(765 S. K. m. 212, 219) (1412 S. K. m. 406)
Dava: Rüşvet almaktan sanık V.'nin yapılan yargılaması sonunda; TCK.nun 212/1, 219/son. maddeleri gereğince 3 yıl 4 ay ağır hapis, 10.416.666.666 lira ağır para cezasıyla mahkumiyetine, memuriyetten müebbeten mahrumiyetine dair Diyarbakır İkinci Ağır Ceza Mahkemesi'nden verilen 16.11.2000 gün ve 2000/85 Esas, 2000/229 Karar sayılı hükmün süresi içinde duruşmalı olarak Yargıtayca incelenmesi sanık vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle, incelenip gereği görüşülmüş olduğundan aşağıda yazılı karar ittihaz olundu.
Sanığın emir ve idare yetkisinin bulunmaması nedeniyle tebliğnamedeki TCK.nun 219/1. maddesinin uygulanması gerektiği yönündeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere mahkemenin tahkikat neticelerine uygun olarak tecelli eden kanaat ve takdirine, tetkik olunan dosya münderecatına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine.
Ancak;
1- D... Defterdarlığı İç Tedarik Bölge Başkanlığı Saymanlık müdürü olan sanığın M... Savunma Bakanlığı İş Tedarik Bölge Başkanlığının devamlı müteahhidi olup kendi adına asaleten ve oğlu ile A... A.Ş. adına vekaleten çok sayıda ihaleler alarak taahhütlerini yerine getirdikçe sanığın görevli olduğu Saymanlıktan istihkaklarını alan müştekiden, ödemelerde kolaylık sağlayıp zamanında yapmak için birçok kez para istediği, olay tarihi itibariyle tahakkuk etmiş alacağının bulunduğu, özellikle hazırlıktaki anlatımlarına göre parayı verme niyeti olmayan müştekinin durumu valiliğe ve daha sonra da polise bildirdiği, sanığın yakalanması ve suçunun tespitini temin için seri numaraları alınmış ikibuçukmilyar lirayı polisin bilgisi dahilinde buluşulan pastahanede verilmesini müteakip sanığın parayı birlikte yakalandığının anlaşılması karşısında rüşvet teklifinin kabul edilmemesi ve sanığın yakalanması için yapılan anlaşmanın da serbest irade ürünü olmaması nedeniyle rüşvet anlaşmasının oluşmadığı nazara alındığında eyleminin yapması gereken işi yapması için rüşvet almaya eksik teşebbüs aşamasında kaldığı gözetilmeden suçun tamamlandığının kabulüyle yazılı şekilde hüküm kurulması.
2- Sanığın almak istediği paranın rüşvetin konusunu oluşturduğu nazara alınarak bu miktar üzerinden ağır para cezasının belirlenmesi gerekirken, yakalanmasının sağlanması için verilen paranın esas alınması suretiyle cezanın noksan tayini,
3- CMUK.nun 406. maddesine aykırı olarak hükmün esasını oluşturan kısa kararda sanıktan tahsiline karar verilen yargılama giderinin miktar ve müfredatının gösterilmemesi,
Sonuç: Kanuna aykırı, sanık vekilinin temyiz itirazları ile sanık ve vekilinin duruşmalı inceleme sırasındaki savunmaları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 30.1.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy