(765 S. K. m. 59, 71, 80, 339, 504, 522, 523)
Dava: Resmi evrakta sahtekarlık ve dolandırıcılıktan sanık Haydar Karataş'ın yapılan yargılaması sonunda; TCK. nun 339/1, 504/7, 80, 522, 523, 59, 71. maddeleri gereğince 3 yıl 16 ay 15 gün ağır hapis, 2.304.546.250 lira ağır para cezasıyla mahkumiyetine dair Hakkari Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 9.12.1999 gün ve 1997/123 Esas, 1999/29 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.9.1999 tarih 1999/208-205 Esas ve Karar Sayılı ilamı ile 5.10.1999 tarih 1999/234-222 Esas ve karar sayılı ilamlarında belirtildiği ve dairemizce de benimsenen görüşe göre sanık hakkındaki soruşturmanın Kaymakamlık tarafından yapılan araştırma sonucunda düzenlenen raporla C.Savcılığına ihbarı üzerine sanık hakkında iddianame ile kamu davası açıldığı ve yargılama sırasında sanığın değişen suç vasfından dolayı CMUK. nun 258. maddesi ile ek savunması alınıp yargılamaya devamla hüküm kurulmasında kanuna aykırı bir durum söz konusu olmadığından tebliğnamenin bu yöndeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin tahkikat neticesine uygun olarak tecelli eden kanaat ve takdirine, tetkik olunan dosya münderecatına göre sanık vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Her ne kadar Bilirkişi Kurulu raporunda düzenlenen bordroların aldatma kabiliyeti olduğu bu nedenle sanığın müteselsil resmi evrakta sahtecilik suçundan TCK.nun 339/1, 80. ve müteselsil dolandırıcılık suçundan TCK.nun 504/7, 80. maddeleri gereğince cezalandırılmasına hükmolunmuş ise de, resmi evrakta sahtecilik suçunun oluşması için düzenlenen belgelerin aldatıcı yetenekte olması ve dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için de kullanılan hile ve desisenin karşı tarafı kandırıcı nitelikte bulunması gerekmekte olup olayımızda olduğu gibi mal müdürünün düzenlediği 21.5.1997 tarihli raporundan da anlaşılabileceği üzere fiilen göreve dayanılarak yapılan ödemelerde ek tazminatı etkileyecek görevden ayrılışlar ve sıhhi izin kullanan personelin bildirilmesinin istenmesi gerekirken, istenmemiş olması ve mal müdürlüğünde kadro maaş kartının tutulması icabederken tutulmaması nedeniyle ilgili memurların bilgisizlik ve dikkatsizlikleri ve ihmalleri nedeniyle sanık tarafından düzenlenen bordro üzerinden işlem yapılıp ödeme yapılmasında aldatma ve kandırıcılığın bulunmadığı, bu itibarla resmi evrakta sahtecilik ve dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmayacağı; sanığın düzenlemiş olduğu ve bu nedenle iğfal kabiliyeti bulunmayan biri gerçeğe uygun, kurumda bulunan bordro ile diğeri gerçeğe aykırı iki bordro düzenleyip gerçek olmayan bordrodaki tahakkuk miktarını Mal Müdürlüğünden alıp, personelin tazminatını gerçek bordroya göre ödeyip aradaki fark kadar menfaat sağladığının anlaşılması karşısında; eylemlerinin tümü itibariyle müteselsil görevi kötü kullanma suçunu oluşturacağı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Sonuç: Kanuna aykırı sanık vekilin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi C.M.U. K.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 15.05.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy