(765 S. K. m. 46)
Irza geçmekten sanıklar Satılmış Şimşek, Halil İbrahim Çetinkaya ve Erdal Kurt'un yapılan yargılanmaları sonunda, TCK. nun 416/1, 59. maddeleri gereğince sanık Satılmış'ın 5 yıl 10 ay ağır hapis cezasıyla mahkumiyetine, hakkında 31, 33. maddelerin tatbikine, diğer sanıkların yüklenen suçtan beraetlerine dair Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 31.10.2001 gün ve 2001/86 Esas 2001/307 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi müdahil ve sanık Satılmış müdafii tarafından istenilmiş ve sanık Satılmış yönünden incelemenin duruşmalı yapılması talep edilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle 27.3.2002 Çarşamba saat 14.00 duruşma günü tayin olunarak sanık vekiline davetiye gönderilmişti.
Belli günde hakimler duruşma salonunda toplanarak Yargıtay C. Savcılarından Nusret Güngör hazır olduğu halde oturum açıldı.
Yapılan tebligat üzerine tutuklu bulunan sanığın vekil göndermediği ve ayrıca bir talepte de bulunulmadığı anlaşılmakla Yargıtay C. Savcısının uygun görülen talep ve mütalaası dairesinde (DURUŞMASIZ) inceleme yapılmasına oybirliği ile karar verilerek tefhim olunduktan sonra vaktin darlığına binaen dosyanın incelenmesi başka bir güne bırakılmıştı.
Bugün dava evrakı incelenerek aşağıda yazılı karar ittihaz olundu.
Mağdure Nihal'in, Karaman olan soyadının hüküm yerinde Kahraman olarak yazılması düzeltilebilir yazım hatası görülmüş olup,
Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle sanıklar Halil İbrahim Çetinkaya ve Erdal Kurt haklarında kurulan beraet hükmü usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
Sanık Satılmış Şimşek hakkında kurulan hükme ilişkin incelemede ise; mağdure Nihal hakkında düzenlenen 21.9.2001 gün ve 28240 sayılı Sağlık Kurulu raporunda, kronik şizofrenik bozukluk bulunduğunun saptandığı, beyanlarına itibar edilmeyip şuur ve harekat serbestisini tamamen kaldıracak nitelikte akıl hastalığına duçar olduğu açıklandığı ve olayda cebir şiddet ya da tehdidin varlığından söz etmeyen mağdurenin mukavemete muktedir olup olmadığını irdelemeyen rapora dayanılarak hüküm kurulduğu anlaşılmakla; mağdurenin bu konularda en son ve yetkili merci bulunan Adli Tıp Kurumuna sevk edilerek saptanan arızasının TCK.nun 416/1. maddesine uygun akıl hastalığı niteliğinde olup olmadığı, dolayısıyla kendisine karşı işlenen ırza geçme eylemine direnip direnemeyeceği ve kötülüğünü bilip bilemeyeceği, mevcudiyeti kabul edilen akıl hastalığının hekim olmayanlarca da anlaşılıp anlaşılamayacağı hususlarında görüş alındıktan sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Sanığın ana adı, nüfus kaydında Kezban olduğu halde Keziban olarak çıkarılmış sabıka kaydına dayanılarak hüküm kurulması,
Sonuç: Kanuna aykırı, sanık müdafii ve müdahilin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı istem gibi CMUK.nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 01.04.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy