MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasının kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca ONANMASI hakkında 18.Hukuk Dairesinden çıkan kararı kapsayan 26/05/2016 gün ve 2016/7669 Esas - 2016/8481 Karar sayılı ilama karşı davalı vekilince verilen dilekçe ile karar düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup gereği konuşulup düşünüldü:
-K A R A R-
4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili istemine ilişkin davanın kabulüne dair karar kapatılan 18. Hukuk Dairesince onanmış, bu karara karşı davalı vekilince karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
Taşınmazın 19/06/2015 tarihli ek bilirkişi kurulu raporuna göre sulu tarım arazisi olduğu bu defa yapılan incelemede anlaşılmakla,
Davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile 18 Hukuk Dairesinin 26.05.2016 gün 2016/7669-8481 sayılı Onama kararının kaldırılmasına karar verildikten sonra yapılan incelemede;
Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Davacı idare vekilinin temyiz itirazları bozma ile kesinleşen yönlere ilişkin olduğundan yerinde değildir.
Davalı vekilinin temyiz istemine gelince,
Bozma kararına uyulmuş ise de gerekleri yerine getirilmemiştir. Şöyle ki;
18. Hukuk Dairesi'nce dava konusu taşınmazın sulu olarak kabul edilmesi ancak su kaynağına ilişkin yeterli açıklama olmaması nedeniyle araştırmaya yönelik olarak bozma yapılmıştır.
Bozma sonrası düzenlenen 19.06.2015 tarihli bilirkişi raporu anlatımlarından dava konusu taşınmaz üzerinde herhangi bir su kaynağı bulunmasa da taşınmaza çok yakında sulama kuyusunun bulunduğu ve bu kuyunun dava konusu taşınmazı da sulayabilecek kapasitede olduğu ve taşınmaz yakınında sulama yapılmadan yetiştirilmesi mümkün olmayan yonca bitkisinin ekili bulunduğu anlaşıldığına göre taşınmazın sulu tarım arazisi olarak kabul eden 11.12.2013 tarihli bilirkişi raporu ve 19.06.2015 tarihli ek bilirkişi raporu uyarınca karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, davalıdan peşin alınan temyiz ve karar düzeltme harçlarının istenildiğinde iadesine, davacıdan peşin alınan temyiz ve tarafların temyize başvurma harçlarının Haziney irad kaydedilmesine, 24/04/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy