(4616 S. K. m. 1)
Dava: Reşit olmayan mağdureyi rızaen kaçırıp alıkoymak ve ırza geçmekten sanıklar Nedim , Uğur ve Yaşar'ın yapılan yargılamaları sonunda; TCK.nun 430/2, 414/1, 59/2, 647 Sayılı Kanunun 4. maddeleri gereğince sanıklar Uğur ve Yaşar'ın 4'er yıl 2'şer ay ağır hapis, 1.500.000 lira ağır para cezasıyla mahkumiyetlerine, haklarında 31. maddenin tatbikine, sanık Nedimin yüklenen suçtan beraetine dair ( ANKARA )3. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 23.12.1999 gün ve 1998/277 Esas, 1999/279 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanıklar Nedim ve Uğur vekili ile sanık Yaşar tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Beraat eden sanık Nedim vekilinin hükmün gerekçesine yönelik temyizi bulunmadığı anlaşılmakla temyiz isteminin CMUK.nun 317. maddesi uyarınca reddine,
Sanık Yaşar Öner hakkında ırza geçmek ve alıkoymak, sanık Uğur hakkında ırza geçmek suçundan mahkumiyetlerine dair hükümlere yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Yapılan yargılamaya toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçe ve takdire göre sanık Yaşar in Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinin kesinleşen 20.2.1997 gün ve 1996/142 Esas 1997/23 karar sayılı ilamı ile TCK.nun 456/3, 457/1, 59/2, 59, 456/2, 457/1, 51/2, 59. maddelerinden dolayı 3 yıl 12 ay 20 gün ağır hapis cezası ile mahkum edilip meşruten tahliye hükümlerinden 13.11.1997 tarihinde istifade edip salıverildiği, bihakkın tahliye tarihi 14.4.2000 olduğundan ve bu nedenle 4616 Sayılı Kanunun 6. maddesi sarahatine göre bu kanun hükümlerinden yararlanamayacağından sanıklar vekillerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazların reddi ile usul ve kanuna uygun olan sanık Yaşar'a alıkoymak ve ırza geçmek, Uğur'a ırza geçmek suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerinin ONANMASINA,
Sanık Uğur hakkında alıkoyma suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelemesine gelince;
4616 Sayılı ( 23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıvermeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanun )un 22.12.2000 tarihinde 24268 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmesi karşısında;
Uygulama maddesinde öngörülen hürriyeti bağlayıcı cezanın üst sınırı, suç tarihinin 23 Nisan 1999 dan önceye ait olması ve sanığa yükletilen suçun kanunun 1. maddesi 5. fıkrasındaki kapsam dışı suçlar içinde yer almaması gözetilerek, 6. fıkrasında öngörülen koşullar araştırıldıktan sonra 4. fıkrası uyarınca davanın ertelenmesine yer olup olmadığının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık Uğur vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan esası incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı CMUK.nun 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, 27.6.2001 gününde oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
KARŞI OY:
Mağdure Tuba , kayden 1985 doğumludur, Suç tarihi olan 23.9.1998 de 15 yaşını doldurmadığı kabul edilerek TCK. 414/1. madde ile uygulama yapılmıştır.
Yargılama sırasında mağdurenin yaşının tespiti için sağlık kurulundan rapor alınmasına karar verilmiş, mağdurenin rapor tarihi olan 5.1.1999 tarihinde 16-17 yaşlarında olduğu bildirilmiştir. Bu durumda kayıtta görülen yaş ile rapordaki yaş arasında fark olduğu anlaşılmışsa da, mağdurenin Pasinler Sağlık Ocağında doğduğunu gösteren doğum tutanağı karşısında yaş düzeltilmesine gidilmemiştir. Mağdurenin resmi kurum sayılan Pasinler sağlık ocağında 10.1.1985 günü doğduğuna dair tutanak ile sağlık kurulu raporu arasında şüphe doğuran bir çelişki meydana gelmiştir. Bu çelişkinin ve buna dayalı kuşkunun giderilmesi, ceza yargılamasının kaçınılmaz görevidir. Mahkeme, doğumun resmi kurumda olduğunu gösteren belge gönderilince araştırmaya ve tartışmaya gerek görmeden kayıttaki yaşa itibar ile hüküm kurmuştur.
Ceza yargılamasında hiçbir delil, mutlak ve tartışılamaz değildir. Doğum tutanağı, belgeler kategorisinde aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden sayılır. Bu belgenin de çeşitli nedenlerle yanlış, eksik olması olasılığı vardır. Mutlak doğruluk ve gerçeklik her zaman kabul edilemez. Kaldı ki aksini gösteren sağlık kurulu raporu vardır. Yapılması gereken, raporları ve mağdureyi Adli Tıp kurumuna göndermek, son sözü söyleyecek bu kurumdan gerekli raporları aldıktan sonra kurum kaydındaki sonuç ile rapor sonuçlarını karşılaştırarak değerlendirmektir. Açıklamaya çalıştığımız nedenlerle mağdurenin yaşı konusundaki kuşku yenilememiş, giderilememiştir.
Full & Egal Universal Law Academy