MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/3041 Esas, 2025/718 Karar
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Akyazı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/301 Esas, 2022/513 Karar
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde; .. ili, .. ilçesi, .. Mahallesi 1 18... parsel sayılı taşınmazda kamulaştırma bedelinin tespiti ve bu hakkın davacı idare adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı taraf cevap dilekçesinde özetle; taşınmazın gerçek değerinin belirlenmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yargıtay içtihatlarına göre objektif değer artırıcı unsur olarak kabul edilen özelliklerin, kapitalizasyon faizinin belirlenmesine esas unsurlar olduğundan, belirlenen bedele ayrıca %150 objektif değer artırıcı unsur sebebiyle ilave yapılmasının uygun olmadığını, taşınmazın kamulaştırmadan arta kalan kısmına %16,08 oranında değer düşüklüğü hesaplandığını, arta kalan kısımların şekil ve yüzölçümü itibariyle kullanıma elverişli olduğunu, ayrıca kamulaştırmadan arta kalan kısmın imar uygulaması gördüğü zaman değer kazanacağının açıkça belli olmasına ve dava konusu taşınmazın imar uygulaması görmeyen kadastral parsel olmasına rağmen bilirkişilerce yapılan bu hesaplamanın Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının bedel yüksekliği sebebiyle kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak itirazları gözönünde bulundurularak davanın kabulüne, müvekkili idarenin her türlü harçtan muaf olması sebebiyle teminatsız olarak icranın ertelenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; tespit edilen kamulaştırma bedelinin davacı idare tarafından defalarca süre verildiği halde depo edilmediğini, kanundaki boşluktan kötü niyetli yararlandıklarını ve tespit edilen kamulaştırma bedelini 2 yıl geciktirdiklerini, kamulaştırma bedelinin enflasyon oranına göre arttırılması gerektiğini, dava konusu taşınmazın tarla olarak değerlendirilmesinin kanuna aykırılık teşkil ettiğini, taşınmazın belediye ... planı içerisinde yer aldığını, belediyenin tüm hizmetlerinden yaralandığını, bu nedenlerle arsa vasfında değerlendirilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgedeki taşınmazlara %3,5-4 oranında kapitalizasyon faizi oranı uygulanırken bilirkişi raporunda %4,5 oranında hesaplanmasının hatalı olduğunu, dava konusu taşınmazın bulunduğu konuma göre objektif değer artışı oranının %250-300 olarak uygulanması gerektiğini, bilirkişi raporunda sadece 2020 yılı verileri alınarak hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, dava tarihinden geriye dönük 5 yıllık ortalama kilogram verimleri alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, üretim masraflarının brüt gelirin 1/3'ünden fazla olamayacağı hususu gözönünde bulundurularak hesaplama yapılması gerekirken bu durumun gözardı edildiğini, bilirkişi raporunda yapılan hesaplamaların söz konusu taşınmazın yıllık net getirisini ve verimini yansıtmadığını, kamulaştırmadan arta kalan kısmın kanun gereği kamulaştırılması gerektiğini belirterek, istinaf başvurularının kabulüne, itirazları çerçevesinde yeni rapor tazminine karar verilerek hakkaniyete uygun kamulaştırma bedelinin tespitine, yargılama masrafı ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi gerektiğini, faize ilişkin hükmün Anayasa Mahkemesinin iptal kararı gereğince tesis edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arazi niteliğinde kabul edilen taşınmaza net gelir esas alınarak değer biçilmesinin 2942 sayılı Kanun'un değerlendirmeye ilişkin hükümlerine aykırılık teşkil etmediği, hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda dava konusu taşınmazın niteliği ve konumununa göre kapitalizasyon faizi ile objektif değer artırıcı unsur oranlarının yerinde olduğu, aynı mahalde bulunan taşınmaza ilişkin Yargıtay'ın %140-200 objektif değer artışı uyguladığı (Örn: Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2019/1 12... /18424 Karar ve 18.11.2019 günlü kararı), bilirkişi kurulunun kanuna uygun olarak oluşturulduğu, belirlenen kamulaştırma bedelinin adil ve hakkaniyete uygun olduğu, raporun değerlendirme tarihindeki verilere göre düzenlendiği, neticeten arazi niteliğinde olan parsel için 2020 yılı itibarıyla metrekare birim fiyatının 113,68 TL olarak belirlenmesinin ve dava tarihinin 4 ay sonrasından itibaren yasal faiz uygulanmasının yerinde olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları tekrar etmiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları tekrar etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu malikleri arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arazi niteliğindeki taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir esas alınarak değer biçilmesi yerindedir.
3. Dava konusu taşınmazın hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda belirtilen özelliklerine ve dosya kapsamına göre uygulanan kapitalizasyon faiz oranı ve objektif değer artış oranı uygun görülmüştür.
4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davalılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.12.2025 tarihinde çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.
Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın, Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (davalılar vekilinin “faize” ilişkin talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir.
Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun diğer yönleriyle katıldığım “Onanma Kararı”na (faize ilişkin yönüyle), açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 18.12.2025