MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/3222 Esas, 2025/640 Karar
KARAR : Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 10. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/49 Esas, 2023/232 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davacı vekilince İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulmadığı gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesince yeniden kurulan hükümde davacı aleyhine düzeltilen hususlarla sınırlı olarak temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Bursa ili, ..., ... Mahallesi 46 19... parsel sayılı taşınmaza kamulaştırma yapılmaksızın fiilen 702. Sokak kapsamında stabilize malzeme serilmek suretiyle, ayrıca 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında idari tesis alanı olarak ayrılmak suretiyle el atıldığını ileri sürerek kamulaştırmasız el atma tazminatının dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı idareden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 05.08.2022 tarihinde taşınmazdan pay satın aldığını ve beş ay gibi kısa bir süre sonra bu davayı açtığını, taşınmazın imar planındaki durumunu bilerek satın aldığı anlaşıldığından taşınmazın dava konusu edilmesinde davacının iyi niyetli olmadığı gibi, mülkiyet hakkının kısıtlandığının iddia edilemeyeceğini, dava konusu taşınmaza müvekkili idare tarafından fiili olarak el atılmadığını, bu nedenle müvekkili idare yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini, imar planında idari tesis alanında kalan taşınmazın kamulaştırma sorumluluğunun sadece müvekkili idarede olmadığını, bu alanların tüm kamu kurumları tarafından kullanılabileceğini, hukuki el atmanın söz konusu olduğu kısımlar için idare mahkemeleri görevli olduğundan görev yönünden davanın reddine karar verilmesini, uzlaşma dava şartı yerine getirilmediğinden davanın reddine karar verilmesini, talep edilen tazminat bedelinin fahiş olduğunu, uzlaşma dava şartı yerine getirilmediğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne, el atma tazminatının davalı idareden tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının 05.08.2022 tarihinde taşınmazdan pay satın aldığını ve beş ay gibi kısa bir süre sonra bu davayı açtığını, taşınmazın imar planındaki durumunu bilerek satın aldığı anlaşıldığından taşınmazın dava konusu edilmesinde davacının iyi niyetli olmadığı gibi, mülkiyet hakkının kısıtlandığının iddia edilemeyeceğini, dava konusu taşınmaza müvekkili idare tarafından fiili olarak el atılmadığını, taşınmazın çevredeki inşaatlar tarafından kullanıldığı hâlde, müvekkili idarenin sorumlu gösterildiğini, taşınmazın küçük bir kısmına müdahale edildiği belirtilerek arta kalan kısmın salih yarar sağlamayacağı gerekçesiyle tümünün bedeline hükmedilmesinin doğru olmadığını, müvekkili belediyenin taşınmazda 39 m²lik hissesi bulunduğunu ve bu payına dayalı kullanım hakkı bulunduğunu, imar planında idari tesis alanında kalan taşınmazın kamulaştırma sorumluluğunun sadece müvekkili idarede olmadığını, bu alanların tüm kamu kurumları tarafından kullanılabileceğini, dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin yüksek olduğunu, emsal seçimi ve karşılaştırmasının kanunun aradığı şartlara uygun olarak yapılmadığını, diğer paydaşlarca açılan davalarda daha düşük metrekare birim bedellerine ulaşıldığını ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında kalan dava konusu taşınmazın bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen kısmına stabilize malzeme dökmek suretiyle davalı tarafından fiilen ve kalıcı şekilde, aynı bilirkişi raporunda (B) harfiyle gösterilen kısma imar planında ''idari tesis alanında'' bırakılmak suretiyle davalı tarafından hukuken el atıldığının sabit olduğu, arsa niteliğindeki taşınmaza dava tarihinden öncesine ait özel amacı olmayan taşınmaz satışı esas alarak, emsal ile eksik ve üstün yanları karşılaştırılmak suretiyle emsal incelemesi yöntemine göre değer biçilmesinin isabetli olduğu, dava tarihine ve taşınmazın konum ve özelliklerine göre belirlenen metrekare birim değerinin makul olduğu, zira aynı bölgeden Dairelerine intikal eden dosyalarda daha yüksek birim bedellerinin bulunduğu, örneğin Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 2020/1021 Esas, 2022/1789 Karar sayılı dosyasında dava konusu taşınmaza yaklaşık 500 metre mesafede bulunan bir taşınmaza ilişkin 20.07.2018 tarihi itibarıyla önceden kurulu irtifak hakkı da gözetilerek metrekare birim değerinin 3.965 TL/m² olarak bulunduğu, dava tarihine endekslendiğinde 22.434,55 TL olduğu, ancak dava konusu taşınmazın tapu kaydı üzerinde bulunan irtifak değer düşüklüğünün belirlenen metrekare birim bedelinden düşülmeden tazminat miktarının hesaplanması doğru görülmediği, bilirkişi raporunda irtifaklı metrekare birim bedeli olarak hesaplanan 18.452,00 TL/m² üzerinden hesaplama yapılarak hüküm kurulması gerektiği, taşınmazdaki elektrik hattının fiilen kaldırılmasının irtifak değer kaybının yaşanmayacağı anlamına gelmeyeceği, zira kural olarak irtifak tesisi için taşınmaz malikine bir bedel ödendiği, bu bedelin ödenip ödenmemesi veya taşınmazın parselasyon işlemiyle oluşmuş kamu ortaklık payı nitelikli bir taşınmaz olup olmamasıyla ilgili hususların, istinafa sadece davalı tarafın başvurması nedeniyle araştırılmasına gerek duyulmadığı, ayrıca hukuki el atma ile birlikte fiili el atmanın aynı anda gerçekleştiği durumlarda toplam tazminat miktarı üzerinden harcın nispi şekilde hesaplanması gerekirken İlk Derece Mahkemesince maktu harç alınmasının doğru görülmediği gerekçesiyle davalı idare vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın tapu kaydında irtifak hakları şerhi bulunmakta ise de söz konusu enerji nakil hatlarının taşınmazdan kaldırıldığını, bu nedenle zemin metrekare birim bedeline değer düşüklüğü uygulanmaması gerektiğini, taşınmaz üzerindeki enerji nakil hatlarının şuyulandırma öncesi kadastro parselleri ile ilgili olup şuyulandırma sırasında dava konusu taşınmaza aktarıldığını, Bölge Adliye Mahkemesinin kısmen kabul kararı sebebiyle davalı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, taşınmaz için belirlenen bedelin düşük olduğunu ileri sürmüştür.
2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş, ayrıca nispi harca ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ... olarak davacı tapu maliki ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin tahsili hususundadır.
2. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi ve alınan rapor uyarınca fiilen el atılan alanlar ile birlikte proje bütünlüğü gereği kalan bölümlerin de bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesi yöntem itibarıyla yerindedir.
3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
4. Dava konusu taşınmazın diğer paydaşları tarafından açılan ve Dairemiz denetiminden geçen Bursa 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/325 Esas, 2023/74 Karar sayılı dosyasında taşınmazın tapu kaydında Etibank lehine tesis edilen ilki 2.260,33 m², diğeri 2.209,33 m² olmak üzere toplam 4.469,66 m²lik mevcut irtifak hakkının taşınmazda %9,39 oranında değer düşüklüğü oluşturduğu kabul edilerek hüküm kurulduğu anlaşıldığından güçlü delil niteliğindeki bu dosyada esas alınan oranda değer düşüklüğü uygulanmaksızın fazla bedele hükmedilmesi bozmayı gerektirir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı vekilinin tüm, davalı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, davalı idareden peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine,
Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,26.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.