MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın ... ve Enerjisa yönünden reddine, ... yönünden kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, davacı ile bir kısım davalı idareler vekillerince verilen dilekçeler ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
- K A R A R –
Dava, kamulaştırmasız elatılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın ... yönünden kabulüne, ... ve Enerjisa yönünden reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili ve davalılar ... ve ... vekillerince temyiz edilmiştir.
Mahkemece 22.01.2018 tarihli ek kararı ile ... vekilinin temyiz dilekcesinin gerekceli kararının 11.12.2017 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen hükmün 22.01.2018 tarihinde temyiz edilmiş olması nedeniyle temyiz dilekcesinin reddine karar verilmiş ve bu ek karar süresi içerisinde davalı idare vekilince temyiz edilmişse de, davacı vekilinin temyiz dilekcesinin davalı idare vekiline 08.01.2018 tarihinde tebliğ edilmiş olmasına rağmen 10 günlük cevap süresi de geçtikten sonra 22.01.2018 tarihinde temyiz talebinde bulunulmuş olması nedeniyle davalı vekilinin temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.
Yine mahkemece 16.11.2017 tarihli ek kararı ile ... vekilinin temyiz dilekcesinin gerekceli kararın 11.12.2017 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen hükmün 12.01.2018 tarihinde temyiz edilmiş olması nedeniyle temyiz dilekcesinin reddine karar verilmiş ve bu ek karar süresi içerisinde davalı idare vekilince temyiz edilmiş olup, yapılan incelemede davacı vekilinin temyiz dilekcesinin davalıya 08.01.2018 tarihinde tebliğ edilmiş olması nedeniyle davalı vekilinin 10 günlük cevap süresi içerisinde temyiz talebinde bulunmuş olduğu anlaşıldığından bu davalı yönünden verilmiş olan 16.11.2017 tarihli ek kararın kaldırılmasına karar verildikten sonra yapılan incelemede;
... mahallesi 1623 ada 1 parsel sayılı taşınmaz arsa niteliğindedir. Kamulaştırma Kanunu'nun kıymet takdir esaslarını belirten 11.maddesinin 1.fıkrasının arsalara ilişkin (g) bendi uyarınca, arsaların bedelinin değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması zorunludur.
Bu itibarla, emsal satışların değerlendirme tarihindeki karşılıklarının fiyat artış endekslerinin uygulanması suretiyle tespiti, bundan sonra emsal ile dava konusu taşınmazın eksik ve üstün yönlerinin neler olduğu ve oranları açıklanmak suretiyle değer biçilmesi gerekir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda emsal olarak değerlendirilen taşınmaz ile dava konusu taşınmazın denetime esas olacak şekilde arsa metrekare rayiç bedeli taktir komisyonu tarafından re'sen belirlenen emlak vergisine esas olan m² değerleri getirtilmeden m2 birim bedeli belirlendiği gibi, dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmaz arasında 100-150 metre mesafe bulunduğu halde, dava konusu taşınmazın emsal taşınmazdan 23 kat değerli olması nedeniyle bilirkişi raporu inandırıcı bulunmamıştır.
Bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde re'sen emsal celbi yoluna gidilmesi, taşınmazın, değerlendirme tarihi itibariyle, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibariyle imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi,
Doğru görülmemiştir.
Davacı ile bir kısım davalı idareler vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz edenlerden peşin alınan temyiz harçlarının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harçlarının Hazineye irad kaydedilmesine, 02/10/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy