MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/69 Esas, 2025/69 Karar
KARAR : Kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yemden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı idare vekili, davalılar ... vd. vekili ve davalı ... vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde; Diyarbakır ili, ..., ... tapuya kayıtlı 2 45... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın göl alanı olarak tapudan terkinini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalılar ... ve diğerleri vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı kurumun yapmış olduğu değer tespit çalışmasında 2015 yılı verileri baz alınarak hesaplama yapıldığını, oysaki dava 2016 yılında açılmakla 2016 yılı verileri baz alınarak değer tespiti yapılması gerektiğini, dava konusu taşınmazda var olan ağaçların eksik ve yaşlarının yanlış tespit edildiğini, dava konusu taşınmazın olduğu bölgede bu taşınmazın sulanması amacıyla damlama sulama sistemi kurulmasına rağmen davacı kurum tarafından hesaplama yapılırken hesaba katılmadığını, davacı kurumca yapılan hesaplamada uygulanan kapitalizasyon faiz oranının en az %3 ve %4 olması gerektiğini, objektif değer artışı uygulanması gerektiğini, taşınmaz için hesaplanan değere doğrudan gelir desteği ödemelerinin eklenmesi gerektiğini, beyan etmiştir.
2. Diğer davalılar cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 16.09.2019 tarihli ve 2018/583 Esas, 2019/267 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalılara hisseleri oranında ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile baraj gölü sahası içerisinde kalması sebebiyle davacı idare lehine tapudan terkinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili, davalılar ... ve diğerleri vekili, davalılar ... ve ... istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesininn 12.05.2022 tarihli ve 2020/1611 Esas, 2022/1583 Karar sayılı kararı ile sulu arazi niteliğindeki taşınmaza uygun münavebe ile net gelirine göre değer biçilmesinin yerinde olduğu değerlendirilerek dava konusu taşınmazın zemin bedeline ve muhtesatlarına usulünce değer biçilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmediği ve dava tarihi olan 2016 tarihi itibarıyla ve netice olarak arazi metrekare birim değeri olarak 29,86 TL'nin tespit edilip ve bu değer üzerinden toplam kamulaştırma bedelinden davalının hissesine düşen bedelin hesaplanması, dava konusu taşınmazda davalı adına olan payın iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmesinin yerinde olduğu belirtilerek istinaf başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 12.05.2022 tarihli ve 2020/1611 Esas, 2022/1583 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili, davalılar ... ve diğerleri vekili, davalı ... vekili ve davalı ... tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; kamulaştırılan taşınmaz üzerinde bulunan ağaçların hava fotoğrafları ve uydu görüntülerinden de yararlanılmak suretiyle, teknik analizleri yaptırılıp, gerektiğinde tanık anlatımlarından da faydalanılarak kesin olarak hangi tarihte (ay,gün ve yıl olarak) dikildikleri belirlenip, ilan tarihinden sonra dikildiklerinin tespiti halinde bedeline hükmedilmemesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde bedel tespiti yapan rapora göre karar verilmesi ve davacı idare tarafından fazla depo edilen bedelin miktarının hatalı gösterilmesi ve fazla depo edilen bedelin iadesine ilişkin hükmün hatalı olması doğru görülmeyerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili, davalılar ... ve diğerleri vekili, davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunda kullanılan ... İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü verilerinin Tarım ve Orman Bakanlığının Tarımsal Maliyet Sistemi (TAMSİS) veri tabanında yer almayan denetimden geçmemiş veriler olması nedeniyle mevzuat hükümlerine aykırı olduğunu, bu veriler ortalama değerleri içermediğinden yapılan hesaplama ile kamulaştırma bedelinin taşınmaz değerinden daha fazla hesaplandığını, 2016 yılı ... İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü verilerinin geriye dönük son 5 yılın verilerinin ortalama üç kat üzerinde olduğunu, dava konusu taşınmaz büyük bir arazi olduğundan tamamında sebze ürünlerinin üretilmesi mümkün olmadığı gibi 500 metrekareden büyük arazilerde sebze münavebesinin uygulanabilmesi için hal faturalarının bulunması gerektiğini, taşınmazın kuru tarla vasfında olduğunu, bağ, badem ve dut gibi ürünler için sulu ve kuru olmak üzere iki farklı maliyet cetveli oluşturulması gerekirken bu yönde herhangi bir ayrıma gidilmediğini, net gelir analizinde esas alınan verimlerde en az son üç ya da beş yılın ortalamasının alınması gerektiğini, kapitalizasyon faiz oranının %8 alınması gerektiğini, kamu yararı kararının son ilan tarihindeki uydu fotoğraflarında görülmeyen ürün ve mütemmim cüzler için bilirkişilerce hesaplama yapıldığını, taşınmaz üzerindeki omca henüz verime yatma döneminde olduğundan verim verme yaşına gelmeyen ağaçların değerlendirilmesinde kullanılan maliyet yönteminin kullanılması gerektiğini, yapı bedellerinin yüksek olduğunu, dava konusu taşınmazın tamamı ekili olmadığı halde tamamının bağ ve bahçe olarak kabul edilmesinin bilimsel verilere ve mevzuat hükümlerine aykırı olduğunu belirtmiştir.
2.Davalılar ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda fotoğrametri aleti yardımı ile irdeleme yapılmadığını, keşif ile ispat edildiği üzere anılan tarihte (23.10.2013) davaya konu taşınmazdaki teveklerin 1 yaşında olduğu, uydu görüntüsü tarihi itibariyle mevsim şartları göz önüne alındığında yaprakların dökülmüş olduğu sonbahar döneminde olduğu ve toprak rengi ile aynı renkte olan bağ çubuklarının/teveklerinin uydudan net olarak görülmesinin mümkün olmadığı, bilirkişi raporundaki görüntüler 10.06.2011 tarihli olduğu, görüntülerden net olarak anlaşıldığı üzere davaya konu taşınmazın sürülü ve sürülü olmasından ötürü de henüz yeni ekilmiş bağ çubuklarının görüntüde net olarak görülememesinin doğal olduğu, bilirkişi bu durumu raporunda net olacak şekilde irdelemesi gerekirken bunu yapmadığını, kaldı ki bu tarihte henüz kamulaştırma ilanı dahi yapılmadığını, dolayısı ile bu tarih itibariyle değerlendirme yapılmasının doğru olmadığını, .... barajının ilanına ilişkin duyurudan sonra davalı tarafça 2018 yılında 2. beş yıllık ilan ve tapulara şerh koydurduğunu, ancak yapılan iş bu işlem Anayasa Mahkemesince iptal edildiğini, dolayısıyla bu şerhin ve ilanın göz önüne alınmadan hesaplama yapılması gerektiğini, daha önce davaya konu yerde vaki bağ çubuklarının olduğu tespit ve rapor edilmiş olup son gelen raporda olmadığı yönünde rapor edilmesi sonucu bu çelişkinin giderilmesi gerektiğini, müvekkilce davaya konu taşınmazın zilyetliğinin uzunca süre önce son verilmesi nedeniyle terk edilen bir bahçenin harabe olacağı ve yapılacak keşifte de bunun gözardı edildiğini, dosyadaki bilirkişi raporlarıyla kıymet taktir raporunun çeliştiğini, kamulaştırmaya konu taşınmazın değeri hesap edilirken, el atmanın söz konusu olduğu tarih ve hesaplamaya ait verileri ve davanın açıldığı tarihteki veriler baz alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, bilirkişi kurulunun hesaplama yaparken mısır samanını yan ürün olarak hesaplamaya dahil etmemiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, tütün üretimi bölgede yaygın olduğundan kamulaştırma bedeli hesaplanırken bu hususun göz önüne alınması gerektiğini, hesaplama yapılırken mısır ürünün münavebe alınması hatalı olduğu gibi mısır ürünün samanının hesaplamaya dahil edilmemiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, objektif değer artışı oranı uygulanması gerektiğini, bu tür dosyalara da dava tarihinden itibaren amme alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranları üzerinden ödemeye hükmedilmesi gerektiğini bu nedenle dava tarihinden itibaren 4 ay sonrasından başlatılan ve yasal faize ilişkin hükmün hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
3. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararının tebliğ edilmediğinden savunma hakkının kısıtlandığını, bilirkişi raporuna karşı itirazlarının dikkate alınmadan karar verildiğini, .... ilçesindeki arazilerin veriminin çok yüksek olduğunu, dava konusu taşınmazda tütün ve ipek böceği yetiştiriciliğinde verim alınabildiğini .... İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü birim fiyatının geçerli olması gerektiğini, bağ verilerinin susuz bağ yerine sulu bağ olarak hesaplanması ve İl ve İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerinin dosya içerisinde bulunan tarımsal ürünlere ilişkin veri cetvelindeki çelişkinin giderilmesi gerektiğini, domates yetiştiriciliğinin de yapılabileceğinin dikkate alınmasını ve objektif değer artışı uygulanması gerektiğini beyan etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu malikleri arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline dava tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması yerindedir.
3.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı idare vekili, davalılar ... ve diğerleri vekili, davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmamasına, davalılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
12.01.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.
Bu nedenle somut olayda; bir kısım davalı tarafın, Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (Bir kısım davalılar vekili Av. ...’ın 27.05.2025 tarihli temyiz dilekçesindeki “faize” ilişkin talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, adı geçen davalılar yönünden 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir.
Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun diğer yönleriyle katıldığım “Onanma Kararı”na (faize ilişkin yönüyle) ve faizle ilgili 2 No’lu “Gerekçe/Değerlendirme”sine, adı geçen davalılar yönüyle açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 12.01.2026