(765 S. K. m. 403, 404, 31, 33)
Teşekkül halinde uyuşturucu maddelerden esrar ihraç ettiği yapılan yargılama sonunda anlaşılan sanık ve tutuk S. K. in T.C.K.nun 403/1-2-4-5/son ve 59 uncu maddeleri gereğince müebbet ağır hapis ve 8.527.000 lira ağır para cezalarıyla mahkumiyetine, 31 ve 33 üncü maddelerin uygulanmasına, Trafik Kanununun 60/E maddesi ile ehliyetnamesinin daimi olarak geri alınmasına suç mevzularının müsaderesine ve 1803 sayılı Af Kanununun 1/D, 1/A maddeleri gereğince müebbet ağır hapis cezasının yirmi dört yıl ağır hapis cezasına indirilmesine, ehliyetinin geri alınması suçunun ve ağır para cezasının tamamının ortadan kaldırılmasına dair Mersin 2 nci Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 09.07.1974 tarihli ve 1972/72-1974/172 sayılı hüküm resen temyize tabi olduğu gibi süresi içinde duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi sanık tarafından istenilmesi üzerine mahallinden gönderilen dava evrakı C. Başsavcılığından tebliğname ile daireye tevdi kılınmakla dava evrakı incelenip gereği görüşülmüş olduğundan aşağıda yazılı karar ittihaz olundu:
Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, hükmün dayandığı takdire ve T.C.K.nun 403. maddesinin 5 numaralı bendinde yer alan teşekkülün vücudu için aynı maddenin 3 numaralı bendinde yazılı fiillerden herhangi birini birlikte işlemek kafi olup 1918 sayılı kanunun 26 ncı maddesindekinin aksine olarak burada daimilik aranmayacağına ve 20.03.1972 tarihli zabıt varakasından da anlaşılacağı veçhile, başkası tarafından yapılan ihbar üzerine türmün meydana çıkmasından ve faillerin kim olduğu anlaşılmasından sonra sanık S. K. in cürmün aynı şeriklerini bildirmesi, T.C.K.nun 404 ncü maddesinin son fıkrasının uygulanmasını gerektiren bir hizmet ve yardım niteliğinde sayılamayacağına göre sanığın sair temyiz itirazları ile vekillerinin duruşmalı inceleme sırasındaki olayda teşekkül değil, topluluk bulunduğuna ve kanuni tahfif sebebinden müvekkillerinin de faydalandırılması lüzumuna ilişen savunmaları yerinde olmadığından reddine,
Ancak:
1) Hüviyetleri tesbit edilemeyen üç Suriyeli şahısla birlikte C. A. A. tarafından suç konusu esrarın Yurda sokulmasından sanık S.nin herhangi bir iştiraki bulunmadıktan başka, bu ithal hususu, 08.04.1972 tarihinde vukubulan olaya hasren 3005 sayılı kanun hükmüne göre açılan davanın esasen kapsamı dışında bırakılmış olduğu ve uyuşturucu maddelerin ihracına ait suçların teşekkül edebilmesi için sanıklardan yurt dışına çıkarmaya yönelen icrai hareketlerin başladığının sübutunun gerekli bulunduğu ve dava konusu olayda Almanya'ya ihraç maksadıyla hareket eden sanığın, sonuna kadar bu ihraç veya ihraca teşebbüs kararından her zaman vazgeçmesinin mümkün olduğu gözetilmeyerek teşekkül halinde esrar nakletmekten ibaret olan eyleminin ihraca teşebbüs olarak nitelendirilip buna göre uygulama yapılması,
2) 1803 sayılı Af Kanununun 7 nci maddesinin B bendinde bu kanundan kısmen yararlananların fer'i ve mütemmim cezaları, ceza mahkumiyetlerinin sonuçlarını da kapsamak üzere affedildiği yazılı bulunduğu halde, sanığa T.C.K.nun 31 ve 33 ncü maddelerle kamu hizmetlerinden memnuniyet ve kanuni mahcuriyet cezalarının tayini,
Kanuna aykırı ve sanığın temyiz itirazları ile vekillerinin duruşmalı inceleme sırasındaki savunmaları bu itibarla yerinde olduğundan re'sen de temyize tabi olan hükmün kısmen tebliğname ve mütalaa gibi C.M.U. K.nun 321 nci maddesi gereğince bu sebeplerden BOZULMASINA ve gereksiz yatırılan iki adet depo parasının sanığa geri verilmesine 29.11.1974 tarihinde oybirliğiyle karar verilerek Yargıtay C. Başsavcı Yardımcılarından V. O. hazır olduğu halde sanık vekillerinin gıyabında tefhim olundu. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy