MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesinin kararına karşı taraf vekillerinin istinaf başvurusu üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 5. Hukuk Dairesinin istinaf isteminin esastan reddine dair kararı ile birlikte Karamürsel Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/483 E. - 2016/347 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekillerince verilen dilekçeler ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karara karşı, taraf vekilleri tarafından yapılan istinaf başvurusunun İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesince 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş olup hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Aşağıda açıklanan gerekçelerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5 Hukuk Dairesince verilen istinaf başvurusunun esastan ret kararı kaldırıldıktan sonra Karamürsel Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/483 E- 2016/347 K. sayılı kararının incelenmesinde,
Dosyada bulunan kanıt ve belgelere, kararın dayandığı gerekçelere göre; arazi niteliğindeki Kocaeli İli, Karamürsel İlçesi, İnebeyli Mahallesi, 147 ada 82 parsel sayılı taşınmaza 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 11/1-f maddesi uyarınca gelir metodu esas alınarak değer biçilmesine ve tespit edilen bedelin bloke ettirilerek hükmün kesinleşmesi beklenmeden davalı tarafa ödenmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;
1-Dava konusu İnebeyli Mahallesi 147 ada 82 parsel sayılı taşınmazın, maddi hata sonucu ada numarasının yanlış yazılması,
2-Hükmedilen bedele 06.03.2016 tarihinden karar tarihi olan 14.12.2016 tarihine kadar yasal faiz işletilmesi gerekirken, faiz başlangıç tarihinin hatalı gösterilmesi ve infazda tereddüt oluşturacak şekilde faiz bitiş tarihinin gösterilmemesi,
3-Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 12055/17 numaralı başvuru sonucu verilen 23/10/2018 tarihli kararı ve Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı, 01/06/2019 gün 30791 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan kararı da göz önüne alındığında davacı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğinin düşünülmemesi,
Doğru değil ise de; bu yanılgıların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden,
Gerekçeli kararın hüküm fıkrasının;
a-1 nolu bendindeki (141 ada) ibaresinin çıkartılmasına, yerine (147 ada) ibaresinin yazılmasına,
b-5 nolu bendindeki (05/03/2016 tarihinden itibaren) ibaresinin çıkartılmasına, yerine (06.03.2016 tarihinden karar tarihi olan 14.12.2016 tarihine kadar) ibaresinin yazılmasına,
c-(9-a) nolu bendinin hükümden çıkarılmasına, bent numaralarının buna göre teselsül ettirilmesine,
Hükmün böylece HMK'nun 370/2. maddesi uyarınca DÜZELTİLEREK ONANMASINA, HMK'nun 373/1. maddesi uyarınca kararın bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5.Hukuk Dairesi'ne GÖNDERİLMESİNE, davalıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 04/12/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy