MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2023/347 Esas, 2023/488 Karar
KARAR: Kabul
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı idare, davalı ... ve davalılar ... vd. vekilleri tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verilmiştir.
Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 16.04.2024 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.
Duruşma günü taraf vekilleri duruşmaya katılmadıklarından incelemenin evrak üzerinden yapılmasına karar verilmiştir.
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; İzmir ili, Kemalpaşa ilçesi, Sütçüler köyü 76 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili ve yol olarak terkinini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; idare tarafından teklif edilen bedelin düşük olduğunu, taşınmazın 1. Sınıf tarım arazisi olup yüksek verimliliğe sahip olduğunu, taşınmazın kamulaştırılmayan kısmı nedeni ile oluşacak değer düşüklüğünün bedele yansıtılması gerektiğini, taşınmazın belediye hizmetlerinden yararlandığını belirterek taşınmazın tüm bu özellikleri dikkate alınarak müvekkilinin mağduriyetinin giderilmesini talep etmiştir.
2.Davalılar ... vd. vekili cevap dilekesinde özetle; dava konusu taşınmazın Kemalpaşa Belediyesi sınırları içerisinde kaldığını, tüm belediye hizmetlerinden yararlandığını, davacı kurum tarafından taşınmazın tüm nitelikleri göz ardı edilerek pazarlık komisyonu kurulduğunu, taşınmazın Organize Sanayi Bölgesi Lojistik köyü sahası içinde kaldığını ve ticari değerinin oldukça yüksek olduğunu, davanın 4 ay içinde sonuçlanmaması halinde 6459 sayılı Kanun gereği faize hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir.
3.Diğer davalılar cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 10.09.2014 tarihli ve 2013/1022 Esas, 2014/888 Karar sayılı kararı ile davanın davalılar ... ve ... yönünden feragat nedeniyle reddine; diğer davalılar yönünden kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1.Mahkemenin 10.09.2014 tarihli ve 2013/1022 Esas, 2014/888 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı idare ve bir kısım davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; kapitalizasyon faiz oranının % 5 uygulanması; objektif değer artırıcı unsurun % 250 oranında olması; tespit edilen bedele dava tarihinden itibaren dört aylık sürenin dolduğu tarihi takip eden 25.04.2014 tarihinden karar tarihine kadar yasal faiz uygulanmasına karar verilmesi; tapu kaydında bulunan haciz şerhinin bedele yansıtılması; 7139 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik hükümlerine göre işlem yapılması gerektiğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 21.09.2021 tarihli ve 2020/129 Esas, 2021/938 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairece yapılan temyiz incelemesi sonucunda; davacı idare vekilinin temyiz dilekçesi ekinde sunduğu dekont örneğine göre 06.01.2022 tarihinde fark kamulaştırma bedelinin Ziraat Bankası ... Şubesine depo edildiği anlaşıldığından, usul ekonomisi gözetilerek davalı tarafında bu hususta beyanları alınmak suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare, davalı ... ve davalılar ... vd. vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; bedelin yüksek hesaplandığını, verilere uygun hesaplama yapılmadığını, arta kalan kısımda değer kaybı olmadığını, objektif değer artış oranının hatalı belirlendiğini, idare lehine vekâlet tücreti takdir edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın değerli konumda olduğunu, gerçek değerinin tespit edilmediğini, enflasyon nedeniyle değer kaybı bulunduğunu ileri sürmüştür.
3.Davalılar ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın sekiz yıl sürdüğünü, bu yargılamanın sonlandırılıp güncel bir değer tespiti gerektiğini, süresinde bedelin bloke edilmediğini, davanın reddedilmesi gerektiğini, taşınmazın arsa vasfında olduğunu, objektif değer artış oranının düşük olduğunu, faizin DİE artış oranlarına göre olması gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakameleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; bir kısım davalılar vekillerinin tüm, davacı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
3. Davalılar ... ve ... hakkında davacı idarenin feragati nedeniyle adı geçenlerin payları yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekir.
4.Dosyadaki belgelerin incelenmesinde; mahkemece verilen ilk kararın davalı ... tarafından temyiz edilmediği, bozma sonrasında tespit edilen bedelin yükseldiği, ilk kararda bu davalı lehine hükmedilen bedelin davacı idare lehine usuli müktesep hak oluşturduğu gözetilmeden bozma sonrası düzenlenen ve hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda tespit edilen bedel üzerinden, bu davalı için fazla bedele hükmedilmesi bozmayı gerektirmiştir.
5.Dosyadaki belgelerin incelenmesinde; mahkemece verilen ilk karara karşı davalı ...'a vekâleten Av. . ..'nin ilk karara karşı temyiz dilekçesi verdiği, ilk kararın başlığında da ... vekili olarak yazıldığı, ancak adı geçen vekil ile davalı ... arasındaki vekâlet ilişkisini gösterir vekâletnamenin dosya arasında bulunmadığı anlaşılmıştır.
6.Buna göre; davalı ... ile Av. ... arasındaki vekâlet ilişkisini gösterir vekâletname bulunup bulunmadığı araştırılıp varsa bozma sonrası yükselen bedel üzerinden pay karşılığına hükmedilmesi, vekâletname yok ise ilk kararda bu davalı lehine hükmedilen bedelin davacı idare lehine usuli müktesep hak oluşturduğu gözetilerek ilk karardaki bedel üzerinden adı geçenin payının hesaplanması gerekirken bozma sonrası düzenlenen ve hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda tespit edilen bedel üzerinden, eksik inceleme ile hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
7. Aynı parselle ilgili DSİ Genel Müdürlüğü tarafından kısmi kamulaştırma yapıldığı anlaşıldığından fen bilirkişisinden ek rapor alınarak eldeki davadaki kamulaştırmadan arta kalan ve değer azalışı verilen kısım (arta kalan 8.771,85 m²nin 2000 m²lik kısmı) ile DSİ Genel Müdürlüğü tarafından kamulaştırılan kısımların çakışıp çakışmadığı tespit ettirilip, çakışma olduğunun tespit edilmesi halinde bu kısımda değer azalışına hükmedilemeyeceği gözetilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması bozmayı gerektirir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı ... ve davalılar ... vd. vekillerinin tüm, davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacı idare vekilinin temyiz itirazının kısmen kabulü ile temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Davalılar ... ve ...'dan peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine,08.04.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.
Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (Davalılar ... vd. vekilinin 03.07.2023 tarihli dilekçesindeki “faize” ilişkin; “DİE artış oranına göre faizin ödenmesine karar verilmesi gerektiğine” dair talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir.
Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun diğer yönleriyle katıldığım “Bozma Kararı”na; faize ilişkin yönüyle ve davalılar ... vd. vekilinin faizle ilgili temyiz talebinin bozma kararı verilmesini gerektirecek bir temyiz nedeni olarak görülmediği hususndaki 2 No’lu “Değerlendirme” görüşüne, açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 08.04.2025