(765 S. K. m. 59, 74, 80, 415, 416, 417)
Dava: Irza geçme, ırz ve namusa tasaddide bulunma suçlarından sanık Güney'in yapılan yargılanması sonunda; TCK.nun 416/1-2, 417, 59/2, 74. maddeleri gereğince 8 yıl 9 ay ağır hapis, 3 yıl 9 ay hapis, cezasıyla mahkumiyetine dair (AĞRI) Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 30.11.2000 gün ve 2000/135 Esas, 2000/152 Karar sayılı hükmün süresi içinde duruşmalı olarak Yargıtayca incelenmesi sanık vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle 13.6.2001 Çarşamba saat 14.00 duruşma günü tayin olunarak sanık vekiline davetiye gönderilmişti.
Belli günde hakimler duruşma salonunda toplanarak Yargıtay C.Savcılarından İbrahim Şahbaz hazır olduğu halde oturum açıldı.
Yapılan tebligat üzerine tutuklu bulunan sanığın vekilinin gelemeyeceğini bildiren mazeret dilekçesi heyetçe kabul edildiği anlaşılmakla Yargıtay C.Savcısının uygun görülen talep ve mütalaası dairesinde (DURUŞMASIZ) inceleme yapılmasına oybirliği ile karar verilerek tefhim olunduktan sonra vaktin darlığına binaen dosyanın incelenmesi başka bir güne bırakılmıştı.
Bugün dava evrakı incelenerek aşağıda yazılı karar ittihaz olundu.
Karar: Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Oluş ve kabule göre sanığın ırza geçme eylemini gerçekleştirdikten birkaç saat sonra da ırza tasaddi suçunu işlediği anlaşıldığından, bu suretle kanunun aynı hükmünün kısa aralıklarla iki defa ihlal edildiği görülmekle TCK.nun 416/1, 80 ve 417. maddeleri uyarınca cezalandırılması gerektiği gözetilmeden ayrıca ırza tasaddi suçundan ceza tayini,
Kanuna aykırı, sanık vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı istem gibi CMUK.nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 28.6.2001 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
KARŞI OY YAZISI:
İncelenen hükümlere konu eylemlerin birisi zorla ırza geçme suçunu, diğeri zorla ırza tasaddi suçunu oluşturmaktadır. Bu suçların subutunda, niteliklerinde anlaşmazlık yoktur. Anlaşmazlık bu iki farklı suç tipi arasında TCY.nın 80. maddesinde düzenlenen teselsül ilişkisinin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği hususundadır.
TCK.nun 80. maddesinde yer verilen (Aynı hüküm) kavramı, esas itibariyle suçun basit şeklini ifade eder. Basit şekliyle birlikte o suçun nitelikli halleri de gerek öğretide ve gerekse uygulamada genellikle aynı hüküm sayılmaktadır. Aynı hüküm, maddi ve manevi unsurları aynı olan suçlar için söz konusu olabilir. Irza geçme suçu ile ırza tasaddi suçu arasında böyle bir benzerlik ya da ayniyet bulunmadığı görüşündeyiz.
Konuyu tartışmadan önce, öğretideki görüşlere bakmakta yarar vardır.
Demek oluyor ki, bu konuda gözönünde tutulacak ölçü, suçun hukuki konusu, yani belirli bir fiili suç haline getirmekle korunan hukuki yarar olmayıp suçun basit şeklidir. Çünkü suçun ağırlaşmış şekline, aslında basit şekli de girer. Bu sebeple ırza tasaddi ile ırza tecavüz aynı kanun hükmü sayılamaz. Çünkü her biri ayrı bir suçun basit şeklidir ve bu suçlardan birinin diğerini kapsadığı, diğerinin tarifini de içerine aldığı iddia edilemez. (Dönmezer- Erman; Naz.Ve.Tat.Cez.Huk.C.I.s.397)
Müteselsil suçun söz konusu olabilmesi için gerekli bu koşul kanımızca aynı suç tipi şeklinde anlaşılmalıdır... aynı fasılda düzenlenmiş olsalar dahi farklı suç tiplerini kapsayan hükümler aynı hüküm olarak kabul edilemezler.. böylece suçun ağır, hafif, nitelikli şekilleri kanunun aynı maddesinde bulunmasalar dahi aynı hüküm olarak nitelendirilebilirler (İÇEL SUÇ TEORİSİ;2.Kitap;s.446)
Bu açıklamalara ve görüşümüze göre, farklı suç tipleri olan ırza geçme ile ırza tasaddi arasında teselsül ilişkisi kurulamaz. Ancak, TCK.nın 415. maddesindeki tasaddi suçu ile TCK.nın 416/2. maddesindeki zorla tasaddi suçları, farklı maddelerde yer alsalar da aynı hüküm sayılarak aralarındaki teselsül ilişkisi kabul edilebilir. Bunun gibi, aynı hükümlerde yer alsalar dahi farklı suç tiplerinin bir hükmün değişik fıkralarında düzenlenmiş olması teselsül hükmünün uygulanmasına yeterli olmayacaktır. Olayımızda bu durum gerçekleşmiştir. TCY.nın 416/2. maddede, 415. maddedeki suçun ağırlaştırılmış şekli düzenlenmektedir. Bir başka görüş de aynı mahiyettedir.
Kanunun aynı hükmünün ihlal edilip edilmediğini belirlerken, suçların basit şekillerinin yani asli unsurlarının aynı olup olmadığına bakılmalıdır. Kanunun aynı maddesinde yer alsın veya almasınlar, suçların basit şekilleriyle ağırlaşmış veya mevsuf şekilleri arasında, tamamlanmış suçla teşebbüs aşamasında kalan suçlar arasında teselsül mümkündür (T.YALÇIN SANCAR; Müteselsil Suç; s.159)
Öğretinin yukarıda yer verdiğimiz görüşleri ve açıklamalarımıza göre TCK.nın 416. maddede düzenlenen ırza geçme suçu ile aynı maddenin 2. fıkrasında ağırlaştırılmış şekli düzenlenmiş olmasına rağmen tasaddi suçu arasında teselsül ilişkisi kurulamayacağından TCK.nın 80. maddesinin uygulama olanağı yoktur. Gerçek içtima kuralları uygulanmalıdır. Bu kuralı uygulayan mahkemenin kararında yasaya aykırılık görmediğimden, hükmün onanması gerektiği görüşüyle, TCK.nın 80. maddesinin uygulanması gerektiği gerekçesiyle bozmaya dair çoğunluğun görüşlerine katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy