İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2023/1280 Esas, 2024/346 Karar
KARAR: Esastan ret/Yeniden esas hakkında verilen karar
İLK DERECE MAHKEMESİ: Yalova 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2021/1423 Esas, 2022/717 Karar
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın Yalova İmes Makine İhtisas Organize Sanayi Bölgesi adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verilmiştir.
Davacı idare vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 04.03.2025 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.
Duruşma günü davacı idare vekili Avukat ..., davalı Asıl ... ve vekili Avukat ...(yetki belgesi) gelmişlerdir.
Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Yalova ili, ... ilçesi, ... köyü 182 ada 11 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın Yalova İmes Makine İhtisas Organize Sanayi Bölgesi adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; uzlaşma davetiyesinin 21.12.2021 tarihinde tebliğ edildiğini, 2942 sayılı Kanun'un 8 inci maddesine göre on beş günlük yasal süre beklenmeden dava açılmış olmakla, uzlaşma şartlarına uyulmadığından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; m² değerinin yüksek hesaplandığını, münavebenin hatalı belirlendiğini, eğimin dikkate alınmadığını, masraf hesaplamasının doğru yapılmadığını, kapitalizasyon faiz oranının yanlış belirlendiğini, objektif değer artışına ilişkin kriterleri kabul etmediklerini ve yüksek hesaplandığını, taşınmazın kuru tarım arazisi olduğunu, gerçeği yansıtmadığını, kapitalizasyon faiz oranının %5 olması gerektiğini, hatalı münavebe ürünlerinin esas alındığını, taşınmazın kuru arazi olduğunu, tarıma elverişli olmadığını, verim miktarlarının yüksek alındığını, faiz sürelerinin hatalı olduğunu, objektif değer artış oranının yüksek uygulandığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; uzlaşma davetiyesinin 21.12.2021 tarihinde tebliğ edildiğini, 2942 sayılı Kanun'un 8 inci maddesine göre on beş günlük yasal süre beklenmeden dava açılmış olmakla, uzlaşma şartlarına uyulmadığından davanın reddi gerektiğini, taşınmazın özellikleri gözetilmeden rapor tanzim edilmiş olduğunu, bedelin rayiçlerin altında kaldığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davadan önce davalıya satın alma anlaşma görüşmeleri davetiyesinin 08.11.2021 günü 7201 sayılı Tebligat Kanunu (7201 sayılı Kanun) madde 21/2'ye göre davalının mernis adresine tebliğe çıkarıldığı, 07.12.2021 tarihinde ise adresin, mernis sisteminde kayıtlı adres olduğu belirtilmek suretiyle evrakın muhtara teslim edildiğinin anlaşıldığını, 7201 sayılı Kanun ve Tüzüğüne göre, mernis adresine tebligat çıkarılabilmesi için öncelikle muhatabın bilinen son adresine normal yöntemle tebligat çıkarılması; bunun bila ikmali halinde ancak o zaman 7201 sayılı Kanun madde 21/2'ye göre mernis adresine tebligat yapılabilmesinin mümkün olduğunu, bununla ilgili olarak Yargıtay HGK ve özel daire kararları yerleşik içtihat birliğine varmış olup başka istisnai uygulaması da bulunmadığını, hal böyle olmakla birlikte, bu dava öncesi idare tarafından davalıya satın alma görüşmeleri için çıkarılan davetiyede "Adres kayıt sistemindeki Mernis adresidir. Tebligat yapılmaması halinde 7201 sayılı Kanun'un 21/2 maddesine göre tebliğ edilmesi" açıklaması eklenmiş ve bu açıklama gereğince işlem yapılarak davalıya normal yöntemle tebligat çıkarılmadan 7201 sayılı Kanun'un 21/2 maddesine göre muhtara bırakılmak suretiyle tebligat yapıldığını, dolayısıyla, dava öncesindeki satın alma görüşmelerine çağrı davetiyesinin usulüne uygun olmadığı sonucuna varıldığını, 2942 sayılı Kanun'un 8/4 maddesine göre bedel tespiti davaları öncesinde uzlaşmaya görüşme davetiyelerinin yapılmasının özel bir dava şartı olarak düzenlendiği, davacı taraf, yukarıda bahsedilen tebligatı 21.12.2021 günü tebliğ aldığını belirttiğine göre, Tebligat Kanununun 32 nci maddesi gereğince, bu tarihte görüşme davetiyesine muttali olunduğu ve yukarıda bahsedilen geçersiz tebligatın bu tarih itibarıyla geçerli hale geleceği anlaşılmış olup, 2942 sayılı Kanun'un 8/4'de öngörülen 15 günlük süre 21.12.2021 günü başlayacağından bu tarihten 15 gün henüz dolmadan 23.12.2021 günü açılan iş bu davada bahsedilen usul ve şartlara aykırı hareket edildiği sonucuna varıldığını, davalı tarafın yargılamanın en başından bu yana özellikle davaya cevap dilekçesinde sadece bu konuya ilişkin olarak savunmada bulunmuş, bedele yönelik açıklama yapmamış, cevap da vermediğini, hatta ön inceleme duruşmasında da aynı cevapları sözlü olarak beyan etmiş olduğundan ve bu nedenle, yerleşik içtihatlara binaen bu davada işin esasına girilerek kamulaştırma bedelinin tespit edilmesi hukuka uygun düşmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; pazarlık görüşmesi yapılması amacıyla gönderilen davetiyenin, davalının merniste kayıtlı adresine 07.12.2021 tarihinde yapıldığı, tüm işlemlerin 2942 sayılı Kanun'a uygun olarak yerine getirildiği, sulhe davet üzerine ön inceleme tutanağında da görüldüğü üzere davalı tarafın uzlaşmak istemediğini açıkça beyan ettiği, Bölge Adliye Mahkemesi kararının 2942 sayılı Kanun'un amacına aykırı olduğu, uzlaşmaya davetin dava şartı olmadığı, işin esasına girilmiş olduğu, taraf teşkilinden sonra dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilemeyeceğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir.
2. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3. Bölge Adliye Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş olduğundan, davacı idarece bloke edilen bedel, İlk Derece Mahkemesi kararı gereği davalıya ödenmiş ise bankadan çekildiği tarihte varsa işlemiş neması ile birlikte davalıdan alınarak davacı idareye verilmesine, bankadan çekilmemişse işlemiş neması ile birlikte davacı idareye iadesine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2.Davacı idare vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasına ayrı bir bent olarak, “Davacı idarece bloke edilen bedel, İlk Derece Mahkemesi kararı gereği davalıya ödenmiş ise, bankadan çekildiği tarihte varsa işlemiş neması ile birlikte davalıdan alınarak davacı idareye verilmesine, bankadan çekilmemişse işlemiş neması ile birlikte davacı idareye iadesine, bu hususta ilgili bankaya müzekkere yazılması” cümlesinin eklenmesi suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davacı idare kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince belirlenen 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacı idareye ödenmesine,
Davacı idareden peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.