MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/3281 Esas, 2024/3147 Karar
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 11. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/125 Esas, 2023/251 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacılar vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 27.01.2026 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.
Duruşma günü yetki belgesine istinaden davacı vekili Avukat ..., davalı ... vekili Avukat ... ve davalı ... Rektörlüğü vekili Avukat ... gelmişlerdir.
Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların murisinin Ankara ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 233 parsel sayılı kök parsel sayılı taşınmazın maliki iken anılan taşınmazın parselasyon işlemine tabi tutarak çok sayıda muhtelif parseller oluşturulduğunu, bu ifraz işlemi esnasında oluşturulan parsellerin yolu olarak davacı murislerinin kök tapusunda bir alan ayrıldığını, davaya konu alanın 3194 sayılı İmar Kanunu (3194 sayılı Kanun) yürürlüğe girmeden önce özel ifraz amaçlı basit bir kadastral işlem ve devamında oluşan parseller lehine de daimi mürur hakkı verilmesi şeklinde cereyan eden oluşum olduğunu, özel amaçlı ifraz işlemi ile kadastral yol olarak kullanımına muvafakat verilen alanın imar ve parselasyon işlemi sonrasında işlevini yitirdiğini, kadastral yol olarak kullanılmasının mümkün olmaması sebebiyle davacı murislerine rücu etmesi gerekirken ne kamulaştırma yapan idare ne de imar düzenlemesi gerçekleştiren kurum tarafından bu hususun dikkate alınmadığını beyanla davacıların murisine ait taşınmazdan ifrazla kadastro yolu olarak ayrılan alan için fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak kamulaştırmasız el atma sebebiyle belirlenecek tazminatın davalı idareden yasal faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; belediye tarafından kamulaştırmasız el atma yapılmadığını, davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini, davacılar tarafından yapılan usulüne uygun bir uzlaşma başvurusu olmadığından davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, aktif husumet yokluğu itirazlarının olduğunu, davalı idarenin söz konusu taşınmaza ilişkin herhangi bir fiili ya da hukuki el atmasının mevcut olmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı ... Rektörlüğü vekili; idari yargının görevli olduğunu, zamanaşımına uğradığını, özel parselasyon sonrasında malikin muvafakati ile kamu hizmet ve tesisleri için ayrılmış bulunan yerler için eski malikleri tarafından mülkiyet iddiasında bulunulamayacağını belirterek davanın reddini istemiştir
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 35 inci maddesi gereğince bedelsiz terk edilmesi gereken yerlerden olması sebebiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; 04.11.1983 tarihli 2942 sayılı Kanun’un 35 inci maddesinin 1956 yılında yapılan kadastral ifrazda geriye dönük uygulanamayacağını, davaya konu bölümün malikinin muvaffakati ile kamu hizmetine ayrılan bir bölüm olmayıp ifrazen oluşan parseller arasında kullanılmak ve geçisi sağlamak amacıyla terkini yapılan bir bölüm olduğunu, genel yola ve kamuya terkin olmadığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2008/820 Esas, 2009/26 Karar sayılı kararın bu yönde olduğunu, parselasyon planları sonucu kadastral yolun ortadan kaldırıldığını ve fiilen kullanılmamakta olup yapılar inşaa edildiğini, özel ifrazın 3194 sayılı Kanun uyarınca yapılmadığını, bu nedenle düzenleme ortaklık payı olarak değerlendirilemeyeceğini, zira ifrazen oluşan parsellerden de daha sonra yapılan imar uygulaması sırasında ayrıca düzenleme ortaklık payı olarak düşüldüğünü, ret kararının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu Ankara