MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasının kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca DÜZELTİLEREK ONANMASI hakkında Daireden çıkan kararı kapsayan 11/02/2019 gün ve 2018/9494 Esas - 2019/1740 Karar sayılı ilama karşı davacı vekilince verilen dilekçe ile karar düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup gereği konuşulup düşünüldü:
- K A R A R –
Kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemli davada, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar, taraf vekillerinin temyizi üzerine düzeltilerek onanmış; bu ilama karşı, davacı vekilince karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
Dosya içindeki bilgi ve belgelere, Yargıtay ilamında yazılı gerekçelere göre, davacı vekilinin sair karar düzeltme nedenleri HUMK'un 440.maddesinde yazılı nedenlerden hiçbirine uymadığından yerinde değildir. Ancak;
1)Dairemizin denetiminden geçen Halfeti Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/2 Esas - 2018/788 Karar (Dairenin 2018/10473 Esas, 2018/21493 Karar) sayılı dosyasında, değerlendirmede esas alınan aynı emsal taşınmazın kadastral parsel olduğundan bahisle kararın bozulduğu,
2)Bozmadan önce hükme esas alınan 23.07.2014 tarihli fen bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazdan 1901,64 m2'lik kısmından yol geçtiğinin belirtildiği, bozmadan sonra alınan 01.01.2018 havale tarihli fen bilirkişi raporunda ise dava konusu taşınmazdan 687,20 m2'lik kısmından yol geçtiğinin belirtildiği gözetildiğinde, fen raporları arasındaki çelişki giderilmeden eksik inceleme ile karar verildiği,
Bu kez yapılan değerlendirmede anlaşılmakla;
Davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 02/05/2019 gün ve 2018/9494 Esas - 2019/1740 Karar sayılı düzeltilerek onama ilamının kaldırılmasına karar verildikten sonra yapılan incelemede;
Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece uyulan bozma ilamı uyarınca inceleme ve işlem yapılarak hüküm kurulmuş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Bilirkişi incelemesi yaptırılmış ise de, alınan rapor hüküm kurmaya elverişli değildir. Şöyle ki;
1)Dava konusu Halfeti İlçesi, Karaotlak Mahallesi 454 ( ifrazen 647) parsel sayılı taşınmaz mal arsa niteliğindedir. Kamulaştırma Kanununun kıymet takdir esaslarını belirleyen 11. maddesinin 1. fıkrasının arsalara ilişkin (g) bendi uyarınca arsaların bedelinin değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması zorunludur.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; dava konusu taşınmaz ve emsal alınan taşınmaz kadastral parsel olduğu halde emsal incelemesi sonucu bulunan bedelden DOP oranı düşülmek suretiyle değer biçilmesi nedeniyle raporlar inandırıcı görülmemiştir.
Bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde re'sen emsal celbi yoluna gidilmesi, taşınmazın, değerlendirme tarihi itibariyle, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibariyle imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi,
2)Bozmadan önce hükme esas alınan 23.07.2014 tarihli fen bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazdan 1901,64 m2'lik kısmından yol geçtiğinin belirtildiği, bozmadan sonra alınan 01.01.2018 havale tarihli fen bilirkişi raporunda ise dava konusu taşınmazın 687,20 m2'lik kısmından yol geçtiğinin belirtildiği gözetildiğinde kamulaştırmasız el atılan alanın yüz ölçümünün ölçekli kroki üzerinde tespiti için fen bilirkişisinden ek rapor alınarak çelişki giderilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Davalı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, davacıdan peşin alınan temyiz ve karar düzeltme harçlarının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine,10/12/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.