MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı idare vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R –
Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince inceleme ve işlem yapılarak hüküm kurulmuş; karar, davacı idare vekilince temyiz edilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak davanın kabulüne karar verilmiş ise de; bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki;
Arsa niteliğindeki ... köyü 756 parsel sayılı taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde yöntem itibariyle bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;
1)Dava konusu... köyü 756 parsel sayılı taşınmaz arsa niteliğindedir. Kamulaştırma Kanunu'nun kıymet takdir esaslarını belirten 11.maddesinin 1.fıkrasının arsalara ilişkin (g) bendi uyarınca, arsaların bedelinin değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması zorunludur.Bu itibarla, emsal satışların değerlendirme tarihindeki karşılıklarının fiyat artış endekslerinin uygulanması suretiyle tespiti, bundan sonra emsal ile dava konusu taşınmazın eksik ve üstün yönlerinin neler olduğu ve oranları açıklanmak suretiyle değer biçilmesi gerekir.Hükme esas alınan bilirkişi raporunda emsal incelemesi yapılmışsa da söz konusu emsal taşınmazlara ait Dairemiz denetiminden geçen 2017/32378 Esas sayılı dosyası içerisindeki satış akit tablolarının incelenmesinde, emsal kabul edilen satışların TCDD'nın kamulaştırma işlemi sonucunda oluştuğu ve serbest satış olmadığı anlaşıldığından hükme esas alınacak nitelikte değildir.Bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde re'sen emsal celbi yoluna gidilmesi, taşınmazın, değerlendirme tarihi itibariyle, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibariyle imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi,
2-Taşınmazın geldisi olan 559 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydına göre ...ve ... lehine eski irtifak hakkı mevcut olup, 559 parsel sayılı taşınmazdan ifrazen oluşan dava konusu 756 parsel sayılı taşınmazda bu irtifak hakkının mevcut olup olmadığı araştırıldıktan sonra mevcut olduğunun tespiti halinde irtifak hakkının taşınmazda meydana getirdiği değer düşüklüğünün hesaplanarak, tespit edilen kamulaştırma bedelinden indirilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
Kabule göre de;
3)Dava konusu taşınmazda davalıların hissedar olduğu, taşınmazın ise 12.589,79 m²'sinin kamulaştırıldığı ve kamulaştırılan bu kısımda davalıların paylarına düşen kamulaştırma bedelinin tespitine karar verildiği halde, kamulaştırılan 12.589,79 m2lik kısmın tamamının tapu kaydının iptaline ilişkin hüküm kurulması,
4)2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine 6459 sayılı Yasanın 6. maddesi ile eklenen hüküm uyarınca, dava dört ay içerisinde sonuçlandırılamadığından, kamulaştırma bedeline yasal faiz yürütülmesine karar verilmiş ise de; bozma kararı öncesi hükmedilen bedele 28.06.2012 tarihinden ilk karar tarihine, bozma sonrası fark bedele 28.06.2012 tarihinden son karar tarihine kadar faiz yürütülmesi gerektiğinin düşünülmemesi,Doğru görülmemiştir.Davacı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 18/06/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.