MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/494 Esas, 2025/845 Karar
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 11. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/322 Esas, 2023/519 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsiline ilişkin asıl ve birleştirilen davalarda yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davanın davalı ... yönünden asıl husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... yönünden kabulüne karar verilmiştir.
Kararın asıl ve birleştirilen davalarda davacılar ile davalı ... vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekili dava dilekçelerinde özetle; dava konusu Bursa ili, ..., ... Mahallesi 1 61... parsel sayılı taşınmaza 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında sağlık tesis alanı olarak ayrılmak suretiyle el atıldığını belirterek taşınmaz bedelinin davalı idarelerden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; salt imar planı ve buna dayalı imar uygulaması sonucunda uğranılan zarara ilişkin açılan işbu davanın idari yargı yerince çözümlenmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazın imar planında sağlık tesisi alanına alınması ile ilgili müvekkili idarenin herhangi bir talebinin bulunmadığı gibi görüşünün dahi alınmadığını, taşınmazın yüzölçümünün sağlık tesisi yapımı için yeterli olmadığını, bu nedenle müvekkili idare yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, bu alanın sağlık tesisi alanı olarak ayrılmasından uygulama imar planını yapan Nilüfer Belediye Başkanlığının sorumlu olduğunu, süresinde açılmayan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, taşınmaza müvekkili idare tarafından fiili veya hukuki olarak el atılmadığını ileri sürmüştür.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; salt imar planı ve buna dayalı imar uygulaması sonucunda uğranılan zarara ilişkin açılan işbu davanın idari yargı yerince çözümlenmesi gerektiğini, imar planında sağlık tesisi alanında kalan taşınmazın kamulaştırılmasındaki yetki ve sorumluluğunun Sağlık Bakanlığında olduğunu, aksi kanaate varıldığı takdirde bu alanın sağlık tesisi alanı olarak ayrılmasından dolayı uygulama imar planını yapan ... Belediye Başkanlığının sorumlu kabul edilmesi gerektiğini, müvekkili idareye kusur atfedilmesinin hatalı olduğunu, uzlaşma dava şartı yerine getirilmeden açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davanın davalı ... yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... yönünden kabulüne ve el atma tazminatının davalı idareden tahsil edilerek davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davalarda davacılar ile davalı ... vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin düşük olduğunu, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında davacılardan ...’ın adının yanlış yazıldığını, söz konusu maddi hatanın düzeltilmesi gerektiğini, davalı ... aleyhine 500,00 TL bedelle açtıkları davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verildiğini, bu idare lehine hükmedilen vekâlet ücretinin dava dilekçesindeki bu miktar üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; imar planında sağlık tesisi alanında kalan taşınmazın kamulaştırılmasındaki yetki ve sorumluluğunun Sağlık Bakanlığında olduğu tespit edilmesine rağmen hatalı biçimde müvekkili idare aleyhine hüküm kurulmuş olmasının hukuka aykırı olduğunu, Sağlık Bakanlığının sorumlu olduğu kabul edilmediği takdirde, bu alanın sağlık tesisi alanı olmaktan çıkartılması veya uygulama imar planını yapan ... Belediye Başkanlığının sorumlu kabul edilmesi gerekirken müvekkili idareye kusur atfedilmesinin hatalı olduğunu, kamulaştırmasız el atmanın şartları oluşmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin yüksek olduğunu, davacıların taşınmazda pay sahibi olduğu tarihlerin araştırılmadığını, mülkiyet hakkının kısıtlandığından söz edilebilmesi için davacların taşınmazı edinme tarihinden itibaren 5 yıllık sürenin geçmesi gerektiğini, edinme tarihi öncesine uzanacak şekilde mülkiyet hakkının kısıtlandığının iddia edilemeyeceğini, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında davacılardan ...’