ili, ... ilçesi, ... köyü 233 parsel sayılı taşınmazın 59.800 m² alanlı olarak tapulama ile oluştuğu, davacılar murisinin taşınmazı 1952 tarihinde satışla edindiği, taşınmaz murisin uhdesinde iken 5910 m²lik bölümünün Polatlı-Eskişehir il yolu yapımı nedeniyle kamulaştırılması sonucu 08.10.1956 tarihli ve 2258 yevmiye numaralı işlemle tapudan terkin edildiği, taşınmaz murisin uhdesinde 53.890.00 m² alanlı olarak tescilli iken malik muris tarafından hazırlattırılan ve 31.10.1956 yılında tapuya sunulan özel ifraz krokisine göre taşınmazın 57 75... arasında toplam 69 parsele ifrazı ile 8172 m²lik bölümünün iş bu parseller arasında geçişi sağlamak üzere yol olarak terkininin talep edildiği, yapılan incelemeler sonucunda ... Meclisinin 11.01.1956 tarihli ve 6 sayılı kararı uyarınca özel ifraz krokisine göre taşınmazın ifrazına ve 8.172 m²lik bölümünün yola terkinine karar verildiği, iş bu karar uyarınca muris ...'ın "8.172 m²yi bila bedel bila şart yola terk ettiğini, ... Meclisinin 11.01.1956 tarihli ve 6 sayılı kararını şahitler huzurunda okuduğunu ve imzaladığını" beyan ederek şahitlerle birlikte 11.01.1957 tarihinde imzaladığı, iş bu terkin beyannamesi uyarınca 8.172 m²lik taşınmaz bölümünün 11.01.1957 tarihli ve 100 yevmiye numarası ile kadastral yol kullanımı için tapudan terkin edildiği, özel ifraz krokisine göre taşınmazın 69 parçaya ifraz edilmek suretiyle 57 75... parseller olarak tapuda muris malik adına tescilin sağlandığı ve akabinde muhtelif tarihlerde şirketlere satışlarının yapıldığı, iş bu parsellerin daha sonra 1986 yılında yapılan 73750/B nolu parselasyon planı sınırları içerisinde kaldığı,davaya konu taşınmazın davacılar murisi tarafından şartsız ve bila bedel olarak ifrazen oluşturulan parsellerin yola cephe şartını sağlamak amacıyla yol olarak ayrıldığı ve yol olarak tapudan terkin edildiği, fiilen de yolda kaldığı, 2942 sayılı Kanun’un 35 inci maddesi uyarınca "imar mevzuatı gereğince düzenlemeye tabi tutulan parsellerden düzenleme ortaklık payı karşılığı olarak bir defaya mahsus alınan yol, yeşil saha ve bunun gibi kamu hizmet ve tesislerine ayrılan yerlerle özel parselasyon sonunda malikin muvafakatiyle kamu hizmet ve tesisleri için ayrılmış bulunan yerler için eski malikleri tarafından mülkiyet iddiasında..." bulunulamayacağı ve karşılığının istenemeyeceğinden davacıların özel parselasyon sonucu yol olarak ayrılan parsel ile ilgili tazminat talepli davasının reddine dair kararda, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığından davacılar vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf başvuru dilekçesinde belirttiği hususları tekrarla İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, temel olarak kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tespiti ve davalı idarelerden tahsili istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dava konusu taşınmazın 2942 sayılı Kanun'un 35 inci maddesinde “İmar mevzuatı gereğince düzenlemeye tabi tutulan parsellerden düzenleme ortaklık payı karşılığı olarak bir defaya mahsus alınan yol, yeşil saha ve bunun gibi kamu hizmet ve tesislerine ayrılan yerlerle, özel parselasyon sonunda malikinin muvafakatı ile kamu hizmet ve tesisleri için ayrılmış bulunan yerler için eski malikleri tarafından mülkiyet iddiasında bulunulamaz ve karşılığı istenemez” hükmü gereğince özel parselasyona tabi tutulmak suretiyle imar yolu olarak terk edilen ve fiilen de yol olarak kullanılan taşınmaza ilişkin davanın reddine karar verilmesi yerindedir.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Aleyhine temyiz olunan davalılar yararına 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 40.000,00 TL vekâlet ücretinin davacılardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.