MAHKEMESİ: Van Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2022/258 Esas, 2024/328 Karar
KARAR: Yeniden esas hakkında verilen karar
İLK DERECE MAHKEMESİ: Muş 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2019/824 Esas, 2021/114 Karar
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun ile değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili, göl alanı olarak terkini davasında yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare ve davalılar ... vd. vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde özetle; Muş ili, ..., ... köyü 763 parsel (yeni 236 ada 3) sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın göl alanı olarak tapudan terkinini talep etmiştir.
II. CEVAP
Bir kısım davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, dava tarihi 2019 yılı olsa da 2020 yılı tarımsal üretim verileri kullanılarak dava konusu taşınmazın değerinin belirlenmesini talep ettiklerini, dava konusu taşınmazın 1. sınıf sulu tarım arazisi olduğunu, belirlenen kapitalizasyon faiz oranının Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu, idarece belirlenen objektif değer artışı oranının düşük olduğunu, dava konusu taşınmaz üzerinde müvekkili tarafından her türlü sanayi ve bostan ürünü yetiştirilebildiğini belirterek dava konusu taşınmazın gerçek değerinin tespiti ile vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep edildiği anlaşılmıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalılara ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile baraj gölü sahası içerisinde kalması sebebiyle davacı Hazine lehine tapudan terkinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporundaki tespitleri kabul etmediklerini, gelirin yüksek, giderin düşük gösterildiğini, TÜİK ve TMO'nun verileri de dikkate alınarak ortalama gelir hesabı yapılması gerektiği gibi münavebe ürünlerinin doğru seçilmediğini, bedelin yükseltilmesi için sebzenin eklendiğini, kapitalizasyon faizinin %5 oranında alınması gerektiğini, acele kamulaştırma tarihinin değerlendirme yılı olarak esas alınması gerektiğini, taşınmazın kuru arazi olup sulama kaynağının yeterli olup olmadığının araştırılmadığını, ortalamanın üstüne çıkma sebeplerinin açıklanmadığını, dava kabul edildiğinden lehlerine vekâlet ücreti hükmedilmesi gerektiğini, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2017/34645 Esas, 2019/9173 Karar sayılı kararında da görüleceği üzere davalı tarafların birden fazla vekil ile temsil edilmeleri durumunda tek vekâlet ücreti ödeneceğini, tapu kaydına göre malik veya hissedar olmayan ... isimli şahsın davada taraf olmaması gerektiği hâlde gerek gerekçeli kararda gerekse de ek kararda yeniden taraf gösterilmesinin usul ve esasa aykırı olduğunu, bu nedenlerle yerel mahkeme kararının bozulması gerektiğini belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.
2.Davalılar ... vd. vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunun hukuka aykırı olduğunu, tüm taşınmazların değerinin aynı belirlendiğini, taşınmazın zengin toprak yapısı dikkate alınarak hesaplama yapılması ve kapitalizasyon faizinin daha düşük belirlenmesi gerektiğini, taşınmaza objektif değer artışı uygulanmadığını, münavebe ürünlerinin doğru seçilmediğini, masrafın yüksek belirlendiğini, davanın 2019 yılının son saatlerinde kötü niyetle açıldığını, arta kalan alanda değer azalışı verilmesi gerektiğini, Muş arazilerinin verimli olduğunu, taşınmaz 1. sınıf tarım arazisi olduğu hâlde, 3. sınıf arazi gibi verimin belirlendiğini, bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür.
3.Davalılar Kudbettin Soydan ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunun hukuka aykırı olduğunu, tüm taşınmazların değerinin aynı belirlendiğini, taşınmazın zengin toprak yapısı dikkate alınarak hesaplama yapılması ve kapitalizasyon faizinin daha düşük belirlenmesi gerektiğini, taşınmaza objektif değer artışı uygulanmadığını, münavebe ürünlerinin doğru seçilmediğini, masrafın yüksek belirlendiğini, davanın 2019 yılının son saatlerinde kötü niyetle açıldığını, arta kalan alanda değer azalışı verilmesi gerektiğini, Muş arazilerinin verimli olduğunu, taşınmaz 1. sınıf tarım arazisi olduğu hâlde, 3. sınıf arazi gibi verimin belirlendiğini, bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sulu tarım arazisi niteliğindeki taşınmaza kapitalizasyon faiz oranı % 4 olarak uygulanmak suretiyle net gelir esas alınarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı; ancak güncel tapu durumuna göre tespit edilen kamulaştırma bedeli değişmese de infazın sağlanabilmesi amacıyla yeni ada parsel bilgileri üzerinden hüküm kurulması gerektiği, tapu maliki olmayan Kudbettin Soydan yönünden aktif husumet bulunmadığı, tapu maliki olmayan ve dava dilekçesinde de yer almayan Nimet Salgut'un İlk Derece Mahkemesince dava dosyasına sehven eklenmek suretiyle infazda tereddüte neden olması nedeniyle UYAP sisteminden silinmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi, kendisini vekille temsil ettiren davalılar yararına tek maktu vekâlet ücreti takdir edilmesi gerekirken farklı vekillerle temsil edildikleri gerekçesiyle birden fazla vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru olmadığından dosyaya taraf olmayan kişilere de vekâlet ücreti takdir edildiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare ve davalılar ... vd. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalılar ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplere ek olarak eldeki davada acele kamulaştırma bedeli dışında kalan fark bedele davanın 4 ay içinde sonuçlandırılmaması sebebi ile 30.04.2020-22.02.2021 tarihleri arasında "kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz işletilerek, işleyecek faizin davacıdan alınarak davalılara tapu kaydındaki hisseleri oranında ödenmesi" ne karar verilmesi gerekirken yasal faiz uygulanmasının açıkça usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir esas alınarak değer biçilmesi yerindedir.
3. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması yerindedir.
4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı idare ve davalılar ... vd. vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmamasına, davalıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,07.04.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.
Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (Davalı taraf vekilinin 10.06.2024 tarihli dilekçesindeki “Faize” ilişkin talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir.
Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun diğer yönleriyle katıldığım “Onanma Kararı”na(faize ilişkin yönüyle) ve faizle ilgili 3 No’lu “Değerlendirme görüşündeki gerekçeye” açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 07.04.2025