MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2 Esas, 2025/538 Karar
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/286 Esas, 2023/558 Karar
Taraflar arasındaki tapu kaydının hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Ankara ili, ... Karyesinde bulunan Mayıs 12 98... sıra numaralı tapu kaydına konu 15 dönüm yüzölçümünde bağyeri vasfındaki taşınmaz ve Mayıs 12 98... sıra numaralı tapu kaydına konu 15 dönüm yüzölçümünde mahane bağın mülk kurumu vasfındaki taşınmaz malikinin tümüyle Adliye Müfettişi ... Efendi'nin karısı ... Hanım olduğunu, tapu kayıtlarındaki bilgileri ile örtüşen nüfus kayıtlarındaki bilgilere göre sözü geçen ... Hanım'ın davacı müvekkillerinin murisi olan 2...6 T.C. Kimlik Nolu ... olduğunu, Ankara ili, ... Mevkii'nde bulunan T.Sani 12 98... sıra numaralı tapu kaydına konu 5 dönüm yüzölçümündeki bağın mülk kurumu vasfındaki taşınmazın malikinin tümüyle Adliye Müfettişi ... Efendi olduğunu, tapu kayıtlarındaki bilgileri ile örtüşen nüfus kayıtlarındaki bilgilere göre sözü geçen Adliye Müfettişi ... Efendinin yukarıda belirtilen davacı müvekkillerin murisi olan 2...6 T.C. Kimlik Nolu ...'nin kocası olan Adliye Müfettişi ... olduğunu, Adliye Müfettişi ...'e ait ekteki mirasçılık belgesine göre, davacı müvekkillerinin Adliye Müfettişi ...'in mirasçıları olup, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Arşiv Daire Başkanlığınca 20.11.2016 tarihinde çıkarılan ekteki tapu kayıtlarının gittisi kayıtlarına ve ... Tapu Müdürlüğünün 13.02.2017 tarihli yazısına göre sözü geçen tapu kayıtlarının kadastroda revizyon görmediğini, sözü geçen tapu kayıtları revizyon görmediğinden, tapu maliklerinin mirasçıları olmaları sebebiyle davacı müvekkillerinin tapu kayıtlarına konu taşınmazlardaki mülkiyet haklarına kavuşamadıklarını, davacı müvekkillerinin sözü geçen taşınmazlardaki mülkiyet hakları ihlal edilmiş olduğunu belirterek tazminatın davalı idareden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar vermiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporlarının yetersiz olduğunu, eksik araştırma yapıldığını, tapu kayıtları revizyon görmediğinden mülkiyet haklarına kavuşamadıklarını, zararın giderilmesi gerektiğini, mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, tapu kayıtları kadastro sırasında uygulanmadığından mülkiyet hakkına kavuşamadıklarını, bu nedenle tazminata hükmolunması gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Ankara ili, ... ilçesinde genel arazi kadastrosunun 1939 yılında yapılıp 13.12.1940-15.02.1941 tarihlerinde ilan edilerek kesinleştiği, yine Ankara ili ... ilçesi ... Mahallesinde arazi kadastrosunun 1935 -1936 yıllarında yapılıp kesinleştiği, davacıların dayandıkları tapu kayıtlarının herhangi bir parsele revizyon görmedikleri, tazminat istemine konu taşınmazların kadastro tespitlerinin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 15.12.1934 yılında kabul edilerek 23.12.1934 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 2613 sayılı Kanunda on yıllık hak düşürücü süre öngörülmediği için, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun geçici 4 üncü maddesinin 3. fıkrası 09.10.1987 tarihinden itibaren bir yıl içerisinde 26 13... sayılı Kanun'a göre kadastrosu yapılmış taşınmazlar hakkında "dava açabilme hakkını" tanıdığı, somut olayda asıl uygulanması gereken hak düşürücü süre 3402 sayılı Kanun'un 4/3 üncü maddesinde öngörülen 1 yıllık süre olduğunu, somut olayda davacılar ve miras bırakanları tarafından 3402 sayılı Kanun'un Geçici 4/3 maddesi uyarınca 09.10.1988 tarihine kadar tapu iptali ve tescil istemiyle dava açılmadığını, kadastro tespitinin yapıldığı 1935 yılı ile hak düşürücü sürenin dolduğu 09.10.1988 tarihi arasında çok uzun süre bulunmakta olup, davacılar hak düşürücü sürenin dolduğu tarihe kadar mülkiyete yönelik dava açmadıklarını, böylelikle de tazminat istemine konu taşınmazların kadastro tutanakları ve tapu kütükleri mevcut şekli ile kesinleştiğinden, bunun sonucu olarak da davacıların kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz ve dava açma hakkı ile mülkiyet haklarının ortadan kalktığını, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesinden kaynaklanan tazminat davalarında, mülkiyet kaybının kesinleştiği tarihten itibaren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 146 ncı maddesine (818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 125 inci maddesine) göre 10 yıllık genel zamanaşımı süresi içinde dava açılması gerekmektedir. Anayasa Mahkemesinin 29.09.2017 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 2014/6673 başvuru numaralı ve 25.07.2017 tarihli Yaşar Çoban Kararı ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun (YHGK) 18.11.2009 tarihli 2009/4-383 Esas, 2009/517 Karar sayılı kararı nazara alındığında; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı ile 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi ile düzenlenen tazminat için hukuk yolu etkili hâle gelmiş olup YHGK karar tarihi olan 18.11.2009 tarihinden önce zamanaşımı süresi dolanlar açısından makul süre içinde 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesine dayanılarak dava açılması gerektiğini, buna göre, 10 yıllık zamanaşımı süresi ve YHGK'nun karar tarihinden itibaren makul süre de dolduğundan davanın dinlenemeyeceği gibi, kaldı ki davacılar veya miras bırakanları tarafından hak düşürücü süre içinde tapu kayıtlarına dayanılarak tapu iptali ve tescil davası açılmadığı, davacıların ağır kusuru sonucunda zarar meydana geldiğinden 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca Hazineden tazminat istenilmesi olanaklı olmadığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; zamanaşımının sözkonusu olmayacağı, zararın oluştuğu tarihin 09.10.1988 olduğunu, ancak bu tarih itibarıyla dava açma hakkının bulunmadığını, Anayasa Mahkemesi kararlarına aykırılık olduğunu, zamanaşımı tarihi başlangıcının 18.11.2009 değil, Yaşar Çoban kararının yayımlandığı 29.09.2017 olması gerektiği hususlarını ilave etmek suretiyle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.