MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, taraf vekillerince verilen dilekçeler ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
- K A R A R –
Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince inceleme ve işlem yapılarak davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Davalılar vekilinin temyiz itirazları bozma ile kesinleşen yönlere ilişkin olduğundan yerinde değildir.
Davacı idare vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece bozma ilamına uyulmuşsa da, bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki;
1)Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin 2014/6630 Esas, 2014/8281 Karar ve 05.05.2014 tarihli bozma ilamı öncesinde, Kargalık Mahallesi 113 ada 3 parsel sayılı taşınmazın emsal alınarak arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaz ile karşılaştırılması sonucu değer biçilmesinde yöntem itibariyle isabetsizlik bulunmadığı, ancak Korkuteli Tapu Müdürlüğünün 23.01.2014 tarihli yazısında emsal taşınmazın 16.07.1998 tarihinde imar uygulaması sonucu 3194 sayılı İmar Kanununun 18.maddesi gereğince oluşan imar parseli olduğunun ve düzenleme ortalık payı düşüldüğünün bildirilmesi üzerine dava konusu taşınmazın emsal ile karşılaştırması sonucu bulunan değerinden düzenleme ortaklık payı düşülmesi gerekirken, somut emsalin de kadastro parseli olduğunun kabulü ile değer biçilmesi uygun görülmediğinden bahisle bozma yapıldığı ve bozmaya uyulmakla bu hususun davacı idare yararına usuli kazanılmış hak oluşturduğu gözetilmeksizin Kargalık Mahallesi 113 ada 3 parsel sayılı taşınmazın somut emsal olamayacağı kanaatini belirtilen ve söz konusu emsal dışında başka bir taşınmaz emsal alınarak yeniden değer belirleyen bilirkişi raporuna göre daha fazlaya hükmedilmesi,
Kabule göre de;
2)Bankaya bloke edilen bedelden tespit edilen kamulaştırma bedelinin mahsubu ile fazla bloke edilen bedelin davacı idareye iadesine karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, iade edilecek miktara depo edildiği günden çekildiği tarihe kadar işlemiş mevduat faizleri ile birlikte davacıya iadesine karar verilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Davacı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmamasına, davalılardan peşin alınan temyiz ve temyize başvurma harçlarının Hazineye irad kaydedilmesine, 09/04/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy