(765 S. K. m. 214, 219, 240, 366) (1412 S. K. m. 253)
Dava: Rüşvet almak-vermek, görevi ihmal, görevi kötüye kullanmak, cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak ve artırma ve eksiltmeye fesat karıştırmak suçlarından sanıklar Muzaffer Selvi, Ünal Peker, Birsel Sönmez, Nuri Doğan Karadeniz, Mustafa Mendilcioğlu, Osman İlhan, Yavuz Gürsoy, Hasan Hüseyin Çoğalan, Erhan Aygün, Mustafa Geçek, R.Önder Karaduman, Tanju Tugal, Haldun Atıf Danışman, Mehmet Vehbi Bilgin, Ahmet Araçman, Ahmet Celal Birinci, Mehmet Zeki Köseoğlu, M. Kemal Kılıçarslan, Murat Yılmazer, Ahmet Şenol, Necip Timuçin Tümer, Zeki Göksu, Selçuk Gökyer ve A.Oktay Şatıroğlu'nun yapılan yargılanmaları sonunda: sanıklar Remzi Önder, Tanju Tugal, Ahmet Araçman, Mustafa Kemal Kılıçarslan ve Murat Yılmazer'in yüklenen suçlardan, sanıklar Muzaffer Selvi, Ünal Peker, N.Doğan Karadeniz, Erhan Aygün'ün cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak, sanıklar Mustafa Mendilcioğlu, Osman İlhan, Yavuz Gürsoy, Hasan Hüseyin Çoğalan'ın cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak ve artırma ve eksiltmeye fesat karıştırmak suçlarından, sanık M. Vehbi Bilgin ve Birsel Sönmez'in cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak ve rüşvet almak-vermek suçlarından beraatlarına, sanıklar Muzaffer Selvi, Ünal Peker, Birsel Sönmez'in rüşvet almak ve görevi ihmal, sanıklar N.Doğan Karadeniz, Erhan Aygün, Mustafa Geçek'in rüşvet vermek, sanıklar Mustafa Mendilcioğlu, Osman İlhan, Yavuz Gürsoy, H.Hüseyin Çoğalan, M.Vehbi Bilgin, A.Celal Birinci, Ahmet Şenol, Zeki Göksu ve Selçuk Gökyer'in görevi kötüye kullanmak, sanıklar M. Zeki Köseoğlu, Necip Timuçin Tümer ve A.Oktay Şatıroğlu'nun görevi ihmal suçlarından mahkumiyetlerine, ayrıca sanıklar Mustafa Mendilcioğlu, Osman İlhan, Yavuz Gürsoy ve H.Atıf Danışman hakkında CMUK. nun 253/5. maddesi gereğince bir kısım davaların düşürülmesine dair Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 12.7.2002 gün ve 2001/191 Esas, 2002/223 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi O Yer C.Savcısı ve müdahiller vekilleri ile mahkum olan sanıklar vekilleri tarafından istenilmiş, sanıklar Muzaffer Selvi, Ünal Peker ve Birsel Sönmez yönünden incelemenin duruşmalı yapılması talep edilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle 31.1.2003 Cuma saat 14.00 duruşma günü tayin olunarak sanıklar vekillerine davetiye gönderilmişti. Belli günde Hakimler duruşma salonunda toplanarak Yargıtay C.Savcılarından Mustafa Ernalbant hazır olduğu halde oturum açıldı. Yapılan tebligat üzerine dosyadaki ibraz eylediği vekaletnamelere dayanarak sanık Muzaffer Selvi adına gelen Avukat Özdemir Özok Mahmut Güler, Emre İncula, Kemal Şahin sanık Birsel Sönmez adına gelen Av. Memduh Tekelioğlu, Av. M.Hadimi Yakupoğlu, sanık Ünal Peker adına gelen Av. Mehmet Özşahin ve Av. Ali Koyuncu huzura alınarak duruşmaya başlandı. Duruşma isteğinin süresinde ve yerinde olduğu anlaşıldıktan sonra uygun görülen talep ve mütalaa dairesinde sanıklar haklarında Duruşmalı inceleme yapılmasına oybirliğiyle karar verilerek tefhim olunduktan sonra işin açıklanmasına dair raportör üye tarafından düzenlenen rapor okundu. Raportör üye rapora ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirdi. Sanıklar vekilleri temyiz layihalarını açıklayarak savunmada bulunup müvekkilleri hakkındaki hükmün BOZULMASINI istediler. Yargıtay C.Savcısı tebliğname içeriğini tekrar etti. Sanıklar Muzaffer Selvi ve Birsel Sönmez vekilleri savunma yapabilmek için mehil istediler, sanık Ünal Peker vekilleri mehil istemediklerini, savunma yapacaklarını bildirdiler, bu istekleri heyetçe kabul edildi. 4778 Sayılı Kanunun 2. maddesiyle değiştirilen CMUK. nun 316/son. madde uyarınca kararı temyiz eden tüm sanıklar ve müdahiller vekillerine C.Başsavcılığının tebliğnamesinin tebliği ve noksanı bulunmadığı takdirde bir karar verilmek üzere duruşmanın 7.3.2003 Cuma saat 14.00'a bırakılmasına karar verilmişse de; noksanlıkların tamamlanamamasından dolayı dosya incelenerek karar verilip tefhim olunmak üzere duruşmanın 21.3.2003 Cuma saat 14.00'a bırakılmasına oybirliğiyle karar verildi. Son sözü sorulan sanıklar vekilleri savunmalarına ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirdi. Dosya incelendi. Belli günde oturum açıldı. Dava evrakı incelenip gereği görüşülmüş olduğundan aşağıda yazılı karar ittihaz olundu. Gerekçeli karar başlığında hatalı yazılan sanık Osman İlhan'ın tahliye tarihinin 16.7.2001 sanık Abdullah Oktay Şatıroğlu'nun anne adının Kifayet, sanık Nuri Doğan Karadeniz'in baba adının Hüseyin Kaya ve Haldun Atıf Danışman'ın baba adının Rıfkı olacak şekilde düzeltilmesi, keza emanette bulunan cep telefonu ve ekleri hakkında mahallinde mahkemesince bir karar verilmesi mümkün görülmüştür.
1- Yapılan yargılamaya, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçe ve takdire göre Alaçatı RES'deki eylemleri nedeniyle sanıklar Haldun Atıf Danışman, Mustafa Mendilcioğlu ve Yavuz Gürsoy'un, Afşin Elbistan (A) Termik Santralindeki eylemleri nedeniyle sanık Mustafa Mendilcioğlu'nun ve Kırklareli Doğalgaz Çevrim Santralinde ki eylemleri nedeniyle sanık Mustafa Mendilcioğlu ve Osman İlhan'ın haklarında açılan kamu davalarının soruşturma izni verilmemesi nedeniyle CMUK. nun 253/5. maddesi gereğince düşürülmesine dair verilen kararlar ile sanık Tanju Tugal'ın Birsel Sönmez'e 100 veya 200 bin dolar rüşvet vermek, sanık Birsel'in de bu rüşveti almak, sanık Ahmet Araçman'ın Hasan Hüseyin Çoğalan'a 30 bin dolar ve sanık Remzi Önder Karaduman'ın ise Muzaffer Selvi'ye bir milyon dolar rüşvet teklif etmek suçlarından kanıt yetersizliği nedeniyle, sanıklar Mustafa Kemal Kılıçarslan ve Murat Yılmazer'in mahsuplaşma işlemleri ile ilgili olarak üzerlerine atılı görevi suiistimal suçundan unsurların oluşmaması sebebiyle beraatlarına dair verilen kararlar usul ve yasaya uygun olduğundan temyiz itirazlarının reddiyle bu suçlardan adı geçen sanıklar haklarında kurulan hükümlerin ONANMASINA,
2- Gökçeada RES, Çanakkale İntepe RES, Mazıdağı RES, Hacıömerli RES ve Soma RES'teki eylemleri nedeniyle sanıklar Mustafa Mendilcioğlu, Osman İlhan, Yavuz Gürsoy, Hasan Hüseyin Çoğalan'ın bir kısım tanık beyanlarına dayanarak teselsül eden görevi kötüye kullanma suçundan hükümlülüklerine karar verilmişse de; santral yapımı gibi teknik ve idari konular ile ilgili olarak yargılamanın tüm aşamalarında yapılmış bilirkişi incelemesinin mevcut olmadığı keza dosyada toplanan tüm kanıtlarla da bir hükme varma olanağının bulunmaması karşısında, öncelikle yukarıda belirtilen santrallerin kuruluş ve ihale süreci ile ilgili tüm belge ve yazışmaların onaylı örneklerinin ilgili merciilerden istenip getirtilmesi, Yap İşlet Devret modeli ile santral yapımı konusunda uzman ve tarafsız kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetine tevdii edilerek, 3096 ve 3996 sayılı Yasalar, 94/5907 ve 96/8269 sayılı Bakanlar Kurulu kararları ile 4.9.1985 tarih ve 85/9799 sayılı, 23.2.1987 tarih ve 87/11488 sayılı Yönetmeliklerde öngörülen düzenlemeler ile tanıklar Nazan Öztürk, Ahmet Taşpınar, Selçuk Karadeli, Banu Çamkerten, Hasan Selek ve Ökkeş Çamdalı'nın aşamalardaki anlatımları nazara alınarak, belirtilen santrallerin kuruluş ve ihale sürecinde usulsüzlükler bulunup bulunmadığı hususlarında ayrıntılı ve açıklayıcı rapor alındıktan sonra hasıl olacak sonuca göre adı geçen sanıkların bu ve cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak suçlarından ve bu teşekküle rüşvet vererek yardım ettiği ileri sürülen sanık Mehmet Vehbi Bilgin'in hukuki durumlarının ayrı ayrı tayin ve takdir edilmesi gerekirken noksan soruşturma ile yazılı şekilde hükme varılması,
3- TCK. nun 366. maddesine aykırı davranmak suçundan haklarında dava açılan sanıklar Mustafa Mendilcioğlu, Osman İlhan, Yavuz Gürsoy ve Hasan Hüseyin Çoğalan'ın eylemlerini hem TCK. nun 240. maddesinin oluşumu içinde kabul edip hem de bu suçtan açılan kamu davasından unsurları oluşmadığından bahisle beraatlarına karar verilmesi suretiyle CMUK. nun 257. maddesine aykırı davranılması,
4- Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun Dairemizce de benimsenen 12.3.1990 gün ve 1990/8-3-70 sayılı kararındaki; bir olayın açıklanması sırasında başka bir hadiseden söz edilmesi o hadise hakkında da dava açıldığını göstermeyeceği ve dava konusu yapılan eylemin açıklıkla ve bağımsız olarak belirtilmesi gerekeceğine dair düşünceleri nazara alındığında, Devlet Güvenlik Mahkemesine hitaben düzenlenen iddianamede sanık Mehmet Vehbi Bilgin hakkında Soma RES ihalesinde diğer firmaların tekliflerini kendisine sızdırarak görevini kötüye kullandığı ileri sürülen Yavuz Gürsoy'un eylemine fer'an iştirak ettiğinden bahisle açılmış bir dava mevcut olduğundan söz etmeye olanak bulunmadığı gözetilmeden ek savunma hakkı tanınarak sanık Mehmet Vehbi Bilgin'in yazılı şekilde bu suçtan hükümlülüğüne karar verilmesi,
5- Yamula Barajının yapımını üstlenen şirketten sanıklar Muzaffer Selvi ve Ünal Peker'in yapmaları gereken iş için rüşvet aldıkları, sanık Birsel Sönmez'in de buna aracılık ettiğinden bahisle hükümlülüklerine karar verilmişse de, rüşvetin niteliğinin belirlenmesi konusunda bir araştırma yapılmadığı anlaşıldığından, baraj yapımı ve ihalesi konusunda uzman ve tarafsız kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetine dosya ekleri arasında bulunan söz konusu baraja ait dökümanlar tevdii edilerek, yapım ve ihale süreci ile özellikle ESA'nın TEAŞ tarafından onaylanması aşamalarında mevzuat ve uygulamaya uymayan bir geciktirme ve usulsüzlük bulunup bulunmadığı konularında açıklayıcı rapor aldırıldıktan sonra adı geçen sanıkların gerek bu suçlardan gerekse cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak suçlarından hukuki durumlarının tayin ve takdir edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
6- Yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, haklarındaki hükümlere yönelik sair temyiz itirazları yerinde görülmeyen sanıklar Erhan Aygün ve Nuri Doğan Karadeniz'in, Muzaffer Selvi ve Ünal Peker'e ayrı ayrı menfaat sağlamaları eylemlerinde suç işleme kararında birlik bulunduğundan söz edilemeyeceği ve iki ayrı rüşvet vermek suçundan cezalandırılmaları gerektiği halde yazılı şekilde hüküm kurulması,
7- TEAŞ Genel Müdür Yardımcısı olan Ünal Peker'in TCK. nun 214. maddesinde açıklanan emir ve idare yetkisine sahip olan kimselerden olmadığı gözetilmeden sanıklar Erhan Aygün ve Nuri Doğan Karadeniz'e verilen cezaların bu madde ile artırıma tabi tutulması,
8- Yapılan yargılamaya ve toplanan kanıtlara göre, hakkındaki hükme yönelik diğer temyiz itirazları yerinde görülmeyen sanık Mustafa Geçek'in rüşvet konusu parayı Aralık 2000 tarihinde Muzaffer Selvi'ye verdiği anlaşıldığı halde, Kasım 2000 tarihinde verdiğinin kabulü ile yazılı şekilde uygulama yapılması,
9- Rüşvet verme suçundan hükümlendirilen sanıklar Erhan Aygün, Nuri Doğan Karadeniz ve Mustafa Geçek'in hakkında da TCK. nun 219/son maddesi uyarınca memuriyetten müebbeten mahrumiyet cezasına hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
10- Sanıklar Muzaffer Selvi ve Ünal Peker'in Yamula barajının yapımını üstlenen şirketten, Erhan Aygün'den, Nuri Doğan Karadeniz'den ve sanık Muzaffer'in ayrıca Mustafa Geçek'ten aldıkları rüşvetlerde suç işleme kararında birlik bulunduğundan söz edilemeyeceği ve her şahıstan sağladıkları menfaatlerin ayrı ayrı rüşvet almak suçunu oluşturacağı gözetilmeyerek yazılı şekilde teselsül eden rüşvet alma suçundan hükümlülüklerine karar verilmesi,
11- Suç tarihinde TEAŞ Genel Müdürü olarak görev yapan sanık Muzaffer Selvi'nin emir ve idare yetkisini haiz kişilerden olduğu halde, rüşvet alma suçundan verilen cezalarının TCK. nun 219/1. maddesi gereğince artırıma tabi tutulmaması.
12- TEAŞ ile Kayseri Elektrik A.Ş ve Aktaş Elektrik A.Ş arasında her yıl yapılması gereken mahsuplaşmanın 1990 ila 1999 yılları arasında gerektiği şekilde veya bazı yıllar hiç yapılmadığından bahisle hükümlülük kararı verilmişse de; bu konuda soruşturma izni verilmesine dair Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın 6.4.2001 gün ve 67 nolu kararı, buna itiraz üzerine Yüksek Danıştay 2. Dairesince verilen 14.6.2001 tarih ve 2001/763-1654 sayılı kararı ve 4483 Sayılı Yasanın 8. maddesi dikkate alındığında; sanıklara atılı eylemin 8.8.1997 tarihli Başbakanlık Teftiş Kurulu raporunun gereklerini yerine getirmemekle sınırlı tutulmasının zorunlu olduğu, bu durumda ise; adı geçen şirketlerle TEK (TEAŞ) arasında 1990 ila 1993 yıllarında mahsuplaşmanın yapılmaması nedeniyle konunun 13.9.1993 tarihinden itibaren Başbakanlık müfettişlerince soruşturulduğu, mevcut sözleşme hükümleri gözönüne alındığında mahsuplaşmaların yapılmasının güç olduğu belirtilmekle beraber vaki ihbarları sonucunda o zamanki TEK'in yöneticileri hakkında Asliye Ceza Mahkemesine dava açıldığı, alınan bilirkişi raporu ve yargılama sonucunda problemlerin önceki tarihlerden itibaren büyüyüp birikerek oluşması, işlemlerin karmaşıklığı ve sorunların teknik ağırlıklı olması gibi gerekçelerle beraatlarına karar verildiği, bu aşamadan sonra da TEAŞ yöneticilerinin mahsuplaşmaları sonuçlandırma çabalarına hız verdikleri, yaptıkları geçici mahsuplaşmanın 7.7.1995 tarihinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından da uygun bulunduğu bu mahsuplaşma işlemlerini inceleyen Başbakanlık müfettişlerinin düzenledikleri 8.8.1997 günlü raporda; TEK/TEAŞ ile Aktaş arasında on bir, Kayseri A.Ş ile altı ayrı mahsuplaşmadan doğan davaların açıldığını, bu hususlarda mevzuatta boşluk bulunduğunu, görev sözleşmelerinin ilgili kanun ve yönetmeliklerin öngördüğü düzenlemelere uymayan hükümler taşıdıklarını, sözleşmelerin mahsuplaşma ile ilgili 25-26-27. maddelerinin ilgili diğer mevzuatla çeliştiğini ve uygulanabilir hükümler taşımadığını, 1994 yılı mahsuplaşmasının geçici kayıtla yapılması karşısında, suçun sübuta ermemesi sebebiyle yetkililer hakkında bu aşamada cezai yönden yapılacak bir işlem bulunmadığı sonucuna vardıkları, sanıkların bu aşamadan sonra da adı geçen şirketlerle TEAŞ arasında ki mahsuplaşma çalışmalarını sürdürdükleri, 8.8.1997 tarihli rapora imza koyan Yüksek Denetleme Kurulu baş denetçisi Mehmet Cam'dan bu konuda danışman olarak istifade ettikleri, düzenleyip kabul ettikleri geçici mahsuplaşmaların 25/26-3-1999 tarihinde ilgili bakan tarafından onaylandığı, geçici mahsuplaşmadan doğan alacakların ilgili şirketlerden 17/24-5-1999 tarihlerinde tahsil edildiği, baş denetçi Mehmet Cam'ın dosyaya sunduğu raporunda; 1990-1997 mahsuplaşmalarının ilk aşamada geçici kaydıyla yapılmasının yeterli olduğunu, mahsuplaşma işleminde mesafe alınmış olmasının Devletin zararına değil karına bir uygulama olduğunu, 1990 yılında yapılan sözleşmelerde ilgili Kanun ve Yönetmeliklerle çelişen bir çok hükümler bulunduğunu, 10 yıldır yaşanan çözümsüzlüklerin nedenin de bu olduğunu, görevli şirketlerin sözleşmelerinin iptalinin mevcut yapılanma içinde son derece zor elde edilir bir sonuç olduğunu, 1990 yılından beri belirsizliği oldukça fazla mevzuattan kaynaklanan sorunların 7 yıl sonra hakkaniyetle çözüme kavuşturulmasının mümkün olacağı kanaatini taşımadığını, sorunların son dönemde ortaya çıkmadığını belirttiği, Müfettiş Kaya Güzelcan'da dosyaya ibraz ettiği raporunda; mahsuplaşma işlemlerinin sonuçlandırılamamasında ilgili sözleşmelerdeki belirsiz ve çelişkili hükümlerin önemli etkisinin bulunduğunu mütalaa ettiği, öte yandan 8.8.1997 tarihli Müfettiş raporu gereklerini yerine getirmemek suçundan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Müsteşarı Halil Yurdakul Yiğitgüden'in Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairesinde yapılan yargılaması sonucunda atılı bu suçtan beraatına karar verildiği, vaki temyiz üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunca 17.12.2002 tarihinde onandığı nazara alındığında; şirketlerle mahsuplaşmayı yapmak için çaba harcayan, idarenin ileride doğabilecek alacaklarının tahsili amacıyla bu mahsuplaşmaları geçici olarak yapan sanıklar Muzaffer Selvi, Ünal Peker, Birsel Sönmez, Mustafa Mendilcioğlu, Osman İlhan, Haldun Atıf Danışman, Mehmet Zeki Köseoğlu, Ahmet Şenol, Necip Timuçin Tümer, Ahmet Celal Birinci, Abdullah Oktay Şatıroğlu, Zeki Göksu ve Selçuk Gökyer'in görevi kötüye kullanma veya görevi ihmal kastıyla hareket ettiklerine dair yeterli ve inandırıcı kanıtların bulunmadığı gözetilmeden, soruşturma izni dışında kalan 1999 yılı mahsuplaşmasının yapılmamasına ilişkin eylemi de katarak atılı suçtan hükümlülüklerine karar verilmesi,
13- Müdahiller vekili lehine hükmedilen Avukatlık ücretinin tayininde karar tarihi yerine katılma günündeki tarifelerin esas alınması,
14- Soruşturma izni verilmemesi nedeniyle düşme kararı verilen santrallerle ilgili olarak hazırlıkta yaptırılan inceleme sonucunda bilirkişilere takdir edilen 4.200.000.000 lira ücretin hükümlendirilen sanıklara yükletilmesi,
Sonuç: Yasaya aykırı, temyiz itirazları ve sanıklar vekillerinin duruşmalı inceleme sırasındaki savunmaları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin CMUK. nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 20.03.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy