(765 S. K. m. 80, 95, 202, 219, 510) (Posta Dağıtım Hizmetleri Yönetmeliği m. 126)
Dava: Zimmetine para geçirmekten sanık K.'nın yapılan yargılaması sonunda; TCK'nin 202/1-3, 80, 219/3-4, 95/2. maddeleri gereğince 1 yıl 11 ay 10 gün ağır hapis, 683.333 lira ağır para cezasıyla mahkumiyetine, memuriyetten sürekli yasaklanmasına, ertelenmiş cezasının aynen infazına dair Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nden verilen 26.6.1995 gün ve 1995/16 Esas, 1995/123 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığı'ndan tebliğname ile daireye gönderilmekle incelendi.
Sanık vekilinin yasal süresinden sonra vaki duruşma isteğinin reddiyle incelemenin duruşmasız yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Karar: Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
E. PTT Merkezi Köy Hizmetleri şubesinde dağıtıcı olarak istihdam edilen ve şube müdürlüğünce aynı şubede şube memuru olarak görevlendirilen sanığın, Posta Dağıtım Hizmetleri Yönetmeliğinin 126. maddesinde "Dağıtıcılar, asıl görevlerinin yapılmasına bir aksaklık ve gecikmeye meydan vermemek şartıyla ve merkez amirinin emriyle ilgili memurun sorumluluğu ve denetimi altında, gerektiğinde her türlü posta işlerine yardım ederler, ancak, memur ve amirler tarafından yapılması gereken işlerin, dağıtıcılar tarafından tek başlarına yapılmasına izin verilmez" biçimindeki yasaklayıcı hüküm nedeniyle tek başına şube memurluğu yapması mümkün bulunmadığı cihetle yasal olmayan bir görevlendirme sonucu gerçekleştirdiği mahkemece oluşumu kabul edilen eyleminin TCK'nin 510. 80. maddelerine uygun zincirleme biçimde inancı kötüye kullanma niteliğinde bulunduğu gözetilmeden şube müdürlüğünce şifahi olarak görevlendirildiğine ilişkin cevabi yazıya dayanılarak zimmet suçundan yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi;
Sonuç: Kanuna aykırı, sanık vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11.4.1996 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy