MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, taraf vekillerince verilen dilekçeler ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü: - K A R A R –
Mahkemece, bozma kararı gereğince inceleme ve işlem yapılmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Davalılar vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazları bozma ile kesinleşen yönlere ilişkin olduğundan yerinde değildir.
1)Dosya içindeki 3402 sayılı yasanın 22/a maddesi gereğince yapılacak kadastro yenileme çalışması sonrası dava konusu taşınmazın 110 ada 2 parsel olduğu ve tapu kayıt maliklerinin bir kısmının değiştiği anlaşılmıştır.
Buna göre ..., ... ve ... dışındaki tapuda ismi yazılı tapu kayıt malikleri davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
2)Hükme esas alınan fen bilikişisi ... 'ün 30/11/2016 tarihli krokili raporunda kadastral yenileme öncesi kamulaştırılan ve bedeli ödenen alanın 19240,68 m² olduğu belirtilmiş ise de; bozma öncesi Mahkemenin 18/07/2014 tarih ve 2014/85 Esas sayılı kararıyla eki olan 05/06/2014 tarihli krokide G harfi ile gösterilen ve bedeline hükmedilen 4146,878 m² kısmın yenileme öncesi kamulaştırılan ve bedeline hükmedilen 19240,68 m²'ye dahil edilmediği anlaşılmakla, 2014/85 Esas sayılı kararın eki kroki zemine uygulanarak yenileme öncesi kamulaştırılan ve bedeli ödenen alanın kesin olarak tespitinden sonra idarece fazla ödenen bedelin iadesine karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle hüküm kurulması,
3) En son tespit edilen kamulaştırma bedeline, acele el koyma dosyasında yatırılan bedelin mahsubundan sonra, bozma öncesi mahkeme kararlarıyla hükmedilen bedellerin ve karar tarihleri dikkate alınarak mahsup edildikten sonra 6459 sayılı yasa gereğince yasal faize ilişkin hüküm kurulması, idarece fazla yatırılan faiz miktarı var ise iadesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,
Doğru görülmemiştir.
Davacı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, davacıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine, davalıdan peşin alınan temyiz ve tarafların temyize başvurma harçlarının Hazineye irad kaydedilmesine, 29/05/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy