(765 S. K. m. 20, 31, 33, 59, 74, 188, 209, 219)
Dava: Cebri irtikapta bulunmaktan, şartlı tehdit etmekten sanık Mehmet yapılan yargılaması sonunda; TCK. nun 209/1, 219/1-son, 188/1, 59, 74.maddeleri gereğince 7 sene 6 ay ağır hapis, 5 ay hapis cezasıyla mahkumiyetine, hakkında 31, 33. maddelerin uygulanmasına, memuriyetten müebbeten mahrumiyetine dair Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 24.12.1999 gün ve 1999/237 Esas, 1999/456 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık vekilleri tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: İşlediği kabul edilen koşullu tehdit suçu nedeniyle TCK. nun 188. maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilen sanığa, hürriyeti bağlayıcı ceza yanında öngörülen para cezasının uygulanmaması karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni sayılmamıştır.
Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçe ve takdire göre usul ve kanuna uygun olan koşullu tehdit suçundan verilen hükmün ONANMASINA,
Cebri irtikap suçundan verilen hükme ilişkin temyize gelince;
Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçe ve takdire göre sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Hükme esas alınan müştekinin özde değişmeyen aşamalardaki anlatımlarına göre, 15.5.1999 günü fuhuş yaptığı gerekçesiyle karakola götürüldüğü, Selimiye Jandarma İç Güvenlik Takım Komutanı olan sanığın 16.5.1999 günü karakola gelip müştekiyi odasına çağırıp sana bir teklifim var dediği müştekinin ne istediğini sorması üzerine ses çıkarmadığı, bu sırada müştekinin para mı istiyorsun? deyip ne miktar istediğini sorduğu daha sonra suça konu paranın sanığa verilmesi konusunda vaadin oluştuğu, sanığın parayı almak için ciddi zorlaması ve takibi olmadan müştekinin serbest bırakılmasından uzun süre sonra sanığı arayarak hazırladığı parayı verebileceğini söylemesi üzerine sanığa paranın verildiğinin anlaşılması karşısında, icbar belirli bir yoğunluğu erişmediğinden cebri irtikap suçunun yasal öğelerinin oluşmadığı, sanığın eyleminin TCK. nun 240. maddesine uygun görevi kötü kullanma suçu niteliğinde bulunduğu gözetilmeyerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
TCK. nun 20/son. maddesi hükmüne karşın, aynı kanunun 219/son. maddesi uygulanan sanık hakkında ayrıca daha kapsamlı olan 31. maddesinin de tatbikine karar verilmesi,
Sonuç: Kanuna aykırı, sanık vekillerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24.04.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy