İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulu
SAYISI: 2025/1 Esas
I. BAŞVURU
Başvuran davalılar vekili dilekçesinde özetle; müvekkillerine ait taşınmazın maden sahasında kalması nedeniyle maden işletme ruhsat sahibi lehine davacı idare tarafından kamu yararı kararı alınarak kamulaştırıldığını ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile tescil kararı verilmesi için Bala Asliye Hukuk Mahkemesine dava açıldığını, Mahkemece yapılan yargılama sonunda taşınmazdaki madenin değeri dikkate alınmadan arazinin değeri belirlenerek bedel tespit ve tescil kararı verildiğini, davacılar adına bu kararı istinaf etmeleri üzerine dosyanın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi tarafından incelenerek duruşma açıldığını ve 01.10.2024 tarihli ara kararı ile kamulaştırılan taşınmazın değerinin yine madenin değeri dikkate alınmadan belirlenerek İlk Derece Mahkemesi kararındaki bedel farkının davalılar hesabına yatırılmasına karar verildiğini, halbuki Dairenin bu ara kararının Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin yerleşik "maden sahası olarak kamulaştırılan taşınmazlara maden gelirine göre değer biçilmesi gerekmektedir." şeklindeki içtihatlarıyla çeliştiğini, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 2020/1484 Esas, 2024/1853 Karar sayılı, 2019/5219 Esas, 2020/530 Karar sayılı ve 2019/1645 Esas, 2019/1747 Karar sayılı kesin kararlarıyla da çelişkili olduğunu, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen kesin kararları ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin istinaf talebi üzerine inceleme yaptığı 2023/1407 Esas sayılı dosyasının 01.10.2024 tarihli duruşmasında 1. madde olarak alınan ara kararı arasında uyuşmazlık bulunduğunu ileri sürerek bu uyuşmazlığın giderilmesi için 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkındaki Kanunun (5235 sayılı Kanun) 35 inci maddesi uyarınca Yargıtay 5. Hukuk Dairesine başvurulmasını istediği görülmüştür.
II. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ HUKUK DAİRELERİ BAŞKANLAR KURULU KARARI
Başvuran davalılar vekili dilekçesinde, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 2023/1407 Esas sayılı dosyasında 01.10.2024 tarihli ara kararının Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin istikrar kazanmış içtihadı ve Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin kesin kararlarıyla çelişkili olduğunu ileri sürmüş ise de Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin, 2020/1484 Esas, 2024/1853 Karar; 2019/5219 Esas, 2020/530 Karar sayılı ve 2019/1645 Esas, 2029/1747 Karar sayılı kararlarında başka nedenlerin yanında, davacı kurum adına maden işletme ruhsatlı maden sahasının güvenliğinin sağlanması veya maden sahasına yol yapılması için kamulaştırılan taşınmazların kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili talebiyle açılan davada İlk Derece Mahkemesince verilen kararlar incelenerek dava konusu taşınmazın maden ruhsatı ve işletme iznine ilişkin belgelerle birlikte mahallinde keşif yapılarak taşınmaz maden sahası içinde kalıyor ve maden üretimine elverişli ise taşınmaza, maden sahası olarak yani maden gelirine göre değer biçilmesi gerektiğinden bahisle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve eksikliğin giderilmesi için dosyanın mahkemesine geri gönderilmesine kesin olarak karar verildiği anlaşılmış olup ilgili kararlar kesin olmakla birlikte 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca kaldırma gönderme kararı niteliğinde olduğu, yani uyuşmazlığı sonlandıran karar olmadığı, 5235 sayılı yasanın 35 inci maddesinin birinci fıkrasının 3 üncü bendinde açıkça kesin kararlar arasındaki uyuşmazlıktan bahsedildiğinden ve kesin kararlardan maksadın davayı sonlandıran yani kesin hükme bağlayan karar olduğu anlaşıldığından, başvuran davalılar vekilinin dilekçesine konu kararlar bakımından 5235 sayılı kanunun 35 inci maddesindeki şartların gerçekleşmediği, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin her üç kararının da kesin olmadığı, eksik soruşturmadan kaldırma ve dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesi kararı olduğu, ayrıca Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesinin kararı ile Yargıtay 5. Dairesinin kararları arasında da uyuşmazlıktan söz edilemeyeceği dolayısı ile 5235 sayılı Kanun'un 35 inci maddesindeki şartların gerçekleşmediği anlaşıldığından talebin reddine karar verilmiştir.
III. UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE KONU KARARLAR
A.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 11.12.2024 tarihli 2023/1407 Esas 2024/2992 Karar sayılı kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar davalılar vekili dava konusu taşınmazın maden sahasında olduğu ve bu nedenle maden gelirine göre değer biçilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de taşınmaz maden sahasında bulunsa da 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 4 ncü maddesine göre madenler Devletin hüküm ve tasarrufu altında olup içinde bulundukları arzın mülkiyetine tabi olmayıp, madenlerin işletilmesi işletme ruhsatı alınmak suretiyle hak sahibi olanlara ait olup, maden gelirine göre değer biçilmesi için arzın mülkiyetine sahip olmak yeterli bulunmadığı, tapu malikinin aynı zamanda maden işletme ruhsatı almak suretiyle taşınmazda madencilik faaliyeti yürütmesi gerektiği, başka bir deyişle tapu maliki tarafından maden sahası olarak işletilmeyen arazinin maden gelirine göre değerinin biçilmesinin olanaklı bulunmadığı anlaşıldığından arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza net gelirine göre değer biçilmesinde yöntem olarak bir isabetsizlik görülmediği belirtilerek denetiminden geçen dosyalarda 2017 yılında buğday fiyatının 1,10 TL alındığı anlaşıldığından kamulaştırma bedelinin yeniden hesaplanması için hükme esas alınan bilirkişi kurulundan alınan ek rapor doğrultusunda kamulaştırma bedeli tespit edilerek yeniden esas hakkında karar verilmiştir.
B.Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 2020/1484 Esas 2024/1853 Karar sayılı, 2019/5219 Esas 2020/530 Karar sayılı ve 2019/1645 Esas 2019/1747 Karar sayılı kararları
Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararları ile davacı kurum adına maden işletme ruhsatlı maden sahasının güvenliğinin sağlanması veya maden sahasına yol yapılması için kamulaştırılan taşınmazların kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili talebiyle açılan davada İlk Derece Mahkemesince verilen kararlar incelenerek, dava konusu taşınmazların maden ruhsatı ve işletme iznine ilişkin belgelerle birlikte mahallinde keşif yapılarak taşınmazlar maden sahası içinde kalıyor ve maden üretimine elverişli ise taşınmazlara maden sahası olarak yani maden gelirine göre değer biçilmesi gerektiğinden bahisle 6100 sayılı Kanun’un 353 üncü maddesinin birinci fıkrası (a) bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak mahkemesine gönderme kararı verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Uyuşmazlık
Uyuşmazlık, kamulaştırılan taşınmazın değeri tespit edilirken maden geliri esas alınarak bedel belirlenmesi gerekirken taşınmazın tarım arazi olarak kabulü ile değer tespitine ilişkindir.
B. İlgili Hukuk
Bölge adliye mahkemelerinin benzer olaylarda kesin nitelikteki kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi isteminin hukuki dayanağı, 5235 sayılı Kanun’un 35 inci maddesinde yer alan düzenlemedir.
C. Değerlendirme
Uyuşmazlık kamulaştırılan taşınmazın değeri tespit edilirken maden geliri esas alınarak bedel belirlenmesi gerekirken taşınmazın tarım arazi olarak kabulü ile değer tespitine ilişkindir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 11.12.2024 tarihli 2023/1407 Esas, 2024/2992 Karar sayılı kararında tarım arazisi niteliğindeki dava konusu taşınmazlara değer biçmeye esas alınan münavebenin Yargıtay denetiminden civardan geçen dava dosyaları dikkate alındığında uygun olduğu belirtilerek, denetiminden geçen dosyalarda 2017 yılında buğday fiyatının 1,10 TL alındığı anlaşıldığı belirtilerek kamulaştırma bedelinin yeniden hesaplanması için hükme esas alınan bilirkişi kurulundan alınan ek rapor doğrultusunda kamulaştırma bedeli tespit edilerek yeniden esas hakkında karar verildiği, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 2020/1484 Esas, 2024/1853 Karar sayılı, 2019/5219 Esas, 2020/530 Karar sayılı ve 2019/1645 Esas, 2019/1747 Karar sayılı kararları ile dava konusu taşınmazların maden ruhsatı ve işletme iznine ilişkin belgelerle birlikte mahallinde keşif yapılarak taşınmazlar maden sahası içinde kalıyor ve maden üretimine elverişli ise taşınmazlara maden sahası olarak yani maden gelirine göre değer biçilmesi gerektiğinden bahisle 6100 sayılı Kanun’un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak mahkemesine gönderme kararı verildiği anlaşılmıştır.
5235 sayılı Kanun'un 35 inci maddesinin birinci fıkrasının 3 üncü bendinde açıkça kesin kararlar arasındaki uyuşmazlıktan bahsedildiğinden ve kesin kararlardan maksadın davayı sonlandıran yani kesin hükme bağlayan karar olduğu anlaşıldığından, başvuran davalılar vekilinin dilekçesine konu kararlar bakımından 5235 sayılı Kanun'un 35 inci maddesindeki şartların gerçekleşmediği Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin her üç kararının da kesin olmadığı, eksik soruşturmadan kaldırma ve dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesi kararı olduğu, ayrıca Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesinin Kararı ile Dairemiz kararları arasında da uyuşmazlıktan bahsedilemeyeceğinden 5235 sayılı Kanun’un 35 inci maddesinde yer alan anlamda bir uyuşmazlığın giderilmesinden söz edilemez.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Dosyanın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kuruluna gönderilmesine,
04.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.