(765 S. K. m. 209, 240)
Dava: Cebri irtikap suçundan sanık Nilgün Erdoğan'ın yapılan yargılanması sonunda; mahkumiyetine dair Yalova Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 13.11.2001 gün ve 2001/172 Esas, 201/194 Karar sayılı hükmün süresi içinde duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi sanık vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle 26.3.2003 Çarşamba saat 14.00 duruşma günü tayin olunarak sanık vekiline davetiye gönderilmişti.
Belli günde Hakimler duruşma salonunda toplanarak Yargıtay C. Savcılarından Günsal Albayrak hazır olduğu halde oturum açıldı.
Yapılan tebligat üzerine gelmiş olan sanık ve dosyadaki vekaletnameye dayanarak sanık adına gelen Avukat Ünal Yavuz huzura alınarak duruşmaya başlandı.
Duruşma isteğinin süresinde ve yerinde olduğu anlaşıldıktan sonra uygun görülen talep ve mütalaa dairesinde sanık hakkında (duruşmalı) inceleme yapılmasına oybirliğiyle karar verilerek tefhim olunduktan sonra işin açıklanmasına dair raportör üye tarafından düzenlenen rapor okundu.
Raportör üye rapora ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirdi.
Sanık vekili temyiz layihasını açıklayarak savunmada bulunup müvekkili hakkındaki hükmün (bozulmasını) istedi.
Yargıtay C.Savcısı tebliğname içeriğini tekrar etti. Tebliğname kalemdi tebliğ edilmişti.
Sanık vekili savunmasını yapacağını bildirdi.
Son sözü sorulan sanık vekili savunmasına ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirmekle dosya incelenerek karar verilip tefhim olunmak üzere duruşma 9.4.2003 Çarşamba saat 14.00'e bırakılmıştı.
Belli günde oturum açıldı. Dava evrakı incelenip gereği görüşülmüş olduğundan aşağıda yazılı karar ittihaz olundu.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
TCK. nun 209/1 maddesinde düzenlenen irtikap suçu memurun görev ve sıfatını kötüye kullanarak kendisine veya başkasına yarar sağlamak için ferdi icbar etmesi ile oluşur. Aktif olan memurdur; Fert ise mağdur olup sağlamak zorunda olduğu yararın yasal olmadığını bilir.
Rüşvet suçları ise, memurun yasa gereği yapmaya mecbur olduğu şeyi yapmak veya yapmamaya mecbur olduğu bir şeyi yapmamak ve yapmaya mecbur olduğu şeyi yapmamak veya yapmamaya mecbur olduğu bir işi yapmak için meşru zeminde bulunmayan karşı tarafla yarar sağlama karşılığı anlaşmaya varması başka bir ifade ile karşılıklı rüşvet anlaşmasına varılması ile oluşur.
İnceleme konusu olaya gelince; suç tarihinde Yalova Devlet Hastanesinde Genel Cerrahi Uzmanı olarak görevli sanığın kızını ameliyat ettiği müşteki Sevim Gülsüm'den ameliyat sonrası 75 milyon lira aldığı, ancak bu paranın verilmesi konusunda ameliyat öncesi sanıktan bir teklif geldiği ve bu teklifinde kanunun anladığı manada icbara dönüştüğü, yahut sanık ve müştekinin görevi icabı sanık tarafından ameliyatın yapılması konusunda menfaat karşılığı anlaştıkları yolunda her türlü şüpheden uzak inandırıcı ve yeterli kesin delil bulunmadığı bu itibarla irtikap veya rüşvet suçundan bahsedilmeyeceği, kim tarafından şikayete konu edildiği dahi anlaşılamayan genel anlamda hastanede bıçak parası altında para alındığı şeklindeki duyumların ilgili Bakanlığa mahalli bir siyasi parti mensubu olduğunu söyleyenlerce ulaştırılmasını takiben yapılan soruşturma sonucu ikame edilen dava aşamasında dinlenen müşteki mağdur konumundaki Gülsüm ve diğer şahitlerin çelişkiler gösteren ve teklif edilemeyen beyan ile ifadelerinin değerlendirilmesinde; sanık tarafından ne şekilde ve ne amaçla alındığı kesin olarak saptanamayan ve fakat alınmaması gereken parayı alma eyleminin lehe bir kabulle TCK. nun 240. md. kapsamında kalan görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı gözetilmeden nitelendirmede yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
Sonuç: Kanuna aykırı, sanık vekilinin temyiz itirazları ile duruşmalı inceleme sırasındaki savunmaları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 09.04.2003 tarihinde oybirliğiyle karar verilerek Yargıtay C.Savcılarından Mahir Durakoğlu hazır olduğu halde sanık vekilinin gıyabında tefhim olundu. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy