İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2023/130 Esas, 2024/625 Karar
KARAR: Kısmen kabul
Taraflar arasındaki tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleştirilen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı Hazine vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekilleri dava dilekçesinde özetle; davacıların kök murisleri ... ... ... adına kayıtlı, İzmir ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 4069 ada 1 parsel (eski 58 ada 1 parsel) sayılı taşınmazın davalı ... Hazinesi tarafından ikame edilen tapu iptali davası sonucu ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.10.2001 tarihli ve 2000/139 Esas, 2001/301 Karar sayılı 31.03.2003 kesinleşme tarihli kararı ile taşınmazın 651 m²lik bölümünün kıyı kenar çizgisinin içinde kaldığı gerekçesiyle tapusunun iptal edildiğini, Yargıtayın yerleşik içtihatları dikkate alındığında, iptal edilen kısım itibarıyla davacıların mülkiyet hakkından mahrum edildiğinden ve tapu sicillerinin tutulmasından ve bundan doğan zararlardan devletin sorumlu olacağı ilkesi gereği davacıların zararının tazmini için dava açmak zorunda kaldıklarını belirterek fazlaya dair dava hakları saklı kalmak kaydıyla 20.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak hisseleri oranında davacılara verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat koşullarının oluşmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 24.05.2011 tarihli ve 2011/24 Esas, 2011/112 Karar sayılı kararı ile davanın zamanaşımından reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin 24.05.2011 tarihli ve 2011/24 Esas, 2011/112 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde bir davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 1. Hukuk Dairece yapılan inceleme sonucunda; davacının taşınmaz mülkiyetini yitirdiğinin kesinleştiği (iptal ve tescil davası kararının kesinleştiği) tarihten sonra açılabileceği; mülkiyetin kaybedildiği tarih itibarıyla taşınmaz değerinin tespiti ve taşınmaz üzerinde bir bina var ise kişinin yapılanmada iyi niyetli sayılıp sayılamayacağının tespiti bakımından bu binanın ne zaman ve hangi aşamada yapıldığı da gözden uzak tutulmamalıdır. Taraf delillerinin toplanarak işin esasının incelenmesi ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmelerle zamanaşımı yönünden reddi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 26.11.2013 tarihli ve 2012/201 Esas, 2013/289 Karar sayılı kararı ile asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin 26.11.2013 tarihli ve 2012/201 Esas, 2013/289 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde bir taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairece yapılan inceleme sonucunda; arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi yöntem olarak doğrudur; ancak arsalara kamulaştırma gününden önceki özel amacı olmayan satışlara göre değer biçilmesi gerekir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, getirtilen emsallerin satışlarının vergi ve harçtan kaçınmak için düşük gösterildiği açıklandıktan sonra, sonuçta piyasa rayicinden söz edilerek soyut ifadelerle değer biçildiğinden, bu rapora göre hüküm kurulmasının mümkün olmadığını, taşınmaza dava tarihi olan 24.01.2011 itibarıyla değer biçilmesi gerektiği gözetilmeden tapu kaydının terkin tarihi esas alınarak değer biçilmesi ve birleştirilen ek davada hükmedilen bedele de değerlendirme tarihi olan ilk dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken, ek dava tarihinden faize hükmedilmesi nedenleriyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
D.Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
Mahkemenin 11.07.2017 tarihli ve 2015/9 Esas, 2017/253Karar sayılı kararı ile asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.
E.Üçüncü Bozma Kararı
1. Mahkemenin 11.07.2017 tarihli ve 2015/9 Esas, 2017/253 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde bir davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairece yapılan inceleme sonucunda; davacılar vekilince birleştirilen 2013/99 Esas sayılı dosyasındaki dava dilekçesinde belirtilen dava değeri üzerinden peşin nispi harcı ve artırılan miktarlar üzerinden de nispi tamamlama harcını ödememiştir. Bu durumda mahkemece; yürürlükteki harçlar tarifesi uyarınca birleştirilen 2013/99 Esas sayılı dosyasındaki dava dilekçesinde belirtilen dava değeri üzerinden nispi peşin harç ve artırılan dava değeri üzerinden de tamamlama harcını ödemesi konusunda davacı vekiline usulünce süre verilip harcı ödenen miktar üzerinden hüküm kurulması gerekirken, harcı yatırılmayan dava dilekçesi ve talep artırım dilekçelerine değer verilerek yazılı şekilde karar verilmesi, nedeniyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
F.Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar
Mahkemenin 07.04.2022 tarihli ve 2022/25 Esas, 2022/179 Karar sayılı kararı ile asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.
G. Dördüncü Bozma Kararı
1. Mahkemenin 07.04.2022 tarihli ve 2022/25 Esas, 2022/179 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde bir davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairece yapılan inceleme sonucunda; dosyada bulunan delil ve belgelere, kararın dayandığı gerekçelere göre, tapu kaydı mahkeme kararı ile iptal edilen arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak tazminata karar verilmesinde yöntem itibarıyla bir isabetsizlik görülmemiştir; ancak hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmaz üzerindeki yapının 250 m² olduğu, emsal alınan taşınmaz üzerindeki yapının 3A sınıfı olduğu kabul edilerek emsalin zemin değerinin tespit edildiği ve sonuç olarak dava konusu taşınmazın emsal taşınmazdan 2,38 kat daha değerli olduğunun belirtildiği; hükme esas alınmayan 05.10.2015 tarihli bilirkişi raporunda ise dava konusu taşınmaz üzerindeki yapının 246,10 m² olduğu, aynı emsal üzerindeki yapının 2B sınıfı olduğu kabul edilerek emsalin zemin değerinin tespit edildiği ve sonuç olarak dava konusu taşınmazın emsal taşınmazın %75’i değerde olduğunun belirtildiği ve kararda hükme esas alınan raporun hangi gerekçeyle hükme esas alındığının belirtilmediği anlaşılmakla, bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli ve inandırıcı bulunmamıştır. Dava konusu taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinde muhtesat şerhinin bulunduğu, şerhe ilişkin kroki getirtilip tapusu iptal edilen kısımda kalan yapının şerhte hangi harfle gösterilen yapı olduğu tespit edilmeden ve tapusu iptal edilen kısımda kalan yapı şerhte “E” ile gösterilen yapı ise bu yapının ait olduğu belirtilen ... dosyada taraf olmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması ve yargılama sırasında vefat ettiği anlaşılan davacı ...’in mirasçıları davaya devam ettiği hâlde, mirasçılar yerine ölü ...’in gerekçeli karar başlığında davacı olarak gösterilmesi, nedeniyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
H.Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Dördüncü Karar
Mahkemenin 06.06.2024 tarihli ve 2023/130 Esas, 2024/625 Karar sayılı kararı ile asıl ve birleştirilen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; dosyaya sunulan emsallerin bilirkişi heyetince değerlendirilmediğini, taşınmazın Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca onaylanan kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında kaldığını bu nedenle kıyıda kalması nedeniyle de inşaat izninin bulunmadığını, taşınmazın arsa vasfı ile değerlendirilmesi hatalı olduğunu, tarla vasıflı taşınmazların imar sonucu arsa vasfını alırken 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18 inci maddesi gereğince %45'e kadar düzenleme ortaklık payı kesilerek arsa haline dönüşmekte olup raporda bu düşüş oranını dikkate almadan, tarla vasıflı taşınmazı arsa olarak değerlendirerek yüksek bir bedel belirlendiğini ileri sürerek kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, ... olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Mahkeme kararının ONANMASINA,
Davalı Hazine Harçtan muaf olduğundan harç alınmamasına,
12.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.