MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1966 Esas, 2025/1371 Karar
KARAR : Esastan ret/ Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar
İLK DERECE MAHKEMESİ : Yusufeli Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/1096 Esas, 2022/802 Karar
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı idare ve davalı ... vd. vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı idare vekilinin başvurunun esastan reddine, davalı ... vd. vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare ve davalı ... vd. vekilleri tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Artvin ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1 75... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve davacı idare adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalılara ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare ve davalı ... vd. vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın değerinin tespiti için emsal olarak seçilen taşınmaz, teknik ölçütleri itibarıyla emsal olmaya uygun olmadığını, dava konusu taşınmaza daha uygun bir emsal seçilmesi gerektiğini, arsa vasfındaki taşınmazların piyasa değerlerinin analizinde, genellikle benzer minimum 3 adet emsal taşınmaz değerinin bilinmesinin zorunlu olduğunu, tek emsalle yetinilmesinin hukuka aykırı olduğunu, karşılaştırmalı satış analizi yöntemine göre arsa değerlemede 5-8 adet arasında emsal satış bulunmasının, taşınmaz değerlerinin tutarlı olarak tahmini için yeterli görüldüğünü, arsa değerleme tablosu imar özelliği parametresinde cüzi bir değer azalışı yapılıp ortalama emsal taşınmazların birim fiyatının yüksek çıkmasının hedeflendiğini, bu durumun büyük maddi hatalara ve birim fiyatların olduğundan daha yüksek çıkmasına neden olduğunu, ayrıca imarsız olan emsal-1’in ayrık nizam 3 kat olan dava konusu taşınmazla eşdeğer hale getirmek için %15 lik bir değer azalışı yapıldığını, fakat bu değerin en az %50 olması ve bu oranın imar özelliği iyileştikçe artması gerektiğini, bilirkişi raporlarında dava konusu taşınmazların ... 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı kapsamında incelemelerinin eksik ve hatalı yapıldığını, ancak buna ilişkin itirazlarının dikkate alınmadığını, lehe vekâlet ücretine hükmedilmemesinin doğru olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
2.Davalı ... vd. vekili istinaf dilekçesinde özetle; emsal olarak alınan 1 07... parselin uygun emsal olmadığını, karşılaştırma kriterlerindeki oranlar, gerçek mevki konum ve durumları ile uyumlu olmadığını, sunulan emsallerden 14 adet emsalin üzerinde bina bulunduğu veya bağımsız bölüm satışı olduğu gerekçesi ile inceleme dışında bırakıldığını, dava konusu taşınmazlar ile aynı yönde ilçeye 8 km uzaklıkta taşınmazlar hakkında yapılan kamulaştırmalarda 2006 yılı değerleri ile arsa metrekare bedeli 874,00 TL/m² olarak belirlendiğini ve bu bedelin Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğini, yine Yusufeli Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/657 Esas, 2016/295 Karar sayılı dosyası ile ... ilçesi su kavuşumu mevkinde yapılan kamulaştırma işlemi ile ilçe merkezine 8 km uzaklıkta dava konusu taşınmaz hakkında yapılan kamulaştırmalarda 978.00 TL/m² olarak tespit edildiğini, yine ... Merkez ... Mevki 1 31... ve 3 parsel sayılı taşınmazlar hakkında yapılan kamulaştırmalarda 2015 yılı değerleri ile arsa metrekare bedeli 978,25 TL/m² olarak belirlendiğini ve bu bedelin Yargıtay incelemesinden de geçerek kesinleştiğini, baraj kamulaştırması nedeniyle araziler, evler ve tüm yaşam alanları yok olduğundan ve taşınmaz sahiplerinin geçmişinden koparak yer değiştirmeleri gerektiğinden taşınma ve yeni yer bulmaları ve bu arada geçecek süre de dikkate alındığında bu nedenle de bir objektif artışın yapılması gerektiğini ileri sürerek Anayasa Mahkemesinin 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı iptal kararı kapsamında faize hükmedilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla arsa niteliğindeki taşınmazın zeminine 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde, taşınmaz üzerindeki meyve ağaçlarına ise ayrıntılı keşif gözlemine göre belirlenen adet ve cinsi nazara alınarak kapama özellik göstermesine göre kaim yöntemle bedel belirlenmesinde ve davacı idare lehine vekâlet ücreti hükmedilmemesinde bir isabetsizlik görülmediği, ancak 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 2942 sayılı Kanun'un değişik 10 ncu maddesinin dokuzuncu fıkrasındaki “Kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içinde sonuçlandırılamaması halinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden itibaren kanuni faiz işletilir” hükmü anayasaya aykırı görülerek iptaline karar verildiği, Anayasa’nın 153 ncu maddesi gereğince, Anayasa Mahkemesinin kararları kesin olup, iptal kararları geriye yürümeyeceği, davalılar ... ve ... vekili 07.05.2025 tarihli dilekçesi ile faiz konusunda Anayasa Mahkemesinin 2022/83 Esas, 2023/69 Karar saylı kararı gözetilerek karar verilmesini talep etmiş olup, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2004/9-602 Esas, 2004/595 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2004/4849 Esas, 2005/1452 Karar sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları kesinleşmeyen işlemlerde derhal uygulanacağından talep gereği bu davalılar yönünden belirlenen kamulaştırma bedeline dava tarihinden karar tarihine kadar geçen süre için kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz uygulaması gerektiği gerekçesi ile davacı idare vekilinin istinaf itirazlarının esastan reddine, davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve istinaf edilemeyen hususlar aynen muhafaza edilerek düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare ve davalı ... vd. vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek ve kamulaştırma bedeline dava tarihinden itibaren dört aylık sürenin bittiği tarihten itibaren yasal faiz uygulanması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde, adil ve hakkaniyete uygun olarak belirlenen bedelin davalı tarafa ödenmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ... numaralı başvuru sonucu verilen 23.10.2018 tarihli kararı ve Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı, 01.06.2019 tarihli ve 30791 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan kararı da göz önüne alınarak, davanın niteliği gereği davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinde hukuka aykırı bir yön görülmemiştir.
4. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm, davacı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
5. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında, tespit edilen kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere karar tarihine kadar yasal faiz işletilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi hatalıdır.
6. Kamulaştırma bedelinin bilirkişi raporunda 1.548.909,09 TL hesaplandığı, İlk Derece Mahkemesinin tashih kararında da kamulaştırma bedelinin 1.548.909,09 TL olarak belirlendiği ve kuruma iade edilecek depo bedeli 666,64 TL olarak tashih edildiği anlaşılmasına rağmen Bölge Adliye Mahkemesince kurulan hükümde kamulaştırma bedelinin 1.547.409,09 TL ve kuruma iade edilecek depo bedelinin 1500,00 TL yazması bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı ... vd. vekilinin tüm, davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacı idare vekilinin temyiz itirazının kısmen kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinde geçen "1.547.409,09 TL" ibaresinin çıkarılması, yerine "1.548.909,09 TL" ibaresinin yazılması,
3. Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (3) numaralı bendinde geçen "1.547.409,09 TL" ibaresinin çıkarılması, yerine "1.548.909,09 TL" ibaresinin yazılması; "1.500,00 TL" ibaresinin çıkarılması, yerine "666,64 TL ibaresinin yazılması,"
4. Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (4) numaralı bendinin ilk ve ikinci paragraflarının hükümden çıkarılması, yerine "Kamulaştırma bedeli olarak belirlenen 1.548.909,09 TL ye davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrası olan 13.03.2022 tarihinden 06.07.2022 tarihine kadar yasal faiz işletilmesine, işleyecek yasal faizin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine," cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davalı ... vd.'den peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,05.03.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.
Bu nedenle somut olayda kanaatimce;
Her ne kadar 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmesi ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar geçen süre için kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması”, diğer bir ifadeyle Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak “dava tarihinden itibaren karar tarihine kadar faize hükmedilmesi(aynen temyiz incelememize konu Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 2 nci Hukuk Dairesinin; “… dava tarihi olan ... tarihinden karar tarihi olan ... tarihine kadar işleyecek kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizin ...” uygulanmasına ilişkin kararında olduğu gibi)” gerekmekte ise de;
Davalı tarafın, “dava tarihinden itibaren” “Yasal Faiz”in dışında bir “Faiz”in uygulanmasına ilişkin” Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26/1 inci maddesinde düzenlenen “Taleple bağlılık ilkesi” kapsamında değerlendirilebilecek bir temyiz talebi de söz konusu olmadığından, Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Dairemiz Sayın çoğunluğu tarafından verilen, sonucu ve diğer yönleri itibarıyla katıldığım, “Düzeltilerek Onanma Kararı”nın, “Gerekçe/Değerlendirme” bölümünün 5 No’lu bendinde yazılı olan gerekçelere (hususen de bu bentte yazılı olan; “davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere karar tarihine yasal faiz işletilmesi gerektiği” gerekçesine) “faizin başlangıç tarihi” ve “faizin türü” yönünden, açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 05.03.2026