MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2022/201 Eas, 2024/503 Karar
KARAR: Kısmen kabul/Karar verilmesine yer olmadığına
Taraflar arasındaki tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin asıl ve birleştirilen davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; Hazine aleyhine açılan asıl ve birleştirilen davanın kısmen kabulüne, Bornova Belediye Başkanlığı yönünden aleyhine açılan asıl davada verilen önceki karar kesinleştiğinden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı ve davalı Hazine vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde özetle; davaya konu İzmir ili, .... ilçesi, ... Mahallesi, 238 ada 35 ve 58 parsel sayılı taşınmazların müvekkili tarafından tapu kaydı kontrol edilerek 25.08.1973 tarihinde davalı ... Belediye Başkanlığından satın alındığını, Hazine tarafından bu yerin mera vasfında olduğundan bahisle açtığı tapu iptal talepli davada İzmir 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/461 Esas, 2007/5 Karar sayılı dosyasında davanın kabulüne karar verilerek kararın kesinleştiğini, kesinleşme tarihi itibarıyla yargı kararı ile hiçbir bedel ödemeden ve hatta mahkeme masraf ve vekâlet ücreti ödemek zorunda kalarak tapusunun iptal olduğunu, tapu sicilinin tutulmasından doğan tüm zararlardan Devletin sorumlu olduğunu belirterek dava konusu taşınmaz bedellerinin davalı ... ve Hazineden müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesini talep etmiştir.
2. Davacı vekili (ilk bozma kararı sonrası) birleştirilen davada; asıl davada Hazinenin sorumlu olduğu bedelin 22.10.2008 tarihi ile 01.08.2013 arası işlemiş faizinin davalıdan tahsilini ve dosyanın asıl dava ile birleştirilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idareler vekilleri ayrı ayrı verdikleri cevap dilekçelerinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 23.06.2015 tarihli ve 2013/394 Esas, 2015/239 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin 23.06.2015 tarihli ve 2013/394 Esas, 2015/239 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı idareler vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda; dava konusu taşınmazların değerlendirme tarihi (tapu iptali ve tescil davalarının kesinleştiği tarihi) itibarıyla değerlerinin tespit edilmesi ve Hazinenin buna göre belirlenecek gerçek değerden sorumlu tutulması gerektiği; Bornova Belediye Başkanlığının ise davacının taşınmazı satın alırken ödediği bedelin, tapusunun iptaline ilişkin mahkeme kararının kesinleştiği 22.10.2008 tarihine kadar ulaştığı alım gücünün enflasyon, tüketici fiyat endeksi altın ve döviz kurlarındaki artış, maaş artışları vs gibi ekonomik etkenlerin ortalamalarının alınarak güncellemesi ile hesaplancak miktarla sorumlu tutulması gerektiği belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
Mahkemenin 26.12.2009 tarihli ve 2018/210 Esas, 2019/576 Karar sayılı kararı ile asıl davanın kısmen kabulüne, birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin 26.12.2009 tarihli ve 2018/210 Esas, 2019/576 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı idareler vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; Bornova Belediye Başkanlığı aleyhine hükmedilen bedelde bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak dosya içinde bulunan 10.04.2019 tarihli dava dışı ... vekilinin dilekçesi ve ekindeki tapu senedi incelendiğinde, dava konusu taşınmazlardan 238 ada 35 parsel sayılı taşınmazı davacının 25.02.1977 tarihinde sattığı iddia edildiğinden, bu husus Tapu Müdürlüğünden araştırılarak iddianın doğru olması halinde, her ne kadar tapu iptal tescil davasında davalı olarak ... gösterilmiş ise de tapunun iptal edildiği tarihte söz konusu satış işlemine rağmen davacı adına devam eden yolsuz bir tescil bulunduğu gözetildiğinde 238 ada 35 parsel yönünden davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekeceğinden eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru olmadığı gibi, alınan raporların hüküm kurmaya elverişli olmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararı ile Hazine aleyhine açılan asıl ve birleştirilen davanın kısmen kabulüne, asıl davada Bornova Belediye Başkanlığı yönünden önceki karar kesinleştiğinden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı Hazine vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; eksik bedel hesaplandığını ileri sürmüştür.
2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; zamanaşımı ve hakdüşürücü sürelerin geçtiğini, yolsuz tescil söz konusu olduğundan davacının tazminat isteyemeyeceğini, faiz talep edemeyeceğini, belirlenen metrekare değerinin yüksek hesaplandığını, idare lehine eksik vekâlet ücretine hükmedildiğini ileri sürmüştür.
C. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26.9.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı ve davalı Hazine vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,08.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.