiye satış tarihi ile dava tarihi arasında geçen zaman dikkate alındığında Türk Borçlar Kanunu 52. maddesi uyarınca davacı zararın artmasına sebep olmuş ise bundan sorumlu tutulması gerektiği gözetilerek, davacı tarafın taşınmazın 3. kişiye satışını öğrendiği tarih taraflardan delilleri sorulmak suretiyle tespit edilerek kamulaştırma nedeniyle davacılara ödenen bedelin ödeme günü olan 17.03.1998 tarihinden itibaren, taşınmazın 3. kişilere 27.11.1998 tarihinde devri sonucu alınan bedelin ise bu tarihten (27.11.1998) başlamak üzere Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi tablosu ve satışın öğrenildiği tarih esas alınmak suretiyle güncellenmesi için uzman bilirkişi kurulundan denetime elverişli rapor alınarak bu iki bedel arasında davacı taraf aleyhine bir durum meydana gelmiş ise davalı idarenin usuli kazanılmış hakkı da gözetilerek bu bedele hükmetmek, mal sahibi aleyhine bir fark oluşmadığı takdirde de davanın reddine karar vermek gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Doğru görülmemiştir.Davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenle H.U.M.K'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacılardan peşin alınan temyiz ve karar düzeltme harçlarının istenildiğinde iadesine temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 28/06/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.