ın adının yanlış yazıldığını, söz konusu maddi hatanın hükmün tapuda infazına engel olacağını ve düzeltilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında ''sağlık tesisi alanında'' kaldığı, taşınmaza fiilen el atılmadığının anlaşıldığı, 2006 yılında yapılan imar planına uygun bir şekilde uzun yıllar boyunca işlem tesis edilmemesi sebebiyle taşınmaza el atıldığının kabulü gerektiği, sağlık tesisi alanında kalan taşınmaza yönelik Sağlık Bakanlığının tahsis talebinin olmadığı ve ihtiyacının bulunmadığı, plandan çıkartılmasını talep ettiği gözetildiğinde husumete yönelik yapılan değerlendirmenin isabetli olduğu, planda kamusal hizmete tahsis edilen alanın 10.000 m²den büyük olması sebebiyle ... Büyükşehir Belediye Başkanlığının sorumlu olduğu kabulünün yerinde olduğu, arsa niteliğindeki taşınmaza dava tarihinden öncesine ait özel amacı olmayan taşınmaz satışı esas alınarak, emsal ile eksik ve üstün yanları karşılaştırılmak suretiyle emsal incelemesi yöntemine göre değer biçilmesinin isabetli olduğu, davacı tarafın davanın ... yönünden husumet sebebiyle reddine karar verildiğinden vekâlet ücretinin dava dilekçesinde gösterilen miktar üzerinden 500,00 TL olması gerektiğini öne sürdüğü, ancak davacı tarafın ıslah dilekçesi incelendiğinde davanın her iki davalı yönünden de ıslah edildiği anlaşılmakla davacının itirazının reddolunduğu, öte yandan davacı maliklerinden ...'ın adının hüküm fıkrasında sehven ... olarak yazılması hatalı ise de bu hususun açık bir maddi hataya dayandığı, hisse miktarının yazılmasından da anlaşıldığından infaz aşamasında mahallinde düzeltilebilecek bir yanılgı olması sebebiyle bu hususun kararın kaldırılması sebebi yapılmadığı, eldeki dava 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun Ek Madde 1'de düzenlenen hukuki el atma kapsamında olmakla, aynı Kanun'un Ek Madde 4'ün üçüncü fıkrası gereğince maktu harca tabi olmakla, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin uygulamaları gereğince vekâlet ücretinin de maktu alınması gerektiği, ancak bu hususta davalı tarafın açık istinafı olmadığından bu hususun eleştirilmesiyle yetinildiği gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davalarda davacılar ile davalı ... vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ... olarak davacı tapu malikleri ile davalı idareler arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin tahsili hususundadır.
2. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre davalı ... vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
3. 3194 sayılı İmar Kanunu’nun (3194 sayılı Kanun) 18 inci maddesine 04.07.2019 tarihinde 7181 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesi ile eklenen ek fıkra uyarınca ''Belediye veya valiliğin; parselasyon planlarını, imar planlarının kesinleşme tarihinden itibaren beş yıl içinde yapması ve onaylaması esastır. Parselasyon planı yapmamaları sebebiyle doğacak her türlü kamulaştırma iş ve işlemlerinden belediyeler veya valilikler sorumludur.'' hükmü getirilmiştir.
4. Bu açıklama doğrultusunda somut olayın incelenmesi neticesinde; dava konusu taşınmazın 1/1000 ölçekli Hasanağa Toplu Konut Alanı Revizyon Uygulama İmar Planı kapsamında "Sağlık Tesisi Alanı" olarak ayrıldığı ve Belediye tarafından 2006 yılında yapılan parselasyon işlemi ile 3194 sayılı Kanun’un 18 inci maddesi uyarınca taşınmazdan %38 oranında düzenleme ortalık payı kesilmek suretiyle taşınmazın imar parseli haline getirildiği anlaşılmıştır.
5. Bu itibarla; kamulaştırma yetki ve sorumluluğunun davalı ... Bakanlığına ait olduğu gözetilmeden davalı ... hakkında açılan asıl ve birleştirilen davaların husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilerek taşınmaz bedelinin davalı Belediyeden tahsiline karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Davalı ... Belediyle Başkanlığından peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,26.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.