İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2023/1240 Esas, 2024/93 Karar
KARAR: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: İzmir 12. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2022/227 Esas, 2023/104 Karar
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun’la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın idare adına tescili ve yol olarak terkini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir.
Davalılar vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 11.03.2025 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.
Duruşma günü davacı idare vekili Avukat ... ve davalılar vekili Avukat ... gelmişlerdir.
Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; İzmir ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 22427 ada 3 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilini ve yol olarak terkinini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı taraf cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı idare istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın arsa olarak kabulünün hatalı olduğunu, emsal karşılaştırmasının objektif olarak yapılmadığını, dava konusu taşınmazın tespit edilenden çok daha değersiz olduğunu, emsal seçiminin hatalı olduğunu, taşınmaza gerçek değerinin çok üstünde bir değer biçildiğini, tespit edilen zemin üstü bedelinin de yüksek hesaplandığını, yıpranma payının düşük alındığını, kıymet takdir komisyonu bedelinden ayrılma sebebinin açık olmadığını, kurum lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.
2.Davalılar vekili istinaf dilekçesinde, belirlenen bedelin kesin süre geçtikten sonra bloke edildiğini, dava konusu taşınmazdaki zemin üstünün davalılardan ...’e ait olduğunu, diğer davalının sadece zeminde 7 m² yeri olduğunu, bu nedenle zemin üstü bedelinin davalılardan ...’e ödenmesi gerektiğini, emsal seçiminin hatalı olduğunu sundukları emsallerin dikkate alınmadığını, taşınmazın 1997 yılından beri 1/5000'lik ... planında kamulaştırma sınırı içinde kaldığını, emlak vergisi bakımından kısıtlı olduğunu, emsal kıyaslamasının hatalı yapıldığını, dava konusu taşınmazın emsalden çok daha değerli olduğunu, kamulaştırma bedelinin süresi içerisinde yatırılmayarak mağdur edildiklerini, kur korumalı mevduat uygulamasının başlamasından itibaren kamulaştırma ve kamulaştırmasız el atma davalarında yasal faiz uygulanmasının Anayasa'ya ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına aykırılık teşkil ettiğini, tespit edilen bedele yasal faiz değil kur korumalı mevduat hükümlerinin uygulanması gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arsa niteliğindeki taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak, üzerindeki yapılara ise aynı Kanun'un birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca resmi birim fiyatları esas alınıp yıpranma payı düşülerek, üzerindeki ağaçlara maktuen değer biçilmek suretiyle adil ve hakkaniyete uygun olarak tespit edilen bedelin davalı tarafa ödenmesine ilişkin mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen itirazları tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen itirazları tekrar ederek ve belirlenen bedelin verilen kesin süre içerisinde yatırılmadığını, zemin üstü bedelinin davalı ...’a ait olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrası ile 11 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı idare vekilinin tüm, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3. Somut olay değerlendirildiğinde; İlk Derece Mahkemesince 09.12.2022 tarihli duruşmada davacı idare vekiline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca fark bedeli bloke edip, dekontu sunmak üzere ilk 15 günlük sürenin verildiği ve duruşma zaptının davacı idare vekiline tebliğ edildiği, bedelin depo edilmemesi üzerine bu kez 13.01.2023 tarihli duruşmada fark bedelin bloke edilmesi için ikinci kez ihtaratlı 15 günlük kesin süre verildiği ve iş bu duruşma zaptının da davacı idare vekiline 18.01.2023 tarihinde tebliğ edildiği, ancak usulüne uygun tebligatlara rağmen davacı idare vekili tarafından belirlenen kesin süre geçtikten sonra 15.02.2023 tarihinde bedelin bloke edildiği, davalılar vekilinin bedelin süresinde bloke edilmemesi nedeni ile davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmış olup usulüne uygun olarak verilen kesin süre içerisinde fark bedelin depo edilmemesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek kabul kararı verilmesi bozmayı gerektirir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1. Davacı idare vekilinin tüm, davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince belirlenen 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacı idareden alınarak davalılara ödenmesine,
Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davalıdan peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.