MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1149 Esas, 2025/1504 Karar
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Yusufeli Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/316 Esas, 2025/125 Karar
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazların davacı idare adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı idare, davalılar ... vd. ve davalı ... vekilleri tarafından edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Artvin ili, .... ilçesi, ... Mahallesi 3 53... , 16,17, 18... parsel sayılı taşınmazların kamulaştırma bedelinin tespiti ve davacı idare adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Bir kısım davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; beyanları dikkate alınarak kamulaştırma bedelinin tespitini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalılara ödenmesine, dava konusu taşınmazların davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili ve bir kısım davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece hükme esas alınan raporda talep görme durumu, ticari potansiyel, gelişme potansiyeli ve nitelikli yapı yoğunluğuna kıyaslama tablosunda ayrı ayrı puan verildiğini, aynı anlama gelen kavramların, bir yerde yapı yoğunluğu varsa, ticari yoğunluğa zaten açık olduğunu, ticari yoğunluğa sahip bir yerin zaten talep gördüğünü ve bunun sonucunda o bölge gelişme ve büyüme yoluna gideceğini, bu bağlamda bu 4 parametrenin ayrı ayrı değerlendirilerek kamulaştırma bedelinin yükseltilmesinin hatalı olduğunu, ayrıca davanın açılmasına başlı başına müvekkil idare de sebebiyet vermediğini, bu nedenle davalı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken aksi yönde karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Davalılar ... vd. vekili istinaf dilekçesinde özetle; yapılan kamulaştırma bir baraj kamulaştırması olup burada yaşan insanların hem arazileri hem evleri yani tüm yaşam alanları yok olduğundan bu insanların geçmişinden koparak yer değiştirmeleri gerekeceğinden taşınma ve yeni yerler bulmaları ve bu arada geçecek sürede dikkate alındığında bu nedenle de bir objektif artışın yapılmasını ve ayrıca bir tazminatın ödenmesi de sosyal hukuk devleti ilkesi gereği olduğundan bu hususta da karar verilmesine ilişkin taleplerinin dikkate alınmadığını, dava konusu taşınmazın değerinin düşük taktir edildiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
3. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza emsal alınan taşınmazın ilçenin çıkışında aynı özellikleri taşımayan tarımsal amaçlı kullanılan kadastro parseli olduğunu, haliyle dava konusu taşınmazın gerçek değerini belirlemede yeterli kriterlere sahip olmadığını, bu sebeple yukarıda sunmuş oldukları emsal taşınmazlar ile karşılaştırma yapılmadan hazırlanan raporun soyut ifadeler içerdiğini, taşınmazın gerçek değerini yansıtmadığını, dava konusu taşınmazların 2017 yılı emlak rayiç değeri 353,10 TL/m² olmasına rağmen bu bedelin altında 213,50 TL/m² üzerinden hüküm tesis edilmesinin iş bu kararın denetime elverişsiz olduğunun göstergesi olduğunu, emsal taşınmaza Çevre yapılaşmasında alt yapı ve kamu hizmetleri -ticari değer -sosyal donatı alanları yönünden puan verilerek eksik ve üstün yönleri kıyaslanmadan rapor hazırlanması ve bu rapora itibar edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, iadesine hükmedilen bedel ile fark bedele ilişkin yerel mahkemece ilgili süreler yönünden kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz uygulanmasına şeklinde hatalı olarak hüküm kurulduğunu, bu yönü ile de iade kararı ve iade kararın yönelik yasal faiz uygulanmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla hükme esas alınan bilirkişi raporunda, ilgili belediye başkanlığınca ibraz edilen yazı içeriği dikkate alınarak, idarece düzenlenen kıymet takdir raporunda da kabul edildiği gibi dava konusu taşınmazların arsa vasfı ile zeminine emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslama yapılarak metrekare birim fiyatının 213,90 TL/m² belirlenmiş olmasında, üzerindeki yapılara ise resmî birim fiyatları esas alınıp yıpranma payı düşülerek değer biçilmesi ile taşınmazların kapama karışık meyve bahçesi olarak kabulü ile 2017 yılı resmî birim fiyatlarına göre net meyve gelirine göre değer biçilip, zemine ekilebilecek münavebe ürünlerinin net gelirine göre biçilen değer düşülmek suretiyle ağaç bedellerinin tespit edilmesinde, davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinde, 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun'un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 nci maddesiyle değiştirilen 10 ncu maddesine 11.04.2013 tarihli ve 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrasının "Kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içinde sonuçlandırılamaması hâlinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden itibaren kanuni faiz işletilir” hükmünün iptaline dair 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 5.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile bu kararın gerekçesinde ayrıca kamulaştırılan taşınmazın gerçek karşılığının ödenmesi gerektiğinin belirtilmesi ve Anayasa'nın "Kamulaştırma" başlıklı 46 ncı maddesinin son fıkrasında düzenlenen "...Herhangi bir şekilde ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz uygulanır." hükmü gereğince tespit edilen ve davalı tarafa ödenmesine karar verilen kamulaştırma bedeline dava tarihinden itibaren kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faize hükmedilmesi hususunun gözetilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu belirtilerek davacı idare, davalılar ... vd. ile davalı Hakkı Akyürek vekillerinin taraf istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek ve kamulaştırma bedeline dava tarihinden itibaren dört aylık sürenin bittiği tarihten itibaren yasal faiz uygulanması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmazlara 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde, adil ve hakkaniyete uygun olarak belirlenen bedelin davalı tarafa ödenmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3.Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ... numaralı başvuru sonucu verilen 23.10.2018 tarihli kararı ve Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı, 01.06.2019 tarihli ve 30791 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan kararı da göz önüne alınarak, davanın niteliği gereği davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinde hukuka aykırı bir yön görülmemiştir.
4. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
5. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında, tespit edilen kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere karar tarihine kadar yasal faiz işletilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalıdır.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacı idare vekilinin temyiz itirazının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinin 2. ve 4. fıkrasının hükümden çıkarılarak 2. fıkranın yerine; "Kamulaştırma bedeli olarak belirlenen 1.747.766,80 TL ye davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrası olan 23.10.2017 tarihinden ilk karar tarihi olan 02.10.2018 tarihine kadar faiz uygulamasının 4. fıkrasının yerine davalı ... yönünden istinaf ara karar tarihi olan 21.01.2022 tarihine kadar yasal faiz işletilmesine, işleyecek yasal faizin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine," cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,05.03.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.
Bu nedenle somut olayda kanaatimce;
Her ne kadar 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmesi ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar geçen süre için kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması”, diğer bir ifadeyle Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak “dava tarihinden itibaren karar tarihine kadar faize hükmedilmesi(aynen temyiz incelememize konu Yusufeli Asilye Hukuk Mahkemesinin; “… davanın açıldığı ... tarihinden ... karar tarihi olan ... tarihine kadar kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz ...” uygulanmasına ilişkin kararında olduğu gibi)” gerekmekte ise de;
Davalı tarafın, “dava tarihinden itibaren” “Yasal Faiz”in dışında bir “Faiz”in uygulanmasına ilişkin” Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26/1 inci maddesinde düzenlenen “Taleple bağlılık ilkesi” kapsamında değerlendirilebilecek bir temyiz talebi de söz konusu olmadığından, Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Dairemiz Sayın çoğunluğu tarafından verilen, sonucu ve diğer yönleri itibarıyla katıldığım, “Düzeltilerek Onanma Kararı”nın, “Gerekçe/Değerlendirme” bölümünün 5 No’lu bendinde yazılı olan gerekçelere (hususen de bu bentte yazılı olan; “davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere karar tarihine kadar yasal faiz işletilmesi gerektiği” gerekçesine) “faizin başlangıç tarihi” ve “faizin türü” yönünden, açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 05.03.2026