MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2408 Esas, 2025/688 Karar
KARAR : Esastan ret/ Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 11. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/366 Esas, 2023/362 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddi ile kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden resen İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu Bursa ili, ..., ... Mahallesi 46 19... parsel sayılı taşınmaza kamulaştırma yapılmaksızın fiilen el atıldığını, ayrıca imar planında idari tesis alanı olarak ayrılmak suretiyle el atıldığını ileri sürerek taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 05.08.2022 tarihinde taşınmazdan pay satın aldığını ve iki ay gibi kısa bir süre sonra bu davayı açtığını, taşınmazın imar planındaki durumunu bilerek satın aldığı anlaşıldığından taşınmazın dava konusu edilmesinde davacının iyi niyetli olmadığı gibi mülkiyet hakkının kısıtlandığının iddia edilemeyeceğini, dava konusu taşınmaza müvekkili idare tarafından fiili olarak el atılmadığını, bu nedenle müvekkili idare yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini, imar planında idari tesis alanında kalan taşınmazın kamulaştırma sorumluluğunun sadece müvekkili idarede olmadığını, bu alanların tüm kamu kurumları tarafından kullanılabileceğini, hukuki el atmanın söz konusu olduğu kısımlar için idare mahkemeleri görevli olduğundan görev yönünden davanın reddine karar verilmesini, uzlaşma dava şartı yerine getirilmeden açılan davanın reddine karar verilmesini, talep edilen tazminat bedelinin fahiş olduğunu ileri sürmüştür.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne ve el atma tazminatının davalı idareden tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının 05.08.2022 tarihinde taşınmazdan pay satın aldığını ve iki ay gibi kısa bir süre sonra bu davayı açtığını, taşınmazın imar planındaki durumunu bilerek satın aldığı anlaşıldığından taşınmazın dava konusu edilmesinde davacının iyi niyetli olmadığı gibi mülkiyet hakkının kısıtlandığının iddia edilemeyeceğini, dava konusu taşınmaza müvekkili idare tarafından fiili olarak el atılmadığını, taşınmazın çevredeki inşaatlar tarafından kullanıldığı hâlde, müvekkili idarenin sorumlu gösterildiğini, taşınmazın küçük bir kısmına müdahale edildiği belirtilerek arta kalan kısmın salih yarar sağlamayacağı gerekçesiyle tümünün bedeline hükmedilmesinin doğru olmadığını, müvekkili belediyenin taşınmazda 39 m²lik hissesi bulunduğunu ve bu payına dayalı kullanım hakkı bulunduğunu, imar planında idari tesis alanında kalan taşınmazın kamulaştırma sorumluluğunun sadece müvekkili idarede olmadığını, bu alanların tüm kamu kurumları tarafından kullanılabileceğini, dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin yüksek olduğunu, emsal seçimi ve karşılaştırmasının kanunun aradığı şartlara uygun olarak yapılmadığını, diğer paydaşlarca açılan davalarda daha düşük metrekare birim bedellerine ulaşıldığını ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmaza kısmen stabilize malzeme dökülmek suretiyle fiilen el atıldığı, sorumlu idarenin ... olduğu, fiilen el atılmayan kısımların uygulama imar planında "Belediye Hizmet Alanı" olarak kamu hizmetine tahsis amaçlı ayrılmış olması, mevcut uygulama imar planının kesinleştiği tarih üzerinden 5 yıl geçmesine rağmen sorumlu idarelerce herhangi bir kamulaştırma ya da acele kamulaştırma işlemi tesis edilmemiş ve hukuki olarak el atılmış olması nedeniyle kullanım kısıtlılığının oluştuğu, taşınmazın bu haliyle hisseli mülkiyeti bulunan davacıya salih yarar sağlamasının teknik olarak mümkün olmadığı yönündeki İlk Derece Mahkemesi değerlendirmesinin yerinde olduğu, bu nedenle fiilen el atılmayan ancak plandaki ayrılış amacı nedeniyle plan ve proje bütünlüğü kapsamında değerlendirilmesinin yerinde bulunduğu, arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde ve fiilen el atılan bölüm dışında kalan ancak imar planında bulunan bölümünlerin proje bütünlüğü gözetilerek bedeline hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, bu nedenlerle davalı idarenin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, ancak 7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kanun’a eklenen Ek Madde 4'ün üçüncü fıkrasının "Bu Kanun kapsamında açılan davalarda verilen bedel ve tazminat kararlarına ilişkin mahkeme ve icra harçları, davalı idare tarafından ödenmek üzere maktu olarak belirlenir." şeklinde düzenlendiği, 2942 sayılı Kanun'un 6487 sayılı Kanun'la değiştirilen Geçici 6 ncı maddesinin onikinci ve onüçüncü fıkralarının "09.10.19 56... .11.1983 tarihini kapsayan dönemde oluşan mağduriyetin giderilmesi amacıyla getirilen ve malikler aleyhine bir takım hükümler içeren bu istisnai düzenlemenin 04.11.1983 tarihinden sonraki dönem içinde uygulanmasının hukuk güvenliğini zedeleyeceği" gerekçesiyle ve Anayasa'nın 2 nci ve 35 inci maddelerine aykırı bulunarak 13.03.2015 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 13.11.2014 tarihli ve 2013/95 Esas, 2014/176 Karar sayılı kararıyla iptal edildiği, 2942 sayılı Kanun'da 04.11.1983 tarihinden sonraki fiili el atmalara ilişkin başkaca bir düzenleme bulunmadığı, bu nedenle kaynağını Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar ile 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararlarından alan 04.11.1983 tarihinden sonra fiilen el atılan ve fiilen el atılmamakla birlikte proje bütünlüğü kapsamında bedeline hükmolunan taşınmazlar yönünden, kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan davalarda mahkeme ve icra harçları ile her türlü vekâlet ücretinin nispi olarak uygulanması gerektiğinden 2942 sayılı Kanun'un Ek Madde 4'ün üçüncü fıkrasının uygulanma imkanının bulunmadığı, somut olayın incelenmesinde İlk Derece Mahkemesince nispi harca hükmedilmesi gerekirken maktu harca hükmedilerek karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, harç hususu kamu düzenine ilişkin olduğundan resen dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş; ayrıca dava konusu taşınmaza fiilen el atılmadığından 7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen Ek Madde 4 ve Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları gereği maktu harca ve davacı lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ... olarak davacı tapu maliki ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin tahsili hususundadır.
2. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi ve alınan rapor uyarınca fiilen el atılan alanlar ile birlikte proje bütünlüğü gereği kalan bölümlerin de bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesi yerindedir.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davalı idareden aşağıda yazılı kalan harcın alınarak Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,26.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.