MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2489 Esas, 2025/1681 Karar
KARAR : Esastan ret/ Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar
İLK DERECE MAHKEMESİ : Yusufeli Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/854 Esas, 2022/606 Karar
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı idare vekilinin istinaf başvurunun esastan reddine, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Artvin ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1 19... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve davacı idare adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalılara ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; emsal olarak seçilen 1 07... parsel nolu taşınmazın yüzölçümü dikkate alındığında, uygun emsal olmadığını, dava konusu parsel ile emsal parsel arasındaki kıyaslama oranının yüksek olduğunu, bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmaz ile emsal mukayesesinde birden çok kalemde puan düşüşü yapılarak dava konusu taşınmazın değerini artırma yoluna gidilerek taşınmazın değerinin haksız olarak fazla hesaplandığını, dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazın mukayesesinde başvurulan parametreler, mükerrer nitelik taşıdığını, tek emsal üzerinden hesaplama yapıldığını, en az 3 emsal üzerinden taşınmazın değerinin belirlenmesi gerektiğini, karşılaştırmalı satış analizi yöntemine göre arsa değerlemede 5-8 adet arasında emsal satış bulunması gerektiğini, bilirkişi raporlarında yer alan bilgilerin eksik araştırma veya yanlış metodolojiye dayalı ulaşılmış sonuçlar olması bakımından, değerleme bilimine, mevzuatın amir hükümlerine ve hakkaniyete uygun olmadığını, lehe vekâlet ücretine hükmedilmemesinin doğru olmadığını ileri sürülerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
2.Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza emsal olarak alınan 1 07... parselin uygun emsal olmadığını, karşılaştırma kriterlerinde yapılan hata nedeniyle dava konusu taşınmazın gerçek değerinin bulunamadığını, sunulan emsallerden 14 adet emsalin üzerinde bina bulunduğu veya bağımsız bölüm satışı olduğu gerekçesi ile inceleme dışında bırakıldığını, sunmuş olduğu emsallerden bir kısmının kamulaştırma kapsamında satış olduğu gerekçesi ile inceleme dışında tutulmasını kabul etmediklerini, Yusufeli Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/27 Esas sayılı dosyası ile ... ilçesi .... mevkinde (... Merkez ... Mevki 1 30... ve 2 parsel sayılı taşınmazlar) hakkında yapılan kamulaştırma işlemi ile dava konusu taşınmazlar ile aynı yönde ilçeye 8 km uzaklıkta taşınmazlar hakkında yapılan kamulaştırmalarda 2006 yılı değerleri ile arsa metrekare bedeli 874,00 TL/m² olarak belirlendiğini ve bu bedelin Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğini, yine Yusufeli Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/657 Esas, 2016/295 Karar sayılı dosyası ile Yusufeli ilçesi ... mevkinde yapılan kamulaştırma işlemi ile ilçe merkezine 8 km uzaklıkta dava konusu taşınmaz hakkında yapılan kamulaştırmalarda 978.00 TL/m² olarak tespit edildiğini, yine ... Merkez ... Mevki 1 31... ve 3 parsel sayılı taşınmazlar hakkında yapılan kamulaştırmalarda 2015 yılı değerleri ile arsa metrekare bedeli 978,25 TL/m² olarak belirlendiğini ve bu bedelin Yargıtay incelemesinden de geçerek kesinleştiğini, dava konusu taşınmaz üzerindeki yapıların hesaplama yönteminin hatalı olduğunu, yıpranma bedelinin fahiş hesaplandığını, Anayasa Mahkemesinin kamulaştırma bedelinin geç ödendiği durumlarda kanuni faiz işletilmesi hususundaki 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararının dikkate alınmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla arsa niteliğindeki taşınmazın zeminine 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi gereğince emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak; üzerindeki yapılara ise aynı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca resmi birim fiyatları esas alınıp yıpranma payı düşülerek değer biçilmesinde ve davanın niteliği gereğince davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinde isabetsizlik bulunmadığı, 4650 sayılı Kanun ile değişik 2942 sayılı Kanun'un 10 ncu maddesi gereğince açılan tespit ve tescil davalarında değerlendirmenin aynı Kanun'un 15 nci maddesi uyarınca dava tarihindeki verilere göre yapılması ve dava tarihinde geçerli olan Yapı Yaklaşık Maliyet Cetveli'ne göre yapı sınıfının belirlenmesi gerektiğinden davalı vekilinin yapı yaklaşık birim maliyet cetvelinin güncellenerek bedel takdir edilmesi gerektiğine ilişkin itirazlarının yerinde görülmediği, ancak 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 2942 sayılı Kanun'un değişik 10 ncu maddesinin dokuzuncu fıkrasındaki “Kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içinde sonuçlandırılamaması halinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden itibaren kanuni faiz işletilir” hükmü anayasaya aykırı görülerek iptaline karar verildiği, kamulaştırma bedelinin belirlenmesine ilişkin yerel mahkeme tarafından verilen hüküm henüz kesinleşmediğinden ve yasa koyucu tarafından bu konuda bir yasal düzenleme yapılmadığından, davalılar vekilinin 08.05.2025 tarihli diekçesi doğrultusunda belirlenen kamulaştırma bedeline dava tarihinden karar tarihine kadar geçen süre için Anayasa'nın kamulaştırma işlemlerini düzenleyen 46 ncı maddesinde belirtildiği şekilde, kamu alacakları için öngörülen en yüksek oranda faiz uygulaması gerektiği gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar vekilinin ise bu yöne ilişkin istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve istinaf edilemeyen hususlar aynen muhafaza edilerek düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek ve kamulaştırma bedeline dava tarihinden itibaren dört aylık sürenin bittiği tarihten itibaren yasal faiz uygulanması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde, adil ve hakkaniyete uygun olarak belirlenen bedelin davalı tarafa ödenmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3.Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ... numaralı başvuru sonucu verilen 23.10.2018 tarihli kararı ve Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı, 01.06.2019 tarihli ve 30791 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan kararı da göz önüne alınarak, davanın niteliği gereği davacı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde hukuka aykırı bir yön görülmemiştir.
4. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm, davacı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
5. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında, tespit edilen kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere karar tarihine kadar yasal faiz işletilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi hatalıdır.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalılar vekilinin tüm, davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacı idare vekilinin temyiz itirazının kısmen kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (4) numaralı bendinin hükümden çıkarılması, yerine "Kamulaştırma bedeli olarak belirlenen 661.648,82 TL ye davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrası olan 16.01.2022 tarihinden 16.06.2022 tarihine kadar yasal faiz işletilmesine, işleyecek yasal faizin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine," cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davalıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,05.03.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.
Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir talebinin (Davalılar vekilinin “faize” ilişkin istinaf sebebi olarak ileri sürdüğü talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar geçen süre için kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması”, diğer bir ifadeyle Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak “dava tarihinden itibaren karar tarihine kadar faize hükmedilmesi (aynen temyiz incelememize konu Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 2 nci Hukuk Dairesinin; “… dava tarihinden, … karar tarihine kadar işleyecek kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizin …” uygulanmasına ilişkin kararında olduğu gibi)” gerekmektedir.
Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun diğer yönleriyle katıldığım “Düzeltilerek Onanma Kararı”na (faize ilişkin yönüyle) ve faizle ilgili 5 No’lu “Gerekçe/Değerlendirme” görüşlerine, açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 05.03.2026