MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1641 Esas, 2025/1324 Karar
KARAR : Yeniden esas hakkında verilen karar
İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/320 Esas, 2024/88 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin geç ödenmesinden kaynaklanan munzam zararın tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı idareler vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar ve davalı ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verilmiştir.
Davacılar vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 03.02.2026 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.
Duruşma günü davacılar vekili Avukat ..., davalı ... vekili Avukat ... ... ve davalı ... vekili Avukat ... gelmişler. davalı ... vekili duruşmaya katılmamıştır.
Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerine ait Eskişehir ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 15 30... parsel sayılı taşınmaza davalı idareler tarafından kamulaştırmasız el atıldığından bahisle Eskişehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/199 Esas sayılı dosyası (bozma sonrası Eskişehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/131 Esas sayılı dosyası) ile dava açıldığını, dava sonucunda; ... tarafından taşınmazın 1752,11 m²lik kısmına, ... tarafından taşınmazın 7467,10 m²lik kısmına, ... tarafından ise taşınmazın 3256,74 m²lik kısmına el atıldığının tespiti ile belirlenen bedellerin davalı idarelerden tahsiline karar verildiğini, Eskişehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 18.03.2021 tarihli ve 2020/131 Esas, 2021/93 Karar sayılı kararın, karar düzeltme istemlerinin reddi ile 14.06.2022 tarihinde kesinleştiğini, kesinleşmenin ardından davalı idareler aleyhine icra takibi yapıldığını, ... ile de protokol imzalandığını, ödemelerin gerçekleştiğini, ancak uzun süren yargı süreçleri nazara alındığında dava tarihleri ile ödeme tarihleri arasındaki uzun zaman dilimleri de göz önüne alındığında asıl alacağa kanuni faiz işletilmek suretiyle yapılan ödemelerin reel enflasyon oranları nazara alındığında müvekkilinin ciddi anlamda zarar görmesine sebep olduğunu, dava tarihi ve ödeme tarihi arasında işleyen kanuni faiz ve ülkemizdeki reel enflasyon kıyaslandığında kanuni faiz oranının enflasyonun çok altında kaldığını, davalı idarelerin müvekkillerine yaptıkları ödemeler ile el atılan gayrimenkulün ödeme tarihindeki gerçek değeri arasında uçurum olduğunu, somut zararın basitçe, davalı idarelerin her birinin müvekkillerine yaptıkları ödeme tarihlerinde el atılan gayrimenkulün tespit edilecek değerinden, yine müvekkillerine ödenen asıl alacak ve faiz toplamının çıkartılarak hesap edilebileceğini, davanın kabulü ile öncelikle dava tarihinden ödeme tarihlerine kadar olan işleyen kanuni faiz ile enflasyon arasındaki farkın bilirkişi incelemesi neticesinde tespitine, tespit edilecek munzam zararın müvekkillerine hisseleri oranında ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddi gerektiğini, dava konusu gayrimenkul için mahkeme kararına konu kamulaştırmasız el atma alacağı ve davaya ilişkin yargılama giderleri için İstanbul Anadolu 7. İcra Müdürlüğü 2019/12759 Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, yapılan protokole istinaden 06.05.2019 tarihinden itibaren ödemelere başlanıldığını; ancak 30.05.2019 tarihli ve 7176 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) Geçici 14 üncü maddesi hükmü uyarınca ödemelerin durdurulduğunu, 07.05.2021 tarihli ve 31477 sayılı Resmî Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 04.02.2021 tarihli ve 2019/89 Esas, 2021/10 Karar sayılı kararı ile 2942 sayılı Kanun’un Geçici 14 üncü maddesinin iptal edildiğini, bunun üzerine İstanbul Anadolu 7. İcra Müdürlüğünün 2019/12759 Esas sayılı dosyasına istinaden 09.06.2021 tarihinde alacaklı vekili ile tekrar protokol yapıldığını, protokole istinaden borcun tamamının ödendiğini, dava dilekçesinde, dava konusu taşınmazın ödeme tarihindeki değerinden davacılara ödenen asıl alacak ve faizin çıkartılarak belirlenecek munzam zararın davacılara ödenmesinin talep edildiğini, söz konusu talebin kabulünün mümkün olmadığını, davanın usulden ve esastan reddinin gerektiğini beyan etmiştir.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin ilam alacaklarını gecikmeden icra dosyasına ödediğini, davacının munzam zarara ilişkin somut dayanak sunmadığını, salt enflasyonist ortama dayanmanın soyut iddia boyutunda kaldığını, bu nedenle davanın reddini talep etmiştir.
3. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacılara ödeme yaptığını, davacının munzam zarar iddiasının farazi bir iddia olduğunu, munzam zararın koşullarının oluşmadığını, somut delile dayanılmadığını, munzam zararın oluşabilmesi için alacaklının temerrüt faizinden fazla bir zararının ortaya çıkması gerektiğini, ayrıca borçlunun kusurunun olması gerektiğini, enflasyonist ortamın varlığının bu davanın açılması için yeterli sayılmadığını, davanın haksız olduğunu belirterek reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idareler vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesini tekrar etmiş, munzam zararın davacı tarafça ispat edilemediğini, pek çok yargı kararı ile de belirtildiği üzere geçmişe dönük olarak yasal faiz oranı dışında daha fazla zarar oluştuğunun somut deliller ile ispat edilmesi gerektiğini, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesini tekrar etmiş, munzam zararın davacı tarafça ispat edilemediğini, pek çok yargı kararı ile de belirtildiği üzere geçmişe dönük olarak yasal faiz oranı dışında daha fazla zarar oluştuğunun somut deliller ile ispat edilmesi gerektiğini, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
3. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesini tekrar etmiş, munzam zararın davacı tarafça ispat edilemediğini, pek çok yargı kararı ile de belirtildiği üzere geçmişe dönük olarak yasal faiz oranı dışında daha fazla zarar oluştuğunun somut deliller ile ispat edilmesi gerektiğini, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile para ya da mal varlığının değerinin korunması bakımından pek çok ve çeşitte yatırım araçları olmakla birlikte bu araçların hangisinin tercih edileceği o kişinin ekonomi bilgisi, aldığı yatırım tavsiyelerine göre değişkenlik göstermekte olup bu yatırım araçlarının doğru ya da yanlış olmasının önceden kestirilebilecek bir husus olmadığı, kişilerin para ya da diğer mal varlıklarını her zaman doğru yatırım araçlarına yönlendireceği ve bu şekilde paranın ve mal varlığı değerlerinin her durumda ileride yaşanacak enflasyon oranı karşısında korunacağına dair öngörüde bulunulmasının mümkün olmadığı, enflasyon oranı geçmişe dönük bir hesaplama olup bu oran gerçekleştikten sonra öte yandan yine yatırım araçlarının somut getirisi de gerçekleştikten sonra geriye doğru yapılacak hesaplama ile yasal faiz getirisi aradaki fark üzerinden zarar hesabı yapılmasının mümkün olamayacağı, zamanında ödenen paranın yanlış yatırım araçlarında değerlendirilmesi sonucunda bütünü ile yok da olabileceği göz önüne alındığında; esasen kanun koyucunun para borcunun geç ödenmesi ya da ödenmemesi halinde bir zararın mevcut olduğunu kural olarak benimsediğini, temerrüt faizi miktarınca alacaklının zarara uğradığı hususunun davacının ispatına gerek olmayan, yasal bir karine olarak kabul edildiğini, bunun dışında davacının herhangi bir karineden istifade etme olanağı yasal olarak mevcut olmayıp, davacının ileri sürdüğü ilave zararı somut delillerle ispatlaması gerektiği, kişilerin, kime ne miktarda borcunun olduğu ve ne miktar bedel ödemesi durumunda borcundan kurtulacağı bilmesinin hukuki güvenlik ve öngörülebilirliğin bir gereği olduğu, ana para borcunu ve işlemiş yasal faizi alacaklısına ödeyen kişinin artık borcundan kurtulduğunun kabul edildiği, hükmün kesinleşmesinden itibaren alacak hakkı Anayasa'nın 46 ncı maddesinde düzenlenen, kesinleşmiş kamulaştırma bedeli haline geldiğinden, aynı madde uyarınca yapılan icra takibinde, kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz istenebileceği de göz önüne alındığında davanın reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı gerekçeler ile kabulüne hükmedilmesi doğru olmadığından, davalı idareler vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı idarelere karşı açtıkları kamulaştırmasız el koyma nedeniyle tazminat davasının kesinleştiğini, idarelerce ödemelerin yapıldığını, ancak uzun süren yargılama, dava tarihi ile ödeme tarihi arasındaki uzun zaman dilimi, asıl alacağı kanuni faiz işletilerek yapılan ödemenin enflasyon oranı nazara alındığında müvekkillerini ciddi anlamda ekonomik zarara uğrattığını, Bölge Adliye Mahkemesince verilen ret kararının hatalı olduğunu, gerekçesinde ticari hata vurgusu yapıldığını, somut davada tarafların tacir olmadıklarını, uyuşmazlığın da ticari bir ilişkiye ait olmadığını, değerin tespit edildiği tarih 23.03.2011 tarihi olup, ödemelerin yaklaşık 10 yıl sonra gerçekleştiğini, paranın alım gücü bu 10 yıl içinde çok düştüğünü, herkesçe bilinen bilinen ve varlığı kesin olan bu olguyu kanıtlamaya gerek olmadığını, davalı idarelerin dava konusu taşınmazı piyasa değerinin 1/5'ini ödeyerek kamulaştırmış olduklarını, müvekkillerinin mağdur olduklarını ve bu mağduriyetin giderilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; lehlerine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, ... olarak kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin geç ödenmesinden kaynaklanan munzam zararın tahsili hususundadır.
2. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Munzam zarara hükmedilebilmesi için davacı alacaklının zararının faizle karşılanamadığını, bunun üstünde zararının oluştuğunu maddi vakıalarla ve belgelerle kanıtlanması gerektiği, davacı tarafça munzam zarar talebine ilişkin iddianın ötesinde bilgi ve belge sunulmadığından, munzam zarar talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, maddi tazminat istemli davanın tamamen reddi durumunda tarifenin ikinci kısımının ikinci bölümüne göre maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi doğrudur.
4.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı harcın istenildiğinde davacılara iadesine, davalı ... Başkanlığından peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Aleyhine temyiz olunan davalı ... yararına 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 40.000,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.