MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2844 Esas, 2025/139 Karar
KARAR : Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 24. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/125 Esas, 2023/274 Karar
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yeniden yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı idare ve bir kısım davalılar vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince bir kısım davalılar vekilinin istinaf başvurularının süreden reddine, davacı idare ve diğer kısım davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare, davalı ..., davalı ... Petrol Ürünleri Limited Şirketi vekili tarafından temyiz edilmekle, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Ankara ili, ..., ... (...) Mahallesi 522 51... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitini ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Bir kısım davalılar cevap dilekçesinde özetle; davayı kabul etmediklerini ancak gerçek bedeli üzerinden değer tespiti yapılması gerektiğini belirtmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin davalılara derhâl ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare ve bir kısım davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; bedelin fazla olduğu, paydaş dosyaların ve yan parsel bedellerinin dikkate alınmadığını ileri sürerek istinaf yoluna başvurmuştur.
2.Bir kısım davalılar vekilleri istinaf dilekçesinde özetle; bedelin az olduğu, enflasyon nedeniyle bedelde güncelleme yapılması ve faizin dava tarihinden itibaren uygulanması, vekâlet ücretinin de nispi verilmesi gerektiği ileri sürerek istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bir kısım davalılar vekillerinin istinaf dilekçelerinin süreden reddi ile diğer kısım davalılar yönünden ise arsa niteliğindeki taşınmazın zeminine emsal karşılaştırması yapılarak, vergi değerleri de kıyaslanmak suretiyle ve yakın parsellere verilen değerler de gözetilerek değer biçilmesinde, aynı bölgeden Yargıtay’a intikal eden ve onanarak kesinleşen bedeller ile Daireye intikal eden dava dosyalarındaki bedeller de gözetildiğinde, Dairece alınan ek raporda da bu hususlar dikkate alındığından verilen kararda bir isabetsizlik olmadığı, ancak davanın niteliği gereğince yargılama giderlerinden davacı idarenin sorumlu olduğu gözetilmeden, karar ve ilam harcının davalı tarafa yüklenmesine karar verilmiş olması, mahkeme kararında faizin bitiş tarihinin açıkça gösterilmemesi,dava tarihinden karar tarihine kadar geçen süre için Anayasa'nın 46 ncı maddesinde belirtilen en yüksek faiz olan “Kamu Alacaklarına Uygulanan En Yüksek Faiz” oranının uygulaması gerektiğinin kabulü yerine, mahkemece yasal faize hükmedilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle davacı idare ve diğer kısım davalılar vekilinin istinaf başvurularının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak düzeltilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare, davalı ..., davalı ... Petrol Ürünleri Limited Şirketi vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplere ilaveten Bölge Adliye Mahkemesinin kamulaştırma bedeline uygulanacak faiz oranını belirlerken Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı iptal kararını yanlış yorumlamış ve bu yorumla hem kanunun ruhuna hem de kamu menfaatlerine aykırı bir sonuca ulaştığını, mahkeme, davalılar ... ve ... Petrol Ürünleri Ltd. Şti. yönünden, kamulaştırma bedeline dava tarihi olan 09.01.2020’den karar tarihi olan 20.06.2023’e kadar kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranını uygulandığını; diğer davalılar yönünden ise 10.05.2020’den itibaren yasal faiz işlettiğini, bu ayrımın, hem içtihat birliğine olduğunu hem de kamu kaynaklarının gereksiz yere yük altına sokulmasına sebebiyet verdiğini, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı, 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrasındaki “dört ay” kuralını iptal etmiş; ancak, faiz oranının “kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz” şeklinde belirlenmesi gerektiğine dair herhangi bir hüküm getirmediğini, mahkemece, iptal kararını genişleterek ve yasal boşluk yaratarak, kendi yorumuyla kanunda öngörülmeyen bir faiz türüne hükmettiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; kamulaştırma bedelinin aşırı düşük olduğunu, belirlenen düşük bedelin mülkiyet hakkını aşırı zedelediğini, süre sonunun adli tatile denk gelmesi ve istinaf mahkemesince başvurunun süreden reddi kararının usul kurallarına aykırılık arzettiğini, İlk Derece Mahkemesi, kamulaştırma bedeline 10.05.2020 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine karar verdiğini, istinaf mahkemesi ise müvekkilim dışındaki davalılar için bu tarihi 10.05.2020 olarak korurken, müvekkilim ve bazı davalılar için dava tarihi olan 09.01.2020’den itibaren kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranını uyguladığını, müvekkili lehine nispi vekâlet ücreti uygulanması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
3.Davalı ... Petrol Ürünleri Limited Şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle; kamulaştırma bedeli ve bu bedelin belirlenmesi şeklini kabul etmediğini, İstinaf Mahkemesince, en yüksek faizin değişen oranlarda reeskont avans faizi yerine kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz olarak belirlenmesi ve müvekkil alacağına bu faiz şeklinin uygulanmasına karar verilmesinin doğru olmadığını müvekkili lehine nispi vekâlet ücreti uygulanması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa vasfındaki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartların, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre bir kısım davalılar vekillerinin tüm, davacı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
4. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere karar tarihine kadar yasal faiz işletilmesi gerekirken yazılı şekilde faize hükmedilmesi bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Bir kısım davalılar vekilinin tüm, davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacı idare vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (3) numaralı bendinde bulunan" bu davalılar paylarına ilişkin kamulaştırma bedellerine dava tarihi olan 09.01.2020 tarihinden itibaren karar tarihi olan 20.06.2023 tarihine kadar kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranının yürütülmesine" ibaresinin çıkartılması, yerine " bu davalılar paylarına ilişkin kamulaştırma bedellerine dava tarihinden dört ay sonrası olan 10.05.2020 tarihinden karar tarihi olan 20.06.2023 tarihine kadar yasal faiz işletilmesine" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davacı idareden peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine, davalı ...'undan ve davalı ... Petrol Ürünleri'nden peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.02.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.
Bu nedenle somut olayda kanaatimce; bir kısım davalı tarafın Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir talebinin (Davalılardan ... Petrol Ltd. Şti. vekilinin 08.04.2025 tarihli dilekçesindeki; “faize” ilişkin talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, adı geçen davalı taraf yönünden 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar geçen süre için kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması”, diğer bir ifadeyle; Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmesi (aynen temyiz incelememize konu Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14 üncü Hukuk Dairesinin; “… dava tarihi olan … tarihinden itibaren karar tarihi olan … tarihine kadar kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranının yürütülmesine” ilişkin kararında olduğu gibi)” gerekmektedir.
Hâl böyle iken; eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun diğer yönleriyle katıldığım “Düzeltilerek Onanma Kararı”na(faize ilişkin yönüyle) ve faizle ilgili olup “Gerekçe” bölümünün 4 No’lu bendinde yazılı olan gerekçelere (hususen de bu bentte yazılı olan; “davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere karar tarihine kadar yasal faiz işletilmesi gerektiği”ne ilişkin gerekçesine) “faizin başlangıç tarihi” ve “faizin türü” yönünden, adı geçen davalı taraf bakımından açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 03.02.2026