MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/408 Esas, 2025/4277 Karar
KARAR : Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 11. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/374 Esas, 2024/640 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda,
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre; Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihinin 30.10.2025 olduğu ve 7550 sayılı Kanun'un 20 inci maddesi ile 6100 sayılı Kanun'un Ek Madde 1'inin ikinci fıkrasına getirilen değişikliğin yürürlükte olduğu gözetildiğinde davacılardan ... ve ... dışındaki davacıların paylarına düşen miktarların dava tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla, adı geçenler dışındaki davacılar yönünden davalı idare vekilinin ve davacılar vekilinin tüm davacılar yönünden temyiz dilekçelerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı idare vekilinin davacılardan ... ve ... payları yönünden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu Ankara ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 263 20... parsel sayılı taşınmaza imar planında okul alanı olarak ayrılmak suretiyle el atıldığını ileri sürerek taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; imar planında eğitim alanı olarak ayrılan yerlerin kamulaştırma işlemlerinden imar planını yapmaya ve uygulamaya yetkili olan Belediye veya Valiliğin (İl Özel İdaresinin) sorumlu olduğu yönündeki 3194 sayılı İmar Kanunu'ndaki değişikliğin dikkate alınması gerektiğini, taşınmazın mülkiyeti Hazine adına tescil edileceğinden, husumetin Hazine ve Maliye Bakanlığına yöneltilerek müvekkili idare yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, uzlaşma dava şartı yerine getirilmeden açılan davanın reddine karar verilmesini, talep edilen tazminat bedelinin yüksek olduğunu ileri sürmüştür.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve el atma tazminatının davalı idareden tahsil edilerek davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin düşük olduğunu, hükmedilen bedele kamu alacakları için öngörülen en yüksek oranda faize hükmedilmesi gerektiğini, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre faizin talebe bağlı olmayıp, hakim tarafından resen dikkate alınması gerektiğini, faizin yanlış türünün talep edilmesinin hakimi bağlamayacağını, yasal faiz talep edilse bile kamulaştırma bedeline kanunen uygulanması gereken faiz türünün uygulanması gerektiğini, bu nedenle hükmedilen bedele kamu alacakları için öngörülen en yüksek oranda faize hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşınmazın Hazine adına tesciline dair hüküm kurulması gerektiğini, imar planında eğitim alanı olarak ayrılan yerlerin kamulaştırma işlemlerinden imar planını yapmaya ve uygulamaya yetkili olan Belediye veya Valiliğin (İl Özel İdaresinin) sorumlu olduğunu, taşınmazın mülkiyeti Hazine adına tescil edileceğinden, husumetin Hazine ve Maliye Bakanlığına yöneltilerek müvekkili idare yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, uzlaşma dava şartı yerine getirilmeden açılan davanın reddine karar verilmesini, dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin yüksek olduğunu, dava konusu taşınmaza fiilen el atılmadığından 7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kanun’a (2942 sayılı Kanun) eklenen Ek Madde 4 ve Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları gereği davacı lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, ıslah yoluyla artırılan miktara ıslah tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın 1988 onay tarihli 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında "okul yeri" olarak ayrıldığı, taşınmazın boş arsa görünümünde olup, üzerinde herhangi bir yapı ve tesis bulunmadığı anlaşılmış ise de uzun yıllar programa alınmayan imar planının hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı idarece pasif ve suskun kalınmak ve işlem tesis edilmemek suretiyle taşınmaza müdahale edildiği, bu haliyle idarenin mülkiyet hakkının özüne dokunan bu eylemi ile kamulaştırmasız el koyma olgusunun gerçekleştiğinin kabulü gerektiği, kamulaştırmasız el koyma olgusunun varlığının doğal sonucu, idarenin hukuka aykırı eylemiyle mülkiyet hakkı engellenen taşınmaz mal sahibi davacının, dava yoluyla kamulaştırmasız el koyma hükümleri doğrultusunda mülkiyetin bedele çevrilmesini, eş söyleyişle idareden değer karşılığının verilmesini isteyebileceği açık olduğu, bu itibarla arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılmak suretiyle bedelinin tespit edilip davalı idareden tahsiline, davacı taraf, dava ve ıslah dilekçesinde "yasal faiz" istediğinden bedele yasal faiz uygulanmasında, taşınmazdaki davacı taraf payının iptali ile Hazine adına tapuya tesciline ve yerleşik Yargıtay içtihatları ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davanın konusunun para olması nedeniyle hükmedilen miktar üzerinden davacı taraf lehine nispi vekalet ücreti verilmesine dair kararda, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı, ancak bedeline hükmedilen taşınmazın Hazine yerine, davalı idare adına tapuya tesciline karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş ayrıca davacıların tapu hissesinin denetlenebilir şekilde tespit edilmediğini, hüküm kurulmadan önce güncel tapu kaydının istenilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ... olarak davacı tapu malikleri ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin tahsili hususundadır.
2. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi ve alınan rapor uyarınca bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesi yöntem itibarıyla isabetlidir.
3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
4. Dava konusu taşınmazın diğer paydaşları tarafından davalı idare aleyhine açılan ve Dairemizce davalı idare temyizi üzerine onanan Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/259 Esas, 2023/361 Karar sayılı dosyasında dava konusu taşınmazın metrekare birim fiyatının 09.06.2022 değerlendirme tarihi itibarıyla 14.400 TL/m² olarak tespit edildiği, inceleme konusu dosyada ise 17.05.2023 değerlendirme tarihi itibarıyla dava konusu taşınmazın metrekare birim fiyatının 17.023 TL/m² olarak tespit edildiği anlaşılmıştır.
5. Aynı taşınmazın paydaşları tarafından açılan ve Dairemizce onanan dosyadaki metrekare birim fiyatının kesin delil olmamakla birlikte güçlü delil niteliğinde olduğu gözetilerek, paydaş dosyasında tespit edilen bedelin eldeki dava tarihine endekslenmesi ile taşınmaz değerinin üretici fiyat endeksinin altında arttığının anlaşılması nedeniyle paydaş dosyasında biçilen değerden ayrılma nedenleri konusunda ek rapor alınıp, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru değildir.
6. 26.11.2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 7421 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen Ek Madde 4 ile ''Bu Kanun kapsamında açılan davalarda verilen bedel ve tazminat kararlarına ilişkin mahkeme ve icra harçları, davalı idare tarafından ödenmek üzere maktu olarak belirlenir." hükmü ve Dairemizin yerleşik uygulamaları gereği maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin düşünülmemesi bozmayı gerektirir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
A. Davalı İdare Vekilinin Davacılar ... ve ... Dışındaki Davacılar Paylarına İlişkin ve Davacılar Vekilinin Tüm Davacılar İçin Temyizi Yönünden;
Davalı idare vekilinin temyiz dilekçesinin miktar yönünden REDDİNE,
B. Davalı İdare Vekilinin Davacılar ... ve ... Paylarına İlişkin ve Davacılar Vekilinin Tüm Davacılar İçin Temyizi Yönünden;
1. Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulüne,
2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Davacıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine,
Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,05.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.