(765 S. K. m. 55, 59, 71, 80, 416, 417, 429)
Dava: Zorla kaçırıp alıkoymak ve ırza geçmekten sanıklar Bilgin, Ümit, Mehmet Serbay'ın yapılan yargılamaları sonunda; TCK.nın 416/1, 80, 417, 429/1, 55/3, 59, 71. maddeleri gereğince sanık Mehmet'in 7 yıl 17 ay20 gün ağır hapis, diğer sanıkların 12'şer yıl 8'er ay 15'er gün ağır hapis cezasıyla mahkumiyetlerine, haklarında 31, 33. maddelerin uygulanmasına sanıklar Bilgin ve Ümit'ten toplam 200.000.000'ar lira manevi tazminatın alınarak müdahile verilmesine dair Fethiye Ağır Ceza Mahkemesi'nden verilen 19.4.2000 gün ve 1999/130 Esas, 2000/41 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi müdahil ve sanıklar vekilleri tarafından istenilmiş sanıklar yönünden incelemenin duruşmalı yapılması talep edilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle 22.11.2000 Çarşamba saat 14.00 duruşma günü tayin olunarak sanıklar vekillerine davetiye gönderilmişti.
Belli günde hakimler duruşma salonunda toplanarak Yargıtay C.Savcılarından Günsal hazır olduğu halde oturum açıldı.
Yapılan tebligat üzerine tutuklu bulunan sanıklar vekilinin gelmedikleri ve ayrıca sanık Ümit vekili telgrafındaki mazeretini raporla desteklemediğinden bu isteği heyetçe kabul edilmediğinden Yargıtay C.Savcısının uygun görülen talep ve mütalaası dairesinde duruşmasız inceleme yapılmasına oybirliği ile karar verilerek tefhim olunduktan sonra vaktin darlığına binaen dosyanın incelenmesi başka bir güne bırakılmıştı.
Bugün dava evrakı incelenerek aşağıda yazılı karar ittihaz olundu.
Karar: Sanık Bilgin Cengiz vekilinin yasal süresinden sonra vaki duruşma isteğinin reddiyle incelemenin duruşmasız yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin tahkikat neticelerine uygun olarak tecelli eden kanaat ve takdirine, tetkik olunan dosya münderecatına göre sanıklar ve müdahil vekillerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle sanıklar Bilgin, Ümit ve Mehmet haklarında zorla ırza geçmek suçundan verilen mahkumiyet hükmünün oybirliği ile ONANMASINA,
Reşit olan mağdureyi zorla kaçırmak suçuna yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Sair itirazların reddine, ancak;
Sanıkların zorla kaçırdıkları müdahilin evli olduğunu önceden bilmemiş olmalarının suçun evli kadına karşı işlenmiş olması durumunu ortadan kaldırmayacağına ve TCK.nın 429. maddesinin ikinci fıkrasında evli bir kadının kaçırılması hali için ağırlaşan cezayı öngören yasa koyucu, suç failinin bu suçtan ceza görebilmesini kaçırılan kadının evliliğini bilmesi koşuluna bağlamadığı düşünülmeden 429. maddenin 2 fıkrası yerine 1. fıkrası ile uygulama yapılması,
Sonuç: Kanuna aykırı, müdahil ve sanıklar vekillerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11.12.2000 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
KISMEN KARŞI OY
TCK.nun 429. maddesinin 2. fıkrasındaki artırma nedeni, bir objektif sorumluluğa dayanmaz. Faillerin bu artırıcı nedeni bilmeleri halinde durumun TCK.nın 45 ve 52. maddelerine göre değerlendirilmesi gerekir. Bu fıkrayı bir objektif sorumluluk nedeni gibi kabul eden 1962 tarihli YCGK. Kararı ile onu benimseyen özel daire uygulaması hemen bütün yazarlarca eleştirilmektedir.
Özel daire zaman zaman bu görüşe aykırı kararlar da vermiştir. ( 5 CD, 30.11.1991 3668/4611 )
Olayımızda mağdure Hatice Ayaz sanıklardan Bilgin'le ilişki kurmak üzere anlaşmıştır. Sanık Bilgin yanına başka arkadaşlarını da almaya kalkınca, müdahil bir kişi ile ve kısa bir süre için anlaşma yaptığını düşünüp vazgeçmek istemiş, bu arada zorla kaçırma suçu gündeme gelmiştir. Müdahilin evli olduğunu değil, çocuğu bulunduğunu bildirmesi bile sanıkların bir artırıcı nedenden sorumluluklarına yetmez. Zira yaşamın olağan koşullarında evli bir kadının para karşılığı ilişki kabul etmesi failleri inandırmaktan uzak kalır.
Belirttiğimiz ve hemen tüm yazarların açıkladığı üzere bu artırıcı neden bir objektif sorumluluk nedeni değildir. Failler, objektif sorumluluk halleri dışında kural olarak kastları çerçevesinde kalan eylemlerinden sorumlu tutulabilirler. Bu durumda da TCK.nın 52. maddesindeki fiili yanılmanın gözetilmesi gerekecektir. Aksi kabul ve uygulama TCK. 429/2. fıkrada yazılı artırma nedeninin niteliğine, kast ve fili yanılma kurallarına aykırı düşecektir.
Açıkladığım nedenlerle zorla kaçırmak suçundan kurulan hükümlerin onanması gerektiği görüşüyle sayın çoğunluğun bozma kararına katılamıